banner1

Gay ve lezbiyen olmak hastalık mı? LGBT nedir

Gay ve lezbiyen olmak hastalık mı? İstanbul'da 28 Haziran günü düzenlenen onur yürüyüşünün ardından pek çok kişi gay ve lezbiyen olmanın hastalık mı yoksa bir tercih mi olduğunu merak etmeye başladı. Onur yürüyüşünün ardından bu tartışma bir hayli alevlendi. LGBT hakkında merak ettiğiniz tüm detaylar haberimizin devamında sizlerle.

Gay ve lezbiyen olmak hastalık mı? LGBT nedir

Gay ve lezbiyen olmak hastalık mı? İstanbul'da 28 Haziran günü düzenlenen onur yürüyüşünün ardından pek çok kişi gay ve lezbiyen olmanın hastalık mı yoksa bir tercih mi olduğunu merak etmeye başladı. Onur yürüyüşünün ardından bu tartışma bir hayli alevlendi. LGBT hakkında merak ettiğiniz tüm detaylar haberimizin devamında sizlerle.

10 Kasım 2016 Perşembe 15:05
Gay ve lezbiyen olmak hastalık mı? LGBT nedir

LGBT nedir? Dün İstanbul Taksim meydanında düzenlenen onur yürüyüşünün ardından pek çok kişi LGBT'nin ne olduğunu merak etmeye başladı. LGBT  "lezbiyen", "gey", "biseksüel" ve "transgender" kelimelerinin baş harfleridir. Onur Yürüyüşü ise, her yıl Haziran ayının sonlarında Dünya genelinde kutlanan ve Stonewall ayaklanmasının yıl dönümünde gerçekleştirilen, LGBT bireyler ve LGBT bireylere destek veren kişilerin katılımıyla gerçekleşen bir dizi etkinlikler ve törenler bütünüdür.

Eşcinsel; kendi cinsine ilgi duyan kişidir. 

 

Biseksüel; her iki cinse de ilgi duyan kişidir. 

 

Heteroseksüel; karşı cinse ilgi duyan kişidir. 

 

Lezbiyen; eşcinsel kadındır. 

 

Gay ise; eşcinsel erkektir. 

 

Travesti; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan ve karşı cinsin giysilerini giymekten hoşlanan kişidir. 

 

Transseksüel ise; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp karşı cinse geçmek isteyen ya da geçmiş kişidir. 

 

Homofobi; eşcinsellere yönelik kaygı, korkuya da nefret olarak tanımlanabilir. 

 

Efemine ise; türkçede kadınsı anlamındaki kullanılan bir sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı nitelikleri betimlemek için kullanılır. 

Yani efemine olmak eşcinsellik değildir. 
 

Toplum tarafından kabullenilmeyen ve normal dışı bir unsur olarak değerlendirilen eşcinselliğin kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabileceğini söyleyen CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; "Eşcinsellere verilen adlardan en çok kullanılanlardan biri de yabancı bir dilden aktarılmış olan homoseksüel kelimesidir. Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlüğü'nde homoseksüelin karşılığı ise; cinsel isteklerini kendi cinsinden kimselerle yatıştırmak huyunda olan kimsedir. Cinsel terslik olarak da adlandırılan eşcinsellik; erkek veya kadın olarak bir insanın libido yönelimi ve doyumu itibariyle yine kendi cinsine sevgi ve cinsel ilişki arzusu ile dönmesidir." dedi. 

 

EŞCİNSELLİK RUHSAL BİR BOZUKLUK MUDUR? 

 

Eşcinselliğin uzun yıllar, bir kimlik bozukluğu, hastalık veya sapıklık olarak algılandığına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; "1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) eşcinselliğin sapıklık/sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlar, ancak anormal bir davranış olmadığını söylememişlerdir. Yani "eşcinsellik normal dışı bir davranıştır, sapkınlık değildir" demişlerdir. Bu nedenle eşcinsellik halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde hala tartışılmaktadır. Çünkü cinsel sapkınlık; cinsel açıdan sağlıklı olmama ve dolayısıyla normal olandan sapma durumudur, yani küçük çocuklara karşı hissedilen cinsel istek, her tür fetişizm, kişinin birlikte olduğu kişinin idrarını içmesi yahut dışkısını yemesi ve tüm bunların cinsel haz uğruna yapılması vb. durumların genel ismidir. 

 

Ruhsal bozukluk veya anormal davranış ise, göreceli kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Yaşadığı toplumdaki kişilerin çoğunluğunun değer yargılarını benimseyen ve toplumun geneline uygun davranan birey normal, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak adlandırılabilir. Bu açıdan bakıldığında eşcinsellik anormal bir davranış olarak görülebilir. Ancak ruhsal bozukluk olup olmadığını belirleyen en önemli etken ise; kişinin kendini nasıl hissettiğidir. 

 

Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur. Yani ruhuna ve benliğine aykırı olduğu halde eşcinsel eylemlerini sürdürmek zorunda kalmak veya dürtüyü kontrol edememek kişide ruhsal sıkıntı yaratabilir. 

 

Ayrıca eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, çocuklukta yaşanan travmaların bir sonucudur. Bu açıdan baktığımızda da, eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur, bir cinsel eğilim bozukluğudur, bir cinsel kimlik bozukluğudur." dedi. 

 

EFEMİNE OLMAK EŞCİNSELLİK DEĞİLDİR 

 

Eşcinsellik kavramı birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabiliyor. Türkiye'de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına ağır makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan, dar blucinli genç erkekler geliyor. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor: "Travesti ve eşcinselin farkı nedir?" vb. Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı kavramlardır. 
 

ONUR YÜRÜYÜŞÜ NEDİR? 


Onur Yürüyüşü, her yıl Haziran ayının sonlarında Dünya genelinde kutlanan ve Stonewall ayaklanmasının yıl dönümünde gerçekleştirilen, LGBT bireyler ve LGBT bireylere destek veren kişilerin katılımıyla gerçekleşen bir dizi etkinlikler ve törenler bütünüdür. LGBT topluluğunda onur yürüyüşü veya gey onur yürüyüşü gibi isimlerle de bilinir. Bir dizi etkinliklerin ve geçiş törenlerinin gerçekleştirildiği etkinlikler Stonewall ayaklanmaları anısına gerçekleştirilmektedir.

Tarih

 

Zagreb de gerçekleştirilen Onur yürüyüşünden görünüm, 2007.

 

İstanbul da gerçekleştirilen Onur yürüyüşünden bir görünüm, 2012.

1969 yılında Stonewall Inn adlı barda baskı, şiddet ve ayrımcılığa dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve 4 gün[3] boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapılmıştır. LGBT mücadelenin dönüm noktalarından biri olan gün dünyanın her yerinde onur haftası, gey onur, LGBT onur ve onur yürüyüşü gibi adlarla kutlanır. Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur, kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.

 

Türkiye'de Onur Haftası 1993'te[1] ilk defa "Cinsel Özgürlük Haftası" adı ile[1] kutlanmak istenmiş, ancak dönemin İstanbul valiliğinin izin vermemesi[3] ve yurtdışı konuklarını sınırdışı etmesi sonucu etkinlikler o yıl gerçekleştirilememiştir. Yurtdışından gelen konukların sınırdışı edilmesi ve gelişen olaylar sonucunda LGBT hakları için Lambdaistanbul ve Kaos GL'nin temelleri atılmıştır.

 

Bir hafta boyunca çeşitli LGBT ile ilgili paneller, film gösterimleri, tiyatrolar, konserleri ve partiler gibi bir dizi etkinliklerin gerçekleştiği bu haftaya Türkiye ve diğer ülkelerden insanlar katılmaktadır. Birçok araştırmacı, yazar, politikacı ve sanatçının yer aldığı paneller 2007 yılında Fransız Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir.

 

Ülkelerine Göre Onur Yürüyüşü

 

Bu maddedeki bilgilerin eksik ve/veya yetersiz olduğu düşünülmektedir. Konuyla ilgili tartışma için maddenin tartışma sayfasına bakabilirsiniz. Maddeyi geliştirerek veya konuyla ilgili tartışmaya katılarak yardım edebilirsiniz.

Türkiye

Ana madde: İstanbul Onur Haftası

1993 yılından bu yana; 2005 yılından beri ise Türkiye'de Onur Yürüşleri düzenli bir şekilde yapılmaya başlanmıştır. Onur Haftası'nın pazara denk gelen son günü saat 15.00 da gerçekleştirilir. İstanbul'da genelde Taksim Meydanı'ndan, Şişhane'ye doğru bir dizi etkinliklerle yürünür. 2007'de 25 metre uzunluğunda bir Gökkuşağı bayrağı açılmış, gerçekleştirilen yürüyüş kortejine çeşitli sahne kıyafetleri, elbiseler ve gelinlikler giyerek müzikler eşliğinde yürüyen[4] yaklaşık 1500 kişi katılmıştır. 2012 yılında o güne kadarki en fazla katılımı alan yürüyüşe 20.000 kişi katılmıştır.[2] Türkiye'de Onur Yürüyüşleri Ankara, Antalya, Bursa, Hatay[5] ve 2013 yılında ilk kez İzmir olmak üzere farklı şehirlerde farklı adlarla kutlanmaktadır.

LGBT NEDİR?

LGBT (ya da GLBT), "lezbiyen", "gey", "biseksüel" ve "transgender" kelimelerinin baş harfleridir. Bu bazen LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti) şeklinde de yazılır. 1900'lardan itibaren kullanılmaya başlayan "LGBT", eşcinsel hakları mücadelesinde kullanılan çatı kelimedir. Eşcinsel hareketi olarak adlandırılan LGBT hareketi, eşcinsel kelimesinin travesti, transeksüel ve biseksüelliği kapsamıyor oluşu nedeniyle çatı kelime olmaktan çıkmıştır. Hareket GLBTT kelimesini kullanmaya başlamış ancak lezbiyenlerin toplumda "yok" sayılıyor oluşu sebebiyle, L harfi başa alınmış ve kadınlara bir tür pozitif ayrımcılık yapılmıştır. Yurtdışındaki bazı örgütler bu çatı kelimeye daha sonradan interseksüelleri temsilen I ya da queeri temsilen Q harflerini eklemişlerdir.

 

Etimoloji

Yaygın olarak kullanılan ilk terim "eşcinsel" olmuş, cinsel devrimlerden önce ve süregelen homofobi için olumsuz çağrışımları taşımak için düşünülmüş ve yerini eğilimine göre belirleyen sözcükler almıştır. Bunlar; lezbiyen, gey, transeksüel gibidir. Lezbiyenlerin kamudaki söylevleri ve geylerden farklı olarak farklı cinsel aktiviteleri bazı lezbiyen-feministlerin geyler aleyhine ayrılıkçı, öfkeli görüşler düşünmesine neden olmuştur.

 

LGBT bireyler günümüzde tanımlanmakta olup, zaman içinde genel toplum anlayışına aksi marjinal bireylerin de açık desteğini almakta olan eşcinseller toplum tarafından marjinal bireyler olarak nitelendirilmektedir. Ancak halen dünya genelinde bireyler toplumun sözlü ve cinsel tacizine uğramaktadır. Transseksüel aktris Candis Cayne'ın 2009 yılında dediği gibi; "Biz hala açıkça taciz edilebilir bireyleriz".

 

Tarihi

İlk çağlar

İnsanlık tarihi kadar eski LGBT ve eşcinsellik eski kaynaklarda M.Ö. 2000-3000 arasındaki döneme kadar uzanan LGBT'nin tarihi ile ilgili en eski yazılı belgeler Eski Mısır, Sümerler ve Hititlere uzanmaktadır. Bazı Mezopotamya tapınaklarında, yakın zamana değin Hindistan'da süren bir uygulamaya benzer biçimde, kutsal fahişelerin[6] yanı sıra kültün hizmetine verilmiş eşcinsel fahişeler bulunmaktaydı. Yine LGBT tarihinde özel bir önemi olan iki eski Doğu halklarından Hititler ve Yahudiler tarihte yer almıştır. M.Ö. 1400'lerden kalma bir Hitit yasa derlemesinde erkekler arasında evliliğe izin veren bir madde belirlenmiştir. Bu yasa tarihte eşcinsel evliliğe izin tanıyan ilk yasa olma özelliğinide taşımaktadır. Bir diğer topluluk; Yahudiler ise eşcinselliğe karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınırlar. Batı uygarlığının eşcinselliği mahkûm etmesinin temelinde önce Musevilik, daha sonra Hıristiyanlık kaynaklarında yer alan bu mücadele yatmaktadır.

 

Akdeniz uygarlığında "LGBT" ve eşcinselliğin göreceli olarak daha serbest olduğu, sosyal açıdan kabul gördüğü, hatta bazı boyutlarıyla yüceltildiği bir ülke de Antik Yunanistan olup burada pederastik (Türkçe: erkeklerle genç erkekler arasındaki ilişki ve aşk veya (Türkçe: kadınlarla başka kadınlar arasındaki ilişki ve aşk[6]) edebi, sanatsal ve felsefi konuılarda saygınlık kazanmıştır. Bu saygınlığın Yunan Mitolojisine'de yansıdığı, Tanrı Zeus'un kartal kılığına girerek genç Ganymades'i kaçırmasından açıkça anlaşılabilir. Yine Eski Yunan sanatının büyük bölümünde eşcinsellik bir esin kaynağı olmuştur. Sanatta çıplak, yarı çıplak erkek figürleriyle başlayan bu akım, M.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda heykel sanatıyla daha da ilerlemiş ve tarihte bir daha eşine ulaşılamayan bir yoğunluğa ulaşmıştır. Eski Yunan şiirinde de eşcinselliğe dayanan esinin büyük yeri vardı. Ama yalnızca erkek eşcinselliği değil, kadın eşcinselliği[6] de işleniyordu. Kendiside biseksüel olan Sappho'nun şiirleri bunun kanıtıdır. Tarihi kaynaklarda Sapp­ho'nun Midilli (eski adıyla: "Lesbos")'ta sa­de­ce kız­ öğrencilerin eği­tim gör­dü­ğü bir cim­naz­yu­mu bulunmaktaydı. Ken­di­sinin de eş­cin­sel olduğu düşünülen Sapp­ho'nun cim­naz­yu­mu, öğ­ren­ci­le­ri ara­sın­da eş­cin­sel iliş­ki ya­şan­dı­ğı ge­rek­çe­siy­le[7] hal­kın ve yö­ne­ti­ci­le­rin tep­ki­si­ni çek­miş ve ada­da eşcinsel olduğu düşünülen kişilere karşı homofobik olay­lar ya­şan­mış­tı. Yine Sappho yazdığı şiirlerinde, kadın arkadaşlarına ve öğrencilerine tutkuyla ve aşk ile seslendiği için onun lezbiyen olduğu düşünülerek Lesbos Tiranı tarafından Sicilya'ya sürgüne gönderilmiştir. Sappho bir şiirinde imge olarak eşcinselliğe atıfla şöyle yazmıştır;

Son Güncelleme: 10.11.2016 15:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner22

banner7

banner25