Abdullah Öcalan'a ev hapsi mi verilecek? Abdullah Öcalan kimdir-kaç yıldır hapis yatıyor

Abdullah Öcalan'a ev hapsi mi verilecek? Kanlı terör örgütü ele başı 30 bin insanın katili Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilmesinin gündeme geldiği iddia edildi. 1 Kasım seçim sonuçlarının ardından Abdullah Öcalan'a ev hapsi verileceğine dair iddialar milyonlarca vatandaşımızı rahatsız etmeye yetti. 30 binden fazla masum insanımızın kanını döken Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilmesi konusunun siyasi kulislerde konuşulmaya başlandığı gündeme geldi. Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilmesi konusu henüz yüksek sesle konuşulmaya başlanmadı.

Abdullah Öcalan'a ev hapsi mi verilecek? Abdullah Öcalan kimdir-kaç yıldır hapis yatıyor

Abdullah Öcalan'a ev hapsi mi verilecek? Kanlı terör örgütü ele başı 30 bin insanın katili Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilmesinin gündeme geldiği iddia edildi. 1 Kasım seçim sonuçlarının ardından Abdullah Öcalan'a ev hapsi verileceğine dair iddialar milyonlarca vatandaşımızı rahatsız etmeye yetti. 30 binden fazla masum insanımızın kanını döken Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilmesi konusunun siyasi kulislerde konuşulmaya başlandığı gündeme geldi. Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilmesi konusu henüz yüksek sesle konuşulmaya başlanmadı.

10 Kasım 2016 Perşembe 15:05
Abdullah Öcalan'a ev hapsi mi verilecek? Abdullah Öcalan kimdir-kaç yıldır hapis yatıyor

Abdullah Öcalan'a ev hapsi verileceğine dair iddialar gündeme gelmeye devam ediyor. 1 Kasım seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Ak Parti tek başına iktidar oldu. HDP ise karşı çıktığı Başkanlık sistemine sıcak baktığına dair sinyaller verdi. Bu süreçte terörist başı 30 bin insanımızın katili Abdullah Öcalan'a ev hapsi verileceğine dair iddialar gündeme geldi. 
 

HDP'nin, "Tek adamlığa hayır, ancak başkanlık sistemi dahil tüm modeller tartışılabilir" açıklamasını değerlendiren Sabah Yazarı Emre Aköz bugünkü yazısında, başkanlık sistemi için Öcalan'ın ev hapsine çıkarılabileceğini, özerkliğin düşünülebileceğini yazdı.

 

İşte, Aköz'ün o analizi:

 

AK Parti oyların yarısını alınca başkanlık tartışması yine başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu çevresinden bu konuda olumlu yorumların gelmesi gayet normal.

 

Peki ya... 7 Haziran seçimlerine "Seni başkan yaptırmayacağız" sloganıyla giren... Böylece normalde CHP'ye oy verecek olan bazı kentli kesimlerden de oy toplayan HDP'den, "Başkanlık... tartışılabilir" cümlesinin çıkmasına ne demeli?

 

Partinin sözcüsü Ayhan Bilgen tam olarak şöyle dedi: "Başkanlık Sistemi dahil tüm modeller tartışılabilir. Ancak tek adamlık gibi özgürlüğü kısıtlayıcı bir yapı olamaz. Toplumun ihtiyacı bu değil."

 

Bu sözler "HDP sözünden döndü" diye yorumlanınca... HDP'liler kendilerini şöyle savundu: "Biz başkanlığa hâlâ karşıyız ama her şeyin de tartışılmasını istiyoruz."

 

Bunlar boş sözler. AK Parti başkanlığı gündeme getirdiğinde, HDP zaten bu konuyu tartışacak. O halde şimdiden böyle bir laf etmenin âlemi ne? Belli ki HDP'nin dilinin altında bir bakla var.

 

Bence şöyle: "Seni başkan yaptırmayacağız" HDP'nin stratejik bir sloganı değil. Yani bir kırmızıçizgiyi, olmazsa olmaz bir durumu ifade etmiyor. Öcalan'ın ve PKK'nın önde gelen yöneticilerinin temel talepleri karşılansın... Ulusalcı Kürt Hareketi başkanlığa herkesten önce koşar.

 

Öcalan'ınki kolay: Faraza ev hapsine çıkarılabilir. İletişim imkânı verilir, vs.

Ayrıca yerel yönetimlere güç kaydırılır. Hatta uygun miktarda özerklik bile düşünülebilir.

 

Bu süreçte en büyük sorunu PKK'nın önde gelen yöneticileri oluşturuyor. Artık "yaşlı" kategorisine giren, ömrünü Ankara'yla savaşta harcamış bu adamlar ne olacak?

Ayrıca... Bir yandan ABD'nin ve Rusya'nın Ortadoğu'daki varlığı... Öte yandan IŞİD saldırıları, PKK'yı ayakta tutan temel öğeler.

 

Böyle sorunlar olsa da... Başkanlık söz konusu olduğunda, HDP cenahından yükselecek, "konuşalım, tartışalım, şöyle olmaz ama böyle olabilir, bilmem ne modeline varız" diye ifade edilecek bir "istemem yan cebime koy" siyaseti kimseyi şaşırtmasın.


ABDULLAH ÖCALAN KİMDİR?
 

Terörist Abdullah Öcalan kimdir? PKK'nın ele başı katil Abdullah Öcalan son günlerde pek çok kişi tarafından merak ediliyor. Terörist başı Abdullah Öcalan 1948 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi Amara (Ömerli) köyünde doğdu. İlkokulu Amara’da, ortaokulu Nizip’te okuduktan sonra 1966’da Ankara Tapu Kadastro Meslek Lisesi’nde yatılı okudu. 

1948 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi Amara (Ömerli) köyünde doğdu. İlkokulu Amara’da, ortaokulu Nizip’te okuduktan sonra 1966’da Ankara Tapu Kadastro Meslek Lisesi’nde yatılı okudu. 1969 yılında mezun olan Öcalan 1971 yılına kadar Diyarbakır’da tapu memurluğu yaptı. 1971 yılında İstanbul Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı. İstanbul’da, hukuk okumaya devam ederken tekrar üniversite sınavlarına girdi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı. 

 

Ancak Ankara’daki eğitimini yarıda bıraktı. Üniversite yıllarında Mahir Çayan ve arkadaşlarının öldürülmeleri üzerine bir protesto eylemine katılmak, Doğu Perinçek ve arkadaşları tarafından çıkarılan Şafak Dergisi’ni dağıtmak suçlarından Nisan 1972’de tutuklandı ve Mamak Cezaevi’nde yedi ay tutuklu kaldı. Öcalan, 1975 yılında ilk kez silahlı mücadelenin gerekliliğinden söz etti. Ankara Yüksek Öğrenim Derneği Yönetim Kurulu’ndayken Öcalan, arkadaşı Baki Karer’le, Kürtlerin bir ulus olduğunu, haklarını almak için bağımsız bir örgütlenmeye gitmeleri gerektiğini savunmaya ve yeni bir örgüt kurmanın hesaplarını yapmaya başladı. 

 

Ulusal Kurtuluş Ordusu (UKO) adıyla ortaya çıkan yeni oluşum, Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde, 1978’de yapılan bir toplantıda tamamlandı. Marksist-Leninist temellere dayalı bir Kürdistan devletini silahlı mücadele yoluyla kurmayı hedefleyen örgüte Partiye Karkeren Kürdistan (Kürdistan İşçi Partisi) açılımlı “PKK” adı verildi ve genel sekreterlik görevine Abdullah Öcalan getirildi. 

 

Örgütü belirli bir süre Lice’den yönetti. Kısa bir süre sonra Suriye’ye geçen Abdullah Öcalan, örgütün eylemlerini buradan yönetmeye devam etti. Türkiye’nin baskıları sonucu Suriye, Öcalan’ı topraklarından çıkarmak zorunda kaldı. Suriye’den Rusya’ya, oradan İtalya’ya geçen Öcalan, İtalyan hükûmeti tarafından da ülkeden çıkarılınca kendisine başka yer aramaya başladı. Yunanistan hükûmeti, PKK’nın liderini Kenya Büyükelçiliği’nde saklamaya karar verdi. 

 

MİT ve Bordo Bereliler tarafından PKK (Paket Kenya’da Kutulandı) operasyonu ile Kenya’da yakalanan PKK liderinin üzerinden sahte bir Kıbrıs Rum Kesimi pasaportu çıktı. Türkiye’de, İmralı Cezaevi’nde yargılandı ve idam cezasına çarptırıldı. Abdullah Öcalan’ın idam cezası Yargıtay tarafından 25 Kasım 1999 tarihinde onandı. Fakat daha sonra çıkarılan bir yasa ile idam cezası kaldırıldı. Hâlen tutuklu olarak İmralı Cezaevi’ndedir. 

 

Abdullah Öcalan’nın Suriye’den çıkışından sonraki gelişmeler: 3 Ekim 1998’de Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ara buluculuğa soyundu. Telefon diplomasisi başlattı. 5 Ekim 1998’de Başbakan Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan ve İçişleri Bakanı Cahit Bayar bir toplantı yaptılar. 

 

Toplantıda Suriye’ye karşı her türlü askerî tedbirlerin alınması kararlaştırıldı. 5 Ekim 1998’de Hüsnü Mübarek Ankara’ya geldi ve kendisine Öcalan’ın suçlarını ihtiva eden bir dosya verildi. Mübarek dosyayı Suriye Devlet başkanı Hafız Esad’a götürdü. 9 Ekim 1998’de Suriye yönetimi, Öcalan’ı gönderebilecekleri mesajını Ankara’ya iletti. 12 Ekim 1998’de Öcalan’ın, Suriye’nin Türkiye sınırına yakın şehri Kamışlı’dan uçakla havalandığı bilgileri ulaştı. 

 

19 Ekim 1998’de, Öcalan’ın Rusya’da olduğuna dair söylentileri, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Lebedev yalanladı. 20 Ekim 1998’de Yılmaz, Öcalan’ın Rusya’nın bir banliyösünde yaşadığını açıkladı. 4 Kasım 1998’de Rusya Parlâmentosu Duma, Öcalan’ın sığınma talebini oy çokluğuyla kabul etti. 12 Kasım 1998’de Öcalan, Libya ya da Sudan’a gitmek isterken Roma Hava Alanı’nda ‘Abdullah Sarıkurt” adına düzenlenmiş sahte pasaportla yakalandı. 13 Kasım 1998’de Öcalan’ın, tutuklanarak Regina Celia Cezaevi’ne konduğu, ardından kalp rahatsızlığı yüzünden Palestrina Hastahanesi’ne götürüldüğü iddiaları yayıldı. 

 

14 Kasım 1998’de Adalet Bakanlığı Öcalan’ın iadesi için resmen müracaat etti. İtalya Adalet Bakanı Müsteşarı Carleone “İtalya ölüm cezasıyla karşı karşıya olan birini veremez.” dedi. 15 Kasım 1998’de Öcalan, avukatı Luigi Saraceni aracılığıyla İtalya’dan siyasi sığınma talep etti. 16 Kasım 1998’de İtalyan İçişleri Bakanlığı Öcalan’ın sığınma talebini incelediğini açıkladı. Başbakan D’Alema terörden vazgeçerse Apo’ya sığınma verebileceklerini ima etti. Öcalan, ilk defa hastanede iki saat sorgulandı. 17 Kasım 1998’de İtalya Başbakanı D’Alema “İdam varsa Öcalan’ı iade etmeyiz.” dedi. 

 

Cumhurbaşkanı Demirel, idam cezasının kalkmayacağını söyledi. 18 Kasım 1998’de TBMM bütün partilerin imzasıyla deklarasyon yayımlayarak İtalya’yı ikaz etti. D’Alema görüşmeye açık olduğunu söyledi. Avrupa Parlamentosu, Öcalan’a İtalya’ya sığınma hakkı tanınması yolundaki kanun teklifini reddetti. 19 Kasım 1998’de D’Alema Galatasaray-Juventus maçı için geleceği ve bu ara Öcalan’la ilgili görüşeceği mesajını gönderdi. Başbakan Mesut Yılmaz ise “Ankara’ya gelsin.” deyince vazgeçti. 20 Kasım 1998’de Öcalan, “Roma’da kalması ve yerini bildirmesi” şartıyla serbest bırakıldı. 21 Kasım 1998’de Öcalan, Roma’nın kuzeyindeki Bracciona gölü kenarındaki Infernetto’da bir villaya yerleşti.

 

27 Kasım 1998’de D’Alema, Almanya Başbakanı Schröder’le görüştü. Almanya Öcalan’ı kabul etmedi. 4 Aralık 1998’de İtalya’da Öcalan hakkında “ülkeye sahte pasaportla girmek” suçundan soruşturma açıldı. 16 Aralık 1998’de Roma İstinaf Mahkemesi, Öcalan hakkında aldığı mecburi ikamet kararını kaldırdı. 28 Aralık 1998’de Roma İstinaf Mahkemesi, Türkiye’nin Öcalan’ın alıkonması talebini kabul etmedi. 16 Ocak 1999’da İtalya, Öcalan’ın ülkeyi terk ettiğini duyurdu. 18 Ocak 1999’da eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinden birinde olabileceği söylendi. 22 Ocak 1999’da Rusya Dışişleri Bakani İgor İvanov, Öcalan’ın Rusya’da olmadığını açıkladı.

 

1 Şubat 1999’da Hollanda radyosu, Öcalan’ın Hollanda’ya gelme talebinde bulunduğunu, ancak reddedildiğini duyurdu. Türk yetkililer Atina’ya gittiğini iddia ettiler. Yunanistan bu iddiaları kabul etmedi. Başbakan Bülent Ecevit, Milano üzerinden İsviçre’ye gittiğini ileri sürdü. 2 Şubat 1999’da Yunanistan, Öcalan’ın Korfu Adası’na geldiği ve polisler tarafından çevrildiği iddiasını yalanladı.

 

16 Şubat 1999’da Öcalan, Kenya’nın başşehri Nairobi’de teslim alınarak Türkiye’ye getirildi. Öcalan, zaman kaybedilmeden Esanboğa’ya, Esenboğa’dan Bandırma’ya, Bandırma’dan da İmralı Adası’na götürüldü. İmralı, yarı açık cezaeviydi. Buradaki mahkûmlar süratle adadan çıkarıldılar. Birkaç gün sonra da yetiştirdikleri hayvanlar İmralı’dan taşındı. İmralı, tamamen Öcalan’a tahsis edildi.

Son Güncelleme: 10.11.2016 15:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner22

banner7

banner25