banner1

Kolay aşure tarifi Oktay Usta Aşure malzemeleri nelerdir?

Aşure nasıl yapılır? Bugün aşure yapmak isteyen hanımlar kolay ve lezzetli aşure tariflerini aramaya başladılar. Aşure yapmak oldukça zor görünse de verdiğimiz tam ölçülü tarif ile harika bir aşure elde edebileceksiniz. Oktay Usta'dan kolay ve lezzetli aşure tarifi haberimizin devamında sizlerle.


Kolay aşure tarifi Oktay Usta Aşure malzemeleri nelerdir?

Aşure nasıl yapılır? Aşure yaparken nelere dikkat etmek gerekir? Bugün aşure günü olması nedeni ile aşure kazanları kaynamaya başladı. Bereket ayı olan Muharrem ayında aşure yapıp dağıtmanın büyük sevabı vardır. Aşure yapmak isteyen hanımlar aşure tarifini aramaya başladılar. En güzel ve lezzetli aşure tariflerini sizler için derledik. Oktay Usta'dan kolay ve lezzetli aşure tarifi haberimizin devamında sizlerle.


Aşure nasıl yapılır? Muharrem ayının sona ermesine çok az bir zaman kala bugün milyonlarca Müslüman aşure gününü kutluyor. Aşure gününde aşure yapıp dağıtacak olan ev hanımları ise kolay ve lezzetli aşure tariflerini aramaya başladılar. Aşure günü bugün itibari ile başlamış bulunuyor. Muharrem ayının 11. günü kutlanan aşure gününde aşure yapıp dağıtacaklar için en güzel aşure tarifleri haberimizin devamında sizlerle.

Aşure Tarifi – 10 kişilik – 60 dakika

 

Aşure malzemeleri

Yarım kilogram buğday

1 fincan pirinç (çay fincanı)

200 gram kuru fasulye

200 gram kuru ceviz

200 gram fındık

100 gram pilav fıstığı

1 kilogram toz şeker

200 gram nohut

4 adet limon

50 gram kuş üzümü

Memnun kalacağınız bir aşure tarifi.


 

 
 

Aşure tarifi

 


Pirinçleri ve buğdayları yıkayın. Pirinçleri ve buğdayları tencereye koyun ve üzerine su ekleyin (üzerini 2-3 parmak aşacak şekilde). Bu şekilde 5 dakika karıştırarak pişirin.Üzerini sıkıca kapatıp sıcak ortamda, bir gece bekletin. Nohut ve fasulyeleri yumuşayıncaya kadar haşlayın. Pirinç ve buğdayları tencereye biraz sıcak su ekleyerek ateşe koyup kapaksız olarak kaynatın. Dibinin tutmamasına dikkat edin, devamlı karıştırın. Bir süre sonra altını kısarak, kabukları soyulmuş nohut ve fasulyeleri katın.

 

Malzemeler kısık ateşte pişerken karıştırarak bir kilogram şekeri de ilave edin. Ateşten almaya yakın limonları rendelenip aşureye katın ve bir iki taşım daha kaynatın. Ateşten almadan önce isteğinize göre gül suyu da ekleyebilirsiniz. Soğumadan kaselere koyun. Fındığı, cevizi ve pilav fıstığını kavurarak aşurelerin üzerine serpiştirebilirsiniz ya da aşurenin üzerine tarçın ya da nar taneleri ekleyebilirsiniz. Aşure tarifi hazır.

 

Afiyet olsun.

 

Aşure Yemeği Nasıl Meydana Geldi?

 

Nuh aleyhisselam beraberlerindekilerle gemiden Cudi Dağı'na Aşure günü indi. O gün oruç tuttu ve Allah-ü Teala’ya şükretmek için maiyyetine oruç tutmalarını emretti. Bir yemek pişirmek istediler. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nuh aleyhisselam onlara yemek pişirdi. Denilir ki;  Allah-ü Teala, Aşure gününde Zemzemi diğer sularla beraber akıtır. O gün gusleden kimse bir sene boyunca hastalık görmez.

 

AŞURENİN HİKAYESİ

 

Aşure'nin hikâyesi

 

Aşure pişirmek Osmanlıdan sonra daha önem kazanmıştır. Nuh peygamber zamanından geldiği de bilinmektedir. Herkes aşurenin varoluş hikâyesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikâyesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:

 

Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah'ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah'a şikâyet eder. Allah, Hz. Nuh'a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir.

 

Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Ten nur'un kaynaması ile gemi hareket eder.

 

Sadece gemiye binen müminler kurtulur. Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz. Aşurenin hikâyesi de bir rivayete göre bu kıssaya dayanmaktadır. Yüzyıllardan bu yana değişmeyen bir gelenek haline gelmiştir Aşure. Osmanlı zamanında bu aya çok önem verilir idi. Muharrem ayının 10. günü oruçla başlanırmış güne, kazanlarca aşureler yapılıp eşe dosta, konu komşuya dağıtılırmış. O zamanda aşure dağıtan gönüllü "aşure sebilcileri" varmış. Fakire, fukaraya aşure dağıtırlarmış.
 

AŞURE GÜNÜ

İbni Abbas’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde, Yahudilerin Aşûre günü oruç tuttuklarını gördü. “Bu nedir?” diye sordu. “Bu hayırlı bir gündür. Bu, Allah’ın İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardığı, bu sebeple de Musa’nın oruç tuttuğu gündür” dediler.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), “Ben Musa’ya sizden daha lâyığım.” buyurdu ve hem kendisi bu günde oruç tuttu, hem de başkalarına oruç tutmalarını emretti.” (Buhârî,Savm, 69; II, 251; Müslim, Savm, 127; I, 795)

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere olduğu gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 183) âyeti inince, Aşûre orucu isteğe bağlı hâle geldi.
 

Muharrem ayı bugün itibari ile başlamış bulunuyor. Muharrem ayının Müslümanlar için önemi çok büyüktür. Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak bu ay, Allah'ın rahmetine mazhariyet adına önemli bir fırsat olduğu için Allah Resûlü tarafından bu şekilde ifade edilmiştir. Muharrem ayında yaptığınız her bir ibadet yüce Allah'ın katında kat be kat sevapla mükafatlandırılacaktır. Muharrem ayında yapılacak olan ibadetler haberimizin devamında sizlerle. 
 

"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlâhî bereket ve feyzin, Rabbanî ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

 

Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak bu ay, Allah'ın rahmetine mazhariyet adına önemli bir fırsat olduğu için Allah Resûlü tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.

 

Muharrem ayının onuncu günü olan "Aşûre günü" de, çok önemli ve bereketli bir gündür. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini artırmıştır. Aşûre Günü'nü başta oruç olmak üzere ibadet ü taatle zînetlendirmek gerekir.

 

Bugüne "Aşûre" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu günü olmasındandır. Büyük fıkıh âlimi Ebu'l-leys Semerandî, Aşûre isminin hikmeti olarak, o günde Cenâb-ı Hakk'ın on peygamberine on değişik ikram ve ihsanını zikreder. Buna göre:

 

1. Hz. Âdem'in (as) tevbesi Aşûre Günü kabul edilmiştir.

 

2. Hz. Nuh (as) gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşûre Günü demirlemiştir.

 

3. Hz. İbrahim ateşten o gün kurtulmuştur.

 

4. Hz. Yakub'un (as), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

 

5. Hz. Yunus (as) balığın karnından Aşûre Günü kurtulmuştur.

 

6. Hz. Eyyûb (as) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

 

7. Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan Aşûre Günü çıkarılmıştır.

 

8. Allah, Hz. Musa'ya (as) Aşûre Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

 

9. Hz. Davud'un (as) tevbesi o gün kabul edilmiştir.

 

10. Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

 

İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yaşandığı bu mübarek gün ve gece, asr-ı saadetten bu yana oruç ve infak gibi ibadetlerle değerlendirilmiştir. Allah dostları, Nebiler Serveri'nin müjdeli hadislerine ittibaen bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır.

 

Aşûre Gününde ilk akla gelen ibadet, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Aşûre Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim İki Cihan Güneşi (sallallahu aleyhi vesellem) Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.

 

"Bu ne orucudur?" diye sordu.

 

Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (as) şükür olarak bugün oruç tutmuştur." dediler.

 

Bunun üzerine Allah Resûlü, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.

 

Yine Tirmizi'de geçen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

 

"Aşûre Günü'nde tutulan orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum." Bunun yanı sıra; "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur" hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.

 

Ancak Efendimiz, sadece o gün oruç tutmak yerine önceki ve sonraki bir günde de oruçlu olmayı tavsiye buyurmuştur. Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bu sebeple en doğrusu, Aşûre Günü'nü ortalayarak, bir gün önce ve bir gün sonra oruç tutmaktır.

 

Muharrem ayının onuncu gününde meydana gelen yürek yakan, müessif bir hadise vardır. Nebiler Sultanı'nın mübarek torunları Hz. Hüseyin Efendimiz ve temizlerden temiz, şerefli aile efradı Kerbela'da Emevi Sultanı zalim Yezid tarafından günlerce aç ve susuz bırakılmış ve ardından şehit edilmiştir. Bu günlerde oruç tutarken onların açlık ve susuzluklarını düşünmek ve şefaatlerine nail olmak ümidiyle onlara dua etmek Hz. Muhammed'e ümmet olmanın, Hz. Ali'ye ve ehl-i beyte bağlılığın gereğidir. Bu mevzuu inşallah önümüzdeki hafta daha teferruatlı bir şekilde ele alacağız.


TESBİH NAMAZI NASIL KILINIR
 

Tesbih namazı nasıl kılınır? Tesbih namazı kaç rekat? Arefe gününü ibadet ile geçirecek olanlar tesbih namazının nasıl kılındığını merak ediyor. Tesbih namazı hakkında merak ettiğiniz tüm detaylar haberimizde sizlerle. Tesbih namazı ile vakit namazları arasında farklar vardır. Günahların afvına vesîle olan tesbih namazı 4 rek'atlı bir namazdır.  Bu namazı kılabilmek için "Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym" tesbihini ezbere bilmek gerekir. Ramazan ayının en özel gecesi olan Kadir gecesinde tesbih namazı kılmak isteyenler için tesbih namazının kılınışını ve okunacak duaları haberimizde sizler için derledik. 

 

1.Rekat

 

Kalben tesbih namazı kılmaya niyet edilir. 

Allâhü Ekber" diyerek namaza başlanır.

 

 

Sübhâneke'den sonra 

15 kere tesbih  

 

Fatiha ve  sure'den sonra 

10 kere tesbih

 

Rüku tesbihinden sonra  

10 kere tesbih  

 

Rükûdan doğrulunca 

10 kere tesbih

 

Secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih

 

Secdeden doğrulunca

10 kere tesbih

 

2.secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih okunur.

Böylece birinci rek'at kılınmış olur.

İkinci rek'ate kalkılır.

 

2.Rekat 

 

Fatiha'dan önce

15 kere tesbih  

 

Fatiha ve  sure'den sonra 10 kere tesbih

 

Rüku tesbihinden sonra  

10 kere tesbih  

 

Rükûdan doğrulunca 

10 kere tesbih

 

Secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih

 

Secdeden doğrulunca

10 kere tesbih

 

2.secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih okunur.

 

İkinci rek'atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli ve Allâhümme bârik duaları okunur. 

Üçüncü rekata kalkılır. 

3.Rekat 

Sübhâneke'den sonra 

15 kere tesbih  

 

Fatiha ve  sure'den sonra 

10 kere tesbih

 

Rüku tesbihinden sonra  

10 kere tesbih  

 

Rükûdan doğrulunca 

10 kere tesbih

 

Secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih

 

Secdeden doğrulunca

10 kere tesbih

 

2.secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih okunur.

Böylece üçüncü rek'at kılınmış olur. 

Dördüncü rek'ate kalkılır.

 

4.Rekat 

 

Fatiha'dan önce

15 kere tesbih  

 

Fatiha ve  sure'den sonra 10 kere tesbih

 

Rüku tesbihinden sonra  

10 kere tesbih  

 

Rükûdan doğrulunca 

10 kere tesbih

 

Secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih

 

Secdeden doğrulunca

10 kere tesbih

 

2.secde tesbihinden sonra

10 kere tesbih okunur.

 

 

 

Dördüncü rek'atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik, Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur.

Önce sağa, sonra sola dönülerek; Es-selamü aleyküm ve rahmetüllah denir. Namaz tamamlanır.

Tesbih namazında beher rek'atte okunan tesbih adedi 75'dir. Dört rek'atte 300 tesbih okunmuş olur.

Dua edilir.

 

Tesbih Namazını Cemaat ile Kılmak

Tesbih namazı herkesin ferden kılabilmesi zor olduğu için, imamın önce  kendi başına tekbir alıp, sağa sola selam verip, sonra tekrar tekbir alıp cemaatle birlikte namaza durup tesbih namazı kıldırdığı görülmektedir.

 

Öncelikle şu belirtilmeli ki; Teravih namazından başka nafile namazlar için cemaat teşkili  meşru görülmemektedir... 

 

Nafile namazların münferiden kılınması daha faziletlidir. Aslolan hüküm bu olmakla beraber, bazı şart ve kayıtlara bağlı olarak istisnai  bir hüküm de mevcut bulunmaktadır. Şöyle ki: Herkesin tek başına başaramayacağı tesbih namazını, davetleşmek ve haberleşmek suretiyle olmaksızın, oturmakta olan birkaç kişi, aralarından birini imamlığa geçirip kendileride ona uyarak kılsalar caizdir. Fakat, namaza başladıktan sonra selam verip namazı bozmak, "Amellerinizi iptal etmeyiniz" emr-i İlahisine aykırı düşer.
 

Ramazanz ayının en özel gecesi olan Kadir gecesini kutlayacak olan milyonlarca Müslüman tespih namazının nasıl kılınacağını merak etmeye başladılar. Tespih namazı ile vakit namazları arasında farklar vardır. Tespih namazı 4 rekattır ve namazda okunacak dualar farklıdır. Tespih namazının nasıl kılındığı ve okunacak dualar haberimizin devamında sizlerle. 


Tesbih dört rekattan oluşur. Tesbih namazının her rekatında "Sübhaanellaahi velhamdü lillâahi velâa ilâahe illallaahü vellaahü ekber velâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil aziym." diye tekbir alınması gereklidir. 

Allah rızası için nafile namaza niyet ederek "Allahü Ekber" diye namaza başlanır. 

 

Sübhaneke'den sonra on beş kere "Sübhaanellaahi velhamdü lillâahi velâa ilâahe illallaahü vellaahü ekber velâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil aziym" okunur. 

 

Sonra Eûzü Besmele çekilerek Fatiha ile bir sûre daha okunur.

 

Arkasından tekrar on defa "Sübhanallahi..." tekbiri okunur. 

 

Sonra rükûa varılıp rükû tesbihlerinden sonra yine on defa "Sübhaanallahi..." okunarak rükûdan (Semi'allahü limen hamideh, Rabbena ve lekelhamd denilerek) kalkılır. 

 

Bu kıyam halinde de on defa "Sübhanallahi..." okunur. Ondan sonra secdeye varılıp secde tesbihleri yapıldıktan sonra yine on defa "Sübhanallahi..." okunur.

 

Secdeden tekbir ile kalkılır ve celse halinde yine on defa "Sübhanallahi..." okunur.

 

İkinci secdeye tekbir ile varılıp üç defa yine secde tesbihleri yapıldıktan sonra on defa "Sübhanallahi..." okunur. Böylece namaz tekbirlerinden fazla olarak alınan tekbirlerin toplamı "Yetmiş beş" olur.

 

Bu birinci rekâttan sonra ikinci rekâte kalkılır ve yine önce on beş defa "Sübhanallahi..." okunur. 

 

onra birinci rekâtta yapıldığı şekilde kılınarak ka'de (son oturuş) yapılır. 

 

Tahiyyat ile Salâvatlar okunur ve selâm verilir.

 

Her iki rekâtta yapılan bu tesbihlerin toplamı yüz elli olur. Bundan sonra selâm verilip aynı şekilde iki rekât daha kılınır. Böylece dört rekâtta yapılan tesbihlerin sayısı üç yüz olur.

Bu tesbih namazında yanılma olsa, yapılacak sehiv secdelerinde bu tekbirler getirilmez.

 

Tesbih namazının da sevabı çoktur. Bu namaz her vakit kılınabilir. Hiç olmazsa haftada veya ayda veya ömürde bir defa olsun kılınmalıdır.

 

Tesbih namazi, kilinmasi tesvik edilmis bir namazdir. Bunu aliskanlik haline getirmek müstehaptir.Tembelllik etmemek lâzimdir. 

 

Kilmasini bilmeyenlerin de istifade etmesi maksadiyla cemaatle de kilinabilir. Cemaatle kilinirsa imam olacak kimse bu namazi kilmayi evvelâ nezrederve namazi kildirirken tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise dinler.

HACET NAMAZI NASIL KILINIR?


Hacet bir şeye ihtiyaç anlamına gelmektedir. Kişinin haceti ne ise ona göre bu namaz kılınır. Hacet Namazının kılınışı şu şekildedir;

 

Hacet namazının perşembeyi cumaya bağlayan gecelerde veya kandil gecelerinde kılınmasi asıldır. Ama bütün gecelerde kılınabilir. Önce boy abdesti alınır. Sonra hacet namazına niyet edilir.

Namazda aşagidaki âyetler okunur:

 

 

1. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kürsî

 

2. Rekâtta: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nas.

 

2. Rekâtin sonunda : Ettehiyyâtü

3. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + İhlâs + Felâk + Nas

 

4. Rekâtta: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nas

 

 

Namaz tamamlandıktan sonra Allah'tan hacet neyse o istenir. Allah'tan mürşid istemek için bu namaz kılındiysa mürşid istenir.

 

Bu namazdan sonra hiç konuşmadan yatmak gerekir. Yatarken kıbleyi sağa alacak şekilde yatak kurulur. Vücudun ön cephesi kıbleye çevrilerek yan üstü yatılır, 3 Âyetel Kürsî okunur ve Allah'tan mürşid istenir. Eğer kişinin haceti mürşid değil de başka bir hedefe ulaşmaksa (zahirî veya batinî bir hedef olabilir) o hedefe ulaşmak istenir. Sessiz zikir (hafî zikir) bu istekten sonra başlar. Yan üstü yatıldığı için sağ kulak yastığa gelecektir. Baş biraz sağa, sola oynatılarak kulakta kalbin atışlarının, basınç sebebiyle rahatça duyulacağı pozisyona gelinir. Ve kalbin her çift atışında "Allah, Allah" diyerek kişi Allah'i zikr-i hafî ile (yani sessiz olarak) içinden zikredecektir.

 

Eğer ilk namazdan sonra yatıldığında birşey görülmez ise tekrar tekrar, her perşembeyi cumaya bağlayan gece namaza devam edilmelidir. Her gece de kılınabilir.

Ramazanz ayının en özel gecesi olan Kadir gecesini kutlayacak olan milyonlarca Müslüman tespih namazının nasıl kılınacağını merak etmeye başladılar. Tespih namazı ile vakit namazları arasında farklar vardır. Tespih namazı 4 rekattır ve namazda okunacak dualar farklıdır. Tespih namazının nasıl kılındığı ve okunacak dualar haberimizin devamında sizlerle. 


Tesbih dört rekattan oluşur. Tesbih namazının her rekatında "Sübhaanellaahi velhamdü lillâahi velâa ilâahe illallaahü vellaahü ekber velâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil aziym." diye tekbir alınması gereklidir. 

Allah rızası için nafile namaza niyet ederek "Allahü Ekber" diye namaza başlanır. 

 

Sübhaneke'den sonra on beş kere "Sübhaanellaahi velhamdü lillâahi velâa ilâahe illallaahü vellaahü ekber velâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil aziym" okunur. 

 

Sonra Eûzü Besmele çekilerek Fatiha ile bir sûre daha okunur.

 

Arkasından tekrar on defa "Sübhanallahi..." tekbiri okunur. 

 

Sonra rükûa varılıp rükû tesbihlerinden sonra yine on defa "Sübhaanallahi..." okunarak rükûdan (Semi'allahü limen hamideh, Rabbena ve lekelhamd denilerek) kalkılır. 

 

Bu kıyam halinde de on defa "Sübhanallahi..." okunur. Ondan sonra secdeye varılıp secde tesbihleri yapıldıktan sonra yine on defa "Sübhanallahi..." okunur.

 

Secdeden tekbir ile kalkılır ve celse halinde yine on defa "Sübhanallahi..." okunur.

 

İkinci secdeye tekbir ile varılıp üç defa yine secde tesbihleri yapıldıktan sonra on defa "Sübhanallahi..." okunur. Böylece namaz tekbirlerinden fazla olarak alınan tekbirlerin toplamı "Yetmiş beş" olur.

 

Bu birinci rekâttan sonra ikinci rekâte kalkılır ve yine önce on beş defa "Sübhanallahi..." okunur. 

 

onra birinci rekâtta yapıldığı şekilde kılınarak ka'de (son oturuş) yapılır. 

 

Tahiyyat ile Salâvatlar okunur ve selâm verilir.

 

Her iki rekâtta yapılan bu tesbihlerin toplamı yüz elli olur. Bundan sonra selâm verilip aynı şekilde iki rekât daha kılınır. Böylece dört rekâtta yapılan tesbihlerin sayısı üç yüz olur.

Bu tesbih namazında yanılma olsa, yapılacak sehiv secdelerinde bu tekbirler getirilmez.

 

Tesbih namazının da sevabı çoktur. Bu namaz her vakit kılınabilir. Hiç olmazsa haftada veya ayda veya ömürde bir defa olsun kılınmalıdır.

 

Tesbih namazi, kilinmasi tesvik edilmis bir namazdir. Bunu aliskanlik haline getirmek müstehaptir.Tembelllik etmemek lâzimdir. 

 

Kilmasini bilmeyenlerin de istifade etmesi maksadiyla cemaatle de kilinabilir. Cemaatle kilinirsa imam olacak kimse bu namazi kilmayi evvelâ nezrederve namazi kildirirken tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise dinler.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.