Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Açıklamaları

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulunda, kendisine bağlı kurum bütçeleri üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Açıklamaları

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulunda, kendisine bağlı kurum bütçeleri üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

07 Aralık 2016 Çarşamba 09:59
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Açıklamaları
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Açıklamaları:

"Terör örgütlerinin nasıl etnik ve mezhebi kimlikler üzerinden adlandırıldığını başka konuyla örnek vererek söyledim. Dolayısıyla bu algının bir parçası olmayalım. Evet bu konuda gerçekten gadre uğrayan yok mu, var. Bizim de tanıdığımız... Bunlar düzeltiliyor, yapılıyor, ediliyor. Ama toplamın içerisine bakıldığı an, sadece şunu hatırlatayım; bir hafta içinde ikisi general olmak üzere 39 TSK görevlisi görevine iade edildi, ertesi hafta bin küsur askeri personel jandarmadan dışarı atıldı. Bu uzun süre devam edecek bir mücadeledir. Suçsuz, günahsız, hatasız, kusursuz olan kimse burada mağdur edilmeyecektir. Buna azami gayret gösteriyoruz. KHK'lerle görevine iade edilen 18 bin 258 kişi vardır. Bir mağduriyet söz konusu değildir. En az sizin kadar da bunlara dikkat ettiğimizi ifade etmek için söyledim. Hiç merak etmeyin, eninde sonunda siyasi kadrolar da ortaya çıkarılacak. Bu meselenin arkasındaki gerçek bütünüyle ortaya konulacaktır.
 
TÜRKSAT'tan açılması bekleniyor

Şu anda 8 TV kanalı kapatılmıştır, yayından men edilmiştir. Şu an itibarıyla devam eden 30 TV yayını vardır. Bunlardan biri, çizgi film kanalıyla ilgili olarak talimat da bu sabah itibarıyla yazılmıştı, TÜRKSAT'tan açılması bekleniyor. Süreç devam ediyor.
 
MİT, düzenli olarak bilgilerini paylaşılması gereken seviyede ve paylaşılması gereken gruplarla paylaşıyor. Sayın Başbakan ile MİT Müsteşarı'nın görüşmediği şeklinde bir konu gündeme geldi. Türkiye Cumhuriyeti devleti, ciddi kurumlarla, önceden belirlenmiş takvim içerisinde, hazırlıkları önceden yapılmış toplantılarla yönetilen bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kabile devleti değildir. MGK diye bir kurulumuz var. MGK'da devletle ilgili iç ve dış güvenlik tehditleri, önceden hazırlıkları yapılarak gelir. Başbakan da MİT Müsteşarı da kurulun üyesidir. Ayrıca devlet günlerinde, devletin en üst görevlerindeki kişilerle MİT de görüşmelerini yapar.
15 Temmuz, 15 Temmuz akşamı bitmedi
Bu belki uzun yıllar devam edecek bir mücadele. Sadece FETÖ tarafı değil, sadece DEAŞ tarafı değil, sadece PKK tarafı değil diğer bütün taraflarıyla topyekün ulusal bir mücadele olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu örgütlerin her birisi sanmayın ki sadece iktidar partisine karşı, sadece bir tek siyasi partiye karşıdır. Bu örgütlerin alçak tarafı bölge insanının birliği ve dirliğidir. Türkiye'nin ulusal menfaatleri ve Türkiye'nin büyük ve güçlü bir Türkiye olarak ileri gitmesini önlemektir.

Kapalı örgütlenmeler Türkiye'ye zarar veriyor

Dolayısıyla bu tahribatın düzeltilmesi başta Diyanet teşkilatı olmak üzere ilahiyat fakültelerinin ve Türkiye'de dini hayat ve gelenekle ilgili görüşü olan herkesin vazifesidir. Bu anlamda Diyanet bu vazifesini Türkiye'nin içinde ve dışında sürdürmeye gayret ediyor.
 
Bu geleneğin bu topraklarda 3 grubu vardır. Bunlardan birisi camidir, ikincisi medreselerdir, diğerleri ise dergahlardır. Bütün bunların ortak özelliği herkese kapısının açık olmasıdır. Eline, diline, beline sahip herkes bu kurumlara gelir, istifade eder. İstifade ederse o kurumun kuralları içerisinde yükselir. Şimdi bizim bu anlamda dini geleneğin bu açıklığını yeniden ürütme mecburiyetimizin olduğunun altını çizmek istiyorum. Diyanet İşleri teşkilatımızın özellikle üzerine düşen sorumluluk, camileri yeniden eski fonksiyonuna döndürmektir. Yani herkese açık hale getirmektir. Bu çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini Yüksek İhtisas Merkezi, uluslararası imam hatip okulları, uluslararası ilahiyat fakülteleri ile 65 ülkeden insanların düzgün bir şekilde din eğitimi alması için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getiriyorlar.
 
Yurt dışı temsilciliklerini etkin hale getirmeye gayret ediyor. 52 müşavirlik, 38 ataşelik ve 12 koordinatörlükle bu çalışmaları sürdürüyor. Farklı düzeylerde insana hitap eden dini yayınlarla yayıncılık faaliyetlerine katkıda bulunuyor. Yeni bir cami konseptiyle camiyi mahallenin merkezi, çocukların sosyalleşme alanı haline getirmek için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye gayret ediyor.
 
Türkiye'de anayasal bir reform

Bunlardan bir tanesi, kapsamlı bir anayasa değişikliğiyle Türkiye'de anayasal bir reformu yapmaktır, ikincisi Meclis İçtüzüğünü düzeltmektir, üçüncüsü seçim yasası, dördüncüsü ise siyasi partiler yasasıdır.
 
Bunlardan birisi tam bir reform mahiyetinde anayasa değişikliği, bir diğeri ise Türkiye'de başkanlık sistemi ya da Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi sağlayacak bir anayasal değişikliği, yani kısıtlı bir değişiklik. Nihayetinde, AK Parti olarak, iktidar partisi olarak, Parlamentoda anayasa değişikliği teklifini çıkarabilecek bir çoğunluğa sahip değiliz. Siyaset sadece idealleriniz değil, bir de realiteyle ilgili meseledir. Dolayısıyla, en azından bunu millete götürecek bir sayının bulunabilmesi için bu anlamda ciddi çalışmalar yapıldı. Milliyetçi Hareket Partisi'nin başından itibaren ortaya koyduğu tavırla, karşılıklı olarak, müzakereler açık, şeffaf bir şekilde yapıldı ve belli bir noktaya geldi.
 
 
Dolayısıyla inşallah önümüzdeki en kısa süre içerisinde, ilgili anayasa değişikliği paketi Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecek. Arkasından, ümit ederiz 367'yi bulur ama 337'yi bulursa millete gidecek, referandumla karşı karşıya kalacağız. Gönlümüz arzu ederdi ki parlamentoda çok kapsamlı bir siyasal reform mahiyetinde anayasa değişikliği, anayasa reformu yapabilelim. Bunu yapamadık ama Türkiye'de yeni bir anayasa ihtiyacı, mevcut anayasa değişiklik paketi parlamentodan geçse, milletten geçse bile bu ihtiyaç ortadan kalkmayacaktır. Dolayısıyla, Türkiye'de parlamentonun, milletvekilinin, siyasetin güçlendirmesini sağlayacak demokratik bir anayasa reformu önümüzdeki dönemde de parlamentonun önemli meselelerinden biri haline gelecektir.
 
Birtakım insanlar pişmanlıktan istifade ederek yaptıkları işleri ortaya döküp saçacaklar. Bu zor bir mücadeledir. Bakın, bu mücadeleyi 12 Eylül'le karıştırmayın. Bundan önceki bütün askeri darbeler ne olduğu belli olan, bir askeri cunta tarafından idare edildi ama bu darbe son derece karışık, eli her yere uzanmış ve kırk yıla yakın bir süre devlet içerisinde odaklanarak, maalesef, devletin her yerini ele geçirmiş olan bir çete tarafından yapıldı. Bir kısmı karda yürüdüler, ayak izlerini belli etmediler. Dolayısıyla bu mücadelede destek bekliyoruz. Bu mücadele Türkiye'nin ortak meselesidir. Bu mücadele sırasında kim bu örgütün içinde, yanında, sağında, solundaysa bunlardan hesap sorulacaktır. Kim değil ve burada bir yanlışlık yapılmışsa bu yanlışlıklar da giderilecektir. Nitekim, bazı KHK'larla görevine son verilenler ve yanlışlık yapılanların durumu düzeltildi.
 
 
Hiçbir hükümet olağanüstü hali isteyerek yapmaz ama Türkiye olağanüstü hali uygulamak mecburiyetindedir. Çünkü fevkalade yüksek düzeyde bir güvenlik riskiyle karşı karşıyayız. Bir taraftan DEAŞ'ı, bir taraftan PKK'sı, bir taraftan Suriye ve Irak topraklarından gelen tehditler, bir taraftan devletin içerisinde ciddi şekilde kümelenmiş bir terör örgütü... Her yeri sarmış olan bir kanser hücresi. Bunlarla mücadele ediyorsunuz. Fransa'da olağanüstü hal uygulandığı zaman Avrupa'dan bir tek kişinin üç cümle söz söylediğini duydunuz mu? Almanya'nın birleşmesi sırasında Doğu Almanya'dan gelen memurların Avrupa hukukundaki adıyla 'devletten arındırılması' sürecinde yüz binlerce, binlerce insan işten atılırken kimlerden ses çıktı söyleyebilir misiniz? Kusura bakmayın, adaletse adalet, bizim omuzlarımızda da önemli bir ağırlık gösteriyor. Bir kişiye dahi haksızlık yapmak istemeyiz ama bu mücadelede ikide bir 'FETÖ mağdurları' lafının arkasına giderek FETÖ'nün, bir algı operasyonunun değirmenine su taşımayalım. Bu memlekette 'FETÖ mağdurları' diye bir şey yoktur, bu memlekette FETÖ'nün mağdur etmeye çalıştığı 79 milyon insanımız vardır, 248 şehidimiz vardır. Hep beraber bu zor dönemleri aşacağız. Türkiye ekonomide, siyasette bölgenin istikrarlı ülkesi olma durumunu Allah'ın izniyle sürdürecektir.
 
Nice zarif ayak oyunlarıyla bu milletin geleceğinin karartılmaya çalışıldığı dönemleri geride bıraktık. Hiç şüpheniz olmasın, bu millet, bu kervan yürüyecektir. Kim hangi kumpası kurarsa kursun, kim, hangi vekalet savaşında hangi aracı kullanırsa kullansın, hangi terör örgütü Türkiye'nin başına bela olursa olsun, hangi algı operasyonlarıyla Türkiye'nin önüne tuzak kurarlarsa kursunlar onların hepsini hep beraber kenara çekeceğiz ve inşallah güçlü, büyük Türkiye istikametinde yolumuza devam edeceğiz."
 
 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner22

banner7

banner25