banner1

Annesinin yanından ayrılıp babası ile yaşamaya başlayan ve bu sırada bir vampire aşık olan Bella'nın hikayesi serinin üçüncü filmi Alacakaranlık: Tutulma (The Twilight Saga: Eclipse) ile devam ediyor.

The Twilight Saga: Eclipse

İkinci filmin sonunda İtalya'da sevgilisi olan vampir Edward'ı son anda ölümden kurtaran Bella, liseden mezun olmasına az bir zaman kala oldukça mutlu. Kendisinin de artık vampir olması gerektiğini düşünse de Edward bu fikre karşı çıkmakta. Bella Edward ile güzel günler yaşarken kurt adam Jacob zor günler yaşıyor. Ancak Seattle'da son bir yılda yaşanan kayıp ve cinayet vakaları üçlünün yeniden bir araya gelmesine neden olacak. Bu arada sevgilisinin intikamını almak isteyen Victoria da Fork'ta vampirlerle kurt adamların bölgesi arasında gezmekte ve iki tarafında düşmanlığını perçinlemekte. Ne var ki Bella'nın hayatı geçmişten beri araları açık olan vampirlerle kurt adamların ittifak yapması için geçerli bir sebep. Bu ittifak hiç kolay olmasa da, iki taraf Bella için biraraya geliyor.

İki aşk arasında kalan Bella'nın durumu, vampir olunca kaybedecekleri ve bu dönüşümü gerçekten isteyip istemediği, filmin ana konuları olsa da, arka planda hem vampirlerle kurt adamların düşmanlığının kökenleri hem de Jasper ile Rosalie'nin geçmişleri anlatılıyor.

İlk iki filmden daha da yavaş ilerleyen Tutulma'nın kimi sahnelerinin gereğinden fazla uzun olması serinin kimi hayranlarının bile canını sıkacak cinsten. Heyecan yüklü sahnelerin azaldığı filmde yapımcılar serinin hayran kitlesi olan genç kızların daha da memnun olması için romantik bölümleri çoğaltmışlar.

Victoria rolünü Rachelle Lefevre yerine bu kez Bryce Dallas Howard canlandırıyor, ancak filmdeki bu rol çok ön plana çıkarılmamış. İlk iki filmde karakterin az sahnesi olduğu için rolü geri çeviren Howard'ın bu filmde oynamayı kabul etmesi bu açıdan manidar, yine de kim hasılat rekoru kıracağı bilinen bir filmde oynamak istemez ki...

Edward ile Jacob'un Bella'ya olan aşkları arasındaki fark, iki karakterin hayranları arasındaki kapışmayı daha da alevlendirecek. Edward sevdiğinin mutluluğu için her türlü acıyı çekmeye razıyken, Jacob onu kaybetmemek için her şeyi göze alabilecek bir karakter. Daha önceden de bilinen bu ayrım Tutulma'da daha da ayyuka çıkıyor.

Hayranları ne kadar mutlu olur bilinmez, ancak kitapları okuyan ve romantizm sahneleri dışında da filmden bir şey bekleyenlerin Tutulma'da elde tutulacak pek bir şey bulamayacakları aşikar.

KABIZLIĞA "TUTULMA"


Kimse kusura bakmasın, bu yazı biraz sert olacak. Alacakaranlık serisinin ilk filmini gençlik filmlerine farklı yaklaşımı ve müzik kullanımı nedeniyle sevmiştim. Serinin ikinci filmini de, her ne kadar kendini dev aynasında görerek Yüzüklerin Efendisi gibi bir efsaneye dönüşmeye çalışsa da, izlenebilir bulmuştum. Ancak artık üçüncüsünde benim de sabrım tükendi. İlk filmde ne olduğunu bilen ve o sınırlar içerisinde dolaşan bir film vardı.

Şimdiyse deyim yerindeyse haddini bilmeyen, bünyesinde barındırmadığı bir efsaneye dönüşmeye çalışan, daha da kötüsü ne olduğuna da bir türlü karar veremeyen bir film var. Tam 2 saat 4 dakika boyunca bekliyorsunuz... bekliyorsunuz... bekliyorsunuz... Bir hikaye ortaya çıksın, filmin basın tarafından şişirilen endamına yakışır bir aksiyon belirsin, dişe dokunur birşeyler olsun diye... Serinin üçüncü filminde yönetmen değişikliği olduğu için filmin tarzında bir değişim olacağı, biraz daha vampir filmine yakın sertlikte perdeye yansıyacağı söyleniyordu. Bunun karşılığını kendi adıma ben göremedim. Kitabın sıkı okuyucuları için Edward, Bella ya da Jacob bir mite dönüşmüş olabilir; bunu perdede görmek de tek başına yeterli olabilir onlar için. Ancak inanın kitapla alakası olmayan biz seyirciler için bu yetmiyor. Yetmediği gibi 2 saat boyunca süren kabızlık hali feci şekilde can sıkıyor.

Biri bana bu filmde 2 saat boyunca ne oldu ne bitti ne akılda kaldı anlatabilirse çok sevinirim. Basının malzeme olarak bolca kullandığı karakterleri nedeniyle hiç de hakketmediği seyirci rakamlarına ulaşan serinin son iki filmi için söylenecek tek şey ciddi bir kimlik sorunu taşıdıkları. Uzadıkça uzayan sahneler, anlamsız diyaloglar, manasız bakışmalar bana her hafta 80 dakikalık bölümler çekmek için taklalar atan Türk dizilerini hatırlattı. Uzun lafın kısası, basının ya da kitabın gazına gelenler; Edward, Bella ve Jacob'ın sihrine kapılanlar gitsinler izlesinler. Ancak bunun dışında kalanlar görecekler ki ortada çabuk unutacakları bir film var! 2 saatlik bir filmin ortaya çıkmasına neden olmayacak kadar zayıf bir hikaye ve en başından beri yolu hazırlanan büyük finalde gerçekleşen son derece zayıf bir savaş sahnesi mevcutken beğendim diyebilenlere iyi seyirler diliyorum. Benden bu kadar. (4/10).

Film milyonlar kazanmasına rağmen üç kuruş bütçeyle çekiliyor ve sonuç: berbat bir film. yapımcılar filmi nereden keseceğiz diye aksiyon sahnelerini kitaba oranla çok çok fazla kesmişler. senaryo ise çok durgun olmuş. konu ile kopuyor. jacob ile edward münazara yarışını girme sahnelerinde sinemada "ooo" "vaoov" sesleri yükseliyordu. aksiyon sahneleri çok amatördü. özellikle victorianın ölümü ve jacob'ın yaralanma sahnesi. victoria'nın başı sanki cansız manken gibi kopuyor, jacob'ın yaralanması ise 70'lerden kalan dağ efektini fazlasıyla hatırlatıyordu. 4/10

Vampir filmleri hastası biri olarak bu seriyi o kategoriye koymuyorum. bütün bölümleri izledim sadece merak ettiğimden dolayı. bu bölümde aksiyon biraz daha fazla olduğu için beğendim ama süper filmdi diyemem. bazı yerleri çok sıradandı. sahneler biraz daha iyi çekilebilirdi. aşk filmi sayanları da anlamıyorum. öyle etkili bir aşk hikayesi göremiyorum. diğer klasik sayılabilecek aşk filmleriyle bence bir tutulmamalı

Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma
[The Twilight Saga: Eclipse]═[2010]
Genel;
- Sürekli iyileşecek umuduyla izlemeye koyulsam da bir türlü vasatı aşmayı başaramayan bir seri. Gidişat, devam filmlerinin de aynı kalitede olacağı sinyallerini veriyor. İyi bir seri olabilirdi ama sürümden kazanmayı yeğlediler.
- Yazarı ne kadar eleştirilse de rüyasını yazıya dökerek milyonları kendine hayran bırakan bir seriye imza atmış olduğu için takdir ediyorum. Yaratıcı ve iyi bir seri olmasa da rüyasını yazıya dökmedeki isteği örnek alınılası...
Olumlu Yönleri;
- Yönetmen koltuğundaki değişim, serinin teknik zayıflığını bir miktar kapatabilmiş. David Slade'in ismi açıklandığında iyi seçim olduğunu düşünsem de tek başına yeterli olamadığı görülüyor. Yine de serinin en derli toplu filmi denilebilir.
- Erkek oyuncuları saymazsak kadroda gelecek vadeden oyuncular var. Anna Kendrick'in Aklı Havada'daki performansıyla Oscar'a aday olması buna bir örnek... Dakota ve Kristen bu seriyle kalitelerini düşürse de onlar için hâlâ umut var.
Olumsuz Yönleri;
- Yapımcıların filmi pazarlama yöntemleri çok ilginç. Harry Potter'a 'kenara çekil' denilmesi, 'efsane' takısının konulması, hayranları için çocuksu yakınlaşmalara/entrikalara yer verilmesi, son kitabı iki bölüme ayırmaları filme önemli oranda zarar veriyor. Bu gidişle daha kötüsü olabilir ve Justin Bieber de oynatılabilir!
═════════════════════════════════════════
Ben olsaydım;
... Lautner ve Pattinson kadroda olmazdı. Pattinson'ın yerine Tom Welling'i düşünürdüm. Her kesimden izleyiciye hitap etmesini sağlardım. Bunun için de abartısız duygu gerekir. Senaristi de farklı olurdu.
Bilinmeli;
- Yönetmen daha önce de bir vampir filmi yönetmişti(30 Gün Gece). Bu filmden bahsetmişken; buradaki vampirler Alacakaranlık'ta olsaydı acaba Bella yine âşık olur muydu?!
Replik;
- "Birisiyle mühürlenmek onu gördüğünde her şeyin değişmesi gibidir. Bir anda seni gezegene bağlayan şey yer çekimi değil, o olur."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8