Evin manevî direği: Baba

Evimizin reisi babalarımız, evde kitap okumasıyla, evrad-u ezkârıyla, eda ettiği namazla da hane halkının manevî direğidir aynı zamanda.

Evin manevî direği: Baba

Evimizin reisi babalarımız, evde kitap okumasıyla, evrad-u ezkârıyla, eda ettiği namazla da hane halkının manevî direğidir aynı zamanda.

04 Nisan 2018 Çarşamba 11:39
Evin manevî direği: Baba

Hiçbir erkek, iyi bir baba olarak doğmaz. Fakat sevgi ve özveri ile deneyim kazanıp bilgilenmeye çalışarak her erkeğin başa çıkabileceği bir sorumluluk babalık. Erkek bu duyguyu, eşinin hamile olmasıyla hissetmeye başlıyor. Bundan sonra da ölene kadar ağırlığını omuzlarında hissedeceği bir mesuliyetin altına giriyor. İdeal baba olmak, çocuğunu sadece iyi yedirmek, güzel giydirmek, eğitimini üstlenmek midir?

Babalarımızın sorumlu oldukları vazifelerden biri, ‘helal rızık getirme’. Fakat sadece bu ihtiyacı nazara vermeleri, çocuğun kalbî ve ruhî hayatında birtakım ihmallere yol açabiliyor. Çünkü çocuklarımızın ihtiyaçları, sadece maddî hayatlarıyla sınırlı değil. Miniğin ahlâkını güzelleştirme ve imanını kurtarma hususunda, annelere, birinci mesul olarak da babalara büyük iş düşüyor. Çocuğun ahiretini ilgilendiren bu mevzu, yediği lokma ve giydiği elbise kadar hayatî bir önem taşıyor.

Çocukların manevî şahsiyetlerinin oluşması hususunda, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle ferman ediyor: “Ahir zamanda babalarından ötürü evlâtların vay haline!” Bu söz üzerine sahabe şaşkınlık içerisinde, ‘Müşrik babalardan ötürü mü onlara kıyıldı da heder oldular Ya Resûlullah?’ diye sorunca, Efendimiz “Hayır, mü’min babaları onlara kıydı. Babaları onlara ferâiz-i dini, yani dinin temel rükünlerini öğretmediler.” cevabını alır. Çocuğun zihin dünyasına ‘manevî’ temelleri atma sorumluluğunun babalara ait olduğunu bu hadis-i şerifle öğreniyoruz.

Evimizin reisi babalarımız, evde kitap okumasıyla, evrad-u ezkârıyla, eda ettiği namazla hanehalkının manevî direğidir aynı zamanda. Çünkü, çocuğun şuuraltına böyle manzaralar sunması, küçük bireylerde Allah’a inanma duygularının beslenmesi adına çok önemli. Öyle ki evlat, babasını örnek alarak namaz kılacak ve Kur’an, hadis, vs. okuyup dinini özümseyecek. Ebeveynin ibadetlerinde gevşeklik göstermesi, Rabb’iyle yakın bir münasebetinin olmayışı ve helâl-haram hassasiyetine dikkat etmemesi ise çocuklarına müspet manada tesir etmesini engelleyebiliyor. Onların, göz açıp kapayıncaya kadar bitecek olan fanî dünya hayatına meyillerini artırabiliyor.

İş yoğunluğu bahane olmasın

Hiç şüphe yok ki, en ideal baba Efendimiz. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), peygamberlik vazifesini yürütürken, ashabının binlerce problemine çözüm bulurken aynı zamanda bir ailenin reisliğini eksiksiz yerine getiriyordu. Zamanı çok iyi tanzim ederek, eşlerine, çocuklarına hatta torunlarına vakit ayırıyordu. Onların manevîyatıyla ‘birebir’ ilgileniyordu.

Babaların, çocuklarıyla ilgilenmesi en çok “İşten yorgun geliyorum zaten!” mazeretine takılıyor şimdilerde. Eve gelen erkek, dinlenmek istediğinden çocuğuyla ya hiç ilgilenmiyor ya da çok kısa süre ona vakit ayırıyor. Çocuğun genellikle yeme, içme, uyuma, banyo yapma vs. ihtiyaçlarıyla çoğunlukla anne ilgileniyor. Bu paylaşımlarıyla bir doygunluğa ulaşan çocuk, dinî eğitim konusunda annesiyle yeterli iletişimi kuramayabiliyor. Babaların, bu noktada devreye girerek, hem anneyi tamamlaması hem de küçüğün manevî ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor.

Kendi çocukluğumuzdan da hatırlarsak, minikler için babaları, her şeyi bilen, süper kahramanlardır. Bu yüzden neredeyse bütün sorularını onlara yöneltirler. İşte babaların bıkmadan-usanmadan bu soruları cevaplaması, evladının yaşına uygun açıklamalar yapması, onun dünyasına girmesine ve onu manevî açıdan doğru yetiştirmesine yardımcı oluyor. Her şeyden önce sağlıklı bir iletişim kuruluyor baba ile evlat arasında. Böylece çocuğa, Allah’ı sevdirecek, kul olduğunu fark ettirecek, dini anlatacak bir ortamın zemini oluşuyor. Minik, babasından severek ve ilgiyle bir şeyler öğrenmeye açık hale geliyor. Ebeveyn ne verirse onu alıyor.

Kendi bildiklerini ve arkadaşlarının fikirlerini daha çok önemsedikleri ergenlik döneminde ise çocuklar, manevîyata daha fazla ihtiyaç duyuyor. Her konuda hoyrat davrandıkları, nefsî konulara en çok meylettikleri buluğ çağında evlatlarımıza aşıladığımız manevî değerler, bir nevi paratoner görevi üstleniyor. Onları kötü alışkanlık, davranış ve inançlardan alıkoyuyor. Bu kritik dönemde manen zarar görmeyen bir çocuğun dinî hassasiyetleri de kolaylıkla kaybolmuyor. Hasılı babanın tavrı, çocuğun tüm hayatını derinden etkiliyor.

Anahtar Kelimeler:
Baba
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.