banner1

Gaziantep'te patlama son dakika! Gaziantep'te yaralanan polislerimizin isimleri

Gaziantep'te IŞİD'e ait hücre evine polisler baskın yaptı. IŞİD militanlarının kaldığı hücre evinde operasyon sırasında patlama yaşandı. Yaşanan patlamada yaralanan polislerin olduğu açıklandı. Operasyonda yaralanan polislerimizin en yakın hastanelere kaldırıldığı bildirildi. Gaziantep'teki IŞİD operasyonunda yaralanan polislerin isimleri henüz açıklanmadı.

Gaziantep'te patlama son dakika! Gaziantep'te yaralanan polislerimizin isimleri

Gaziantep'te IŞİD'e ait hücre evine polisler baskın yaptı. IŞİD militanlarının kaldığı hücre evinde operasyon sırasında patlama yaşandı. Yaşanan patlamada yaralanan polislerin olduğu açıklandı. Operasyonda yaralanan polislerimizin en yakın hastanelere kaldırıldığı bildirildi. Gaziantep'teki IŞİD operasyonunda yaralanan polislerin isimleri henüz açıklanmadı.

10 Kasım 2016 Perşembe 15:05
Gaziantep'te patlama son dakika! Gaziantep'te yaralanan polislerimizin isimleri

Gaziantep'in Beylerbeyi ilçesinde IŞİD militanlarının hücre evi olarak kullandığı eve polis akşam saatlerinde baskın yaptı. Polisin operasyon düzenlediği hücre evinde patlama meydana geldiği açıklandı. IŞİD operasyonunda patlayan bomba nedeni ile yaralı polislerin olduğu bildirildi. Operasyonda yaralanan polisler en yakın hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. 

Gaziantep'in Beylerbeyi İlçesi Beykent Mahallesi'nde polisin IŞİD'in hücre evine yaptığı operasyon sırasında bir patlama meydana geldi. Patlamada yaralanan polislerin olduğu öğrenildi. Olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi.

Gaziantep'in Beylerbeyi İlçesi'nin Beykent Mahallesinde terör örgütü IŞİD'in hücre evi olduğu öğrenilen ev düzenlenen operasyonda patlama meydana geldi. Patlamada çok sayıda polisin yaralandığı bildirildi. Olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi.

 

Gaziantep'teki IŞİD operasyonundan gelen ilk bilgilere göre 5 polisin yaralandığı iddia edildi.
 

Dün gece Fransa'nın başkenti Paris'i kana bulayan IŞİD 153 kişinin ölümüne neden oldu. Paris'te bulunan Bataclan konser salonunda otomatik tüfekler ile konseri dinlemeye gelenlere saldıran IŞİD militanları yapılan operasyonda öldürüldü. Ortadoğu'dan sonra Avrupa'yı da kana bulamakta kararlı olan IŞİD 1999 yılında Ebu Bekir El Bağdadi tarafından kurulmuştur.  
 

Irak ve Şam İslam Devleti (kısaca IŞİD; Arapça: الدولة الاسلامية في العراق والشام, ed-Devlet'ül İslâmiyye fi'l Irak ve'ş Şam[2]), resmî adıyla İslam Devleti (kısaca İD; Arapça: الدولة الإسلامية ed-Devlet'ül İslâmiyye), ya da Irak ve Levant İslam Devleti (kısaca ILİD), Irak ve Suriye'de etkinlik gösteren ve sivillere karşı eylem yapan yasadışı silahlı örgüt ve hiçbir ülke tarafından tanınmayan devlet. Eski adının Arapçadaki kısaltmasının (داعش, Arapça telaffuzu: Da'iş) okunuşunun Latinizasyonu olan Daeş, Daiş ya da Deaş adlarıyla da bilinir (kısaltma değil, kısaltmanın okunuşu olduğundan küçük harfle yazılması gerekse de, büyük harfle yazılışı da kullanılmaktadır). Petrol kaynaklarına yakınlığı nedeniyle dünyanın en zengin yasadışı silahlı örgütleri arasında sayılmaktadır. Irak Savaşı'nın ilk yıllarında kurulan ve 2004 yılında El-Kaide'ye bağlılığını ilan eden örgüt[kaynak belirtilmeli] bir süre sonra Irak El-Kaidesi adını aldı. Şubat 2014'te, sekiz aylık uzun bir güç mücadelesinden sonra, El-Kaide IŞİD ile bütün bağlarını kestiğini duyurdu.


 

IŞİD'İN ELİNDE HANGİ SİLAHLAR VAR


 

Savaş sadece acımasız ve kanlı değil, aynı zamanda pahalı da bir ticaret. ABD’deki Ulusal Öncelikler Projesi adlı sivil toplum kuruluşunun verilerine göre, Amerikan ordusunun IŞİD’e karşı düzenlediği sınırlı askeri operasyonun saatlik maliyeti 312 bin dolar.


Yüksek maliyet ve tedarikinin zorluklarına rağmen Suriye’de iç savaşın başlamasından üç yıl sonra birçok temel ihtiyaç karşılanamazken, isyancı gruplar silahlanma konusunda ise sıkıntı yaşamadı. Suriye, silah ticareti ve kaçakçılığının merkezine dönüşmüş durumda. Ancak bu silahların hangi yollarla ve yöntemlerle Suriye’ye ulaştırıldığını tespit etmenin zor olduğunu ifade eden Barış Araştırmaları Enstitüsü’nden Pieter Wezeman, sözlerini şöyle sürdürüyor:"Esad rejimine Rusya’nın silah temin ettiğini görüyoruz. Ayrıca Esad rejiminin bir diğer silah kaynağının İran olduğu da biliniyor. Bir süreliğine Rusya, ağır silahlar, savaş jetleri gibi ekipmanlar göndermeye hazırlık yapıyor gibiydi. Ancak bundan daha sonra geri adım atmış gibi görünüyorlar."

Ordu silahları

Farklı isyancı grupların ilk aşamada Suriye ordusunun depoları sayesinde silahlandıkları tahmin ediliyor. Bunların bir kısmı ordudan ayrılan askerlerin yanında götürdüğü silahlar, bir kısmı da depoların bizzat ele geçirilmesiyle elde edilmiş.

Kara borsada stoklanmış silahlar da isyancı grupların işine yaradı. Örneğin Lübnan’da on yıllar süren çatışmalardan arda kalan silahlar bulunuyor. Ayrıca Muammer Kaddafi’nin düşürülmesinden sonra Libya'da ele geçirilen silahlar da Suriye’deki gruplara ulaştı. Wezeman, ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün’ün de kendilerine yakın isyancı gruplara silah desteği verdiğini ifade ediyor.


Ortadoğu’daki silah trafiğiyle ilgili araştırmalar yapan Eliot Higgins de silahların gizli yollarla Suriye’deki gruplara ulaştırıldığına ve çok hızlı el değiştirdiğine dikkat çekiyor. ‘Brown Moses‘ adı altında yazdığı Bellingcat isimli blogunda silahların savaşçıların eline nasıl geçtiğiyle ilgili yaptığı araştırmaları anlatan Higgins, M79 tipi tanksavarların nasıl el değiştirdiği konusunda bilgi veriyor.

Higgins, tanksavar füzelerin büyük olasılıkla 2013 yılında Suudi Arabistan tarafından Hırvatistan’da satın alındığını ve oradan Ürdün’e sevkedildiğini belirtiyor. Ürdün’den de kaçak yollarla Suriye sınırına götürülen ve Özgür Suriye Ordusu tarafından teslim alınan füzeler, daha sonra da Kürt savaşçıların eline geçmiş.

Seri numaralarını siliyorlar

Londra merkezli Çatışmada Silahlanma Araştırmaları adlı organizasyon da bu bilgiyi doğruluyor. IŞİD’in eline geçen silahların nereden geldiğini araştırdıklarını ifade eden James Bevan şunları söylüyor:

“En önemli başlıca kaynak Irak ordusu. ABD ordusunun Irak ordusuna sağladığı silahlar ve diğer askeri teçhizatlardan bir karışım var ellerinde. İkinci olarak da Suriye silahlı kuvvetlerinden ele geçirilen kayda değer bir cephanelik söz konusu. Üçüncü kaynak da Esad rejimine karşı isyancı gruplara sağlanan askeri destek.“

Bevan, işgal ettikleri Musul’da da el koydukları silahlarla 500 kilometre uzaklıktaki Kobani’ye ilerleyen IŞİD militanlarının silahların seri numaralarını sistematik olarak sildiklerini dile getirdi. İngiliz uzman, bunun silahların kaynağının gizlenmesi amacıyla yaptıklarını da sözlerine ekliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

 


IŞİD ne istiyor?

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren silahlı bir örgüt. Selefi ideolojiye sahip IŞİD Irak, Suriye, Filistin ve Ürdün topraklarını içine alan bölgede Şeriat’a dayalı bir devlet kurmak istiyor. IŞİD ve lideri Ebu Bekir Bağdadi, ABD, AB ve Türkiye’nin “terörist örgütler listesi”nde yer alıyor.

 

IŞİD Ne zaman kuruldu?


Örgüt 2004 yılında “Tevhid ve Cihat” adıyla Ebu Musa Zerkavi tarafından Irak’ta kuruldu. Sonrasında Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide’ye katıldı. El Kaide’ye katıldıktan sonra adını “Mezopotamya’da El Kaide” olarak değiştirdi.

 

IŞİD ilk liderleri kimlerdi?


2006’da yayınlanan bir videoda Zerkavi, “Mücahitler Şurası Konseyi”ni kurduklarını açıkladı. Irak’taki Zerkavi, 7 Haziran 2006’da ABD güçlerince düzenlenen bir operasyonda öldürüldü. Yerine Ebu Hamza el Muhacir geçti. 2006 yılının sonlarında El Kaide’ye yakın Ebu Ömer el Bağdadi ise liderliğini yaptığı “Irak İslam Devleti”ni kurduklarını açıkladı.

 

IŞİD’in Şimdiki lideri kim?


2010 Nisan’ında, ABD ve Irak güçleri, Sisar bölgesinde Ebu Ömer el Bağdadi ve Ebu Hamza el Muhacir’in kaldıkları eve ortak bir operasyon düzenledi. Operasyonda her ikisi de öldürüldü. Ebu Bekir El Bağdadi örgütün yeni lideri oldu.

 

IŞİD’in Nusra Cephesi ile ilişkisi var mı?


2011 sonlarında Muhammed Colani liderliğindeki Nusra Cephesi, El Kaide’nin Suriye kolu olarak kuruldu. 9 Nisan 2013’te Ebu Bekir Bağdadi’ye ait bir ses kaydında Nusra Cephesi’nin Irak İslam Devleti’nin müttefiki olduğu belirtildi. Aynı yıl, Bağdadi Nusra Cephesi ile Irak İslam Devleti’nin “Irak-Şam İslam Devleti” adı altında bir araya geldiğini açıkladı.

 

IŞİD -Nusra ayrışması nasıl başladı?


Kısa bir süre sonra Ebu Muhammed Colani’ye ait bir ses kaydı yayınlandı. Ses kaydında Colani, Irak İslam Devleti ile yakın ilişki fikrine sıcak baktığını söyledi, ancak iki örgütü bir isim altında bir araya getirme fikrini reddetti. Colani ses kaydında El Kaide lideri Eymen Zevahiri’ye bağlılığını ilan etti.

 

IŞİD El Kaide’nin bir kolu mu?


2013 Şubat’ında, El Kaide, Suriye’deki IŞİD’i tanımadığını ilan etti ve örgütün Suriye’yi terk etmesini istedi. El Kaide Suriye’deki temsilcisinin Nusra Cephesi olduğunu açıkladı. Nusra Cephesi ve IŞİD arasında birçok cephede çatışmalar yaşandı. En sonuncusu ise IŞİD’in Nusra Cephesi’nin kontrolündeki Deyr Ez-Zor kentinde kontrolü sağlamasıyla son buldu.

 

IŞİD Suriye ve Irak’ta nereleri kontrol ediyor?


IŞİD, Suriye’de Mumbuc, petrol zengini Rakka ve Irak sınırına yakın Deyr Ez-Zor kentlerini elinde tutuyor. Irak’ta ise Anbar eyaletindeki Felluce ve Ramadi’de etkili. Son olarak Musul kentini de ele geçirdi.

 

Askeri gücü ne kadar?


IŞİD’in Suriye’deki askeri gücünün 6-7 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Savaşçılarının çoğunluğu yabancılar. Irak’taki silahlı üyelerinin sayısının ise 10 binin üstünde olduğu tahmin ediliyor.

 

Suriye rejimi ile işbirliği var mı?

 

Suriye muhalefeti IŞİD’in Suriye’de devrimin sabote edilmesi için Şam yönetimince desteklendiğini iddia ediyor. Şam rejimi Suriye’de muhaliflerin elindeki bölgelere düzenli olarak varil bombası atarken, IŞİD’in kontrolündeki bölgelere saldırmıyor. IŞİD, Rakka’da çıkardığı petrolü de Suriye rejimine satıyor.

Örgüt genelde Sünnî topluluklar olmak üzere Mücahidîn Şûra Konseyi, el-Kaide, Jaysh el-Fatiheen, Jund el-Sahaba, Katbiyan Ansar el-Tevhid vel Sunnah, Jeish el-Taiifa el-Mansoura gibi farklı isyancı gruplardan oluşur ve onların desteğini alır. Irak ve Levant'te Sünnî nüfusun yoğun olduğu bölgelerde halifelik kurma hedefi vardır.

 

Dün gece Fransa'nın başkenti Paris'i kana bulayan IŞİD 153 kişinin ölümüne neden oldu. Paris'te bulunan Bataclan konser salonunda otomatik tüfekler ile konseri dinlemeye gelenlere saldıran IŞİD militanları yapılan operasyonda öldürüldü. Ortadoğu'dan sonra Avrupa'yı da kana bulamakta kararlı olan IŞİD 1999 yılında Ebu Bekir El Bağdadi tarafından kurulmuştur. 


Irak Savaşı'nın yoğun olarak yaşandığı dönemlerde, Irak'ın Anbar, Nineve, Diyala, Babil, Kerkük ve Selahaddin illerinde çok büyük etkinlik gösterdi. Bakuba'yı başkent ilan etti. Halen devam eden Suriye İç Savaşı'nda Suriye'nin Humus,[kaynak belirtilmeli] Rakka ve Halep bölgelerinde varlık göstermektedir.

 

İslam Devleti, binlerce sivil Iraklı, Irak hükümet üyeleri ve onların uluslararası müttefiklerinin ölümlerinden sorumlu tutulmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Irak Savaşı'nın son evrelerine doğru örgüt gerilemeye başladıysa da, ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle 2012'de gücünü tekrar yenilediği ve üye sayısını iki katından fazla arttırdığı öne sürülür.[kaynak belirtilmeli]

 

2013 yılında El-Cezire'ye sızdırılan bir mektup ve ses kaydıyla El-Kaide lideri Eymen el-Zevahiri, bu grubun Suriye kanadını tasfiye ettiğini açıkladıysa da IŞİD emiri Ebu Bekir el-Bağdadi, bu tasfiye kararını reddettiğini ve grubun Suriye'deki operasyonlarına devam edeceğini açıkladı.[kaynak belirtilmeli] Nisan 2013 ile birlikte IŞİD, Suriye'nin kuzeyinde hızlı bir şekilde askerî güç kazanmaya başladı ve bu bölgedeki en güçlü örgütlerden biri oldu. Suriye'de etkin olduğu bölgelerde şeriat kanunlarını icraya başladı ve rakip gördükleri askerleri, yabancı gazetecileri, yardım kuruluşlarına üye insanları sürgüne gönderdi veya hapsetti.

 

Suriye İnsan Hakları Gözleme örgütünün raporuna göre ağustos 2014'te örgütün Suriye'deki savaşçı sayısının 50.000, Irak'ta ise 30.000 olduğu bildirildi. CIA ise Eylül 2014'te örgütün Suriye ve Irak'ta toplam 20.000 ile 31.500 arasında savaşçıya sahip olduğunu açıkladı.
 

Cema'at el-Tevhid vel-Cihad Dönemi

Köken

Cema'at el-Tevhid vel-Cihad (Arapça: جمعة التوحيد والجهاد ) Ebu Musab Zerkāvî tarafından kuruldu. Yerli ve yabancı İslâmcılardan oluşuyordu. Ürdünlü bir selefî olan Zerkāvî, Sovyet-Afgan Savaşı'na katılmak için Afganistan'a seyahat etmiş, fakat Sovyetlerin askerlerini çekmesiyle o da ülkesine geri dönmüştü. Daha sonra tekrar Afganistan'a geri dönen Zerkāvî, Herat yakınlarında İslami militan bir kamp kurarak eğitim vermeye başladı. Başlangıçta gerçek anlamda Müslüman olmadığını düşündüğü Ürdün Krallığı'nı yıkma amaçlı çıktığı yolda başka ülkelere de yayılan bütün bir ağını bu düşünce ve ideal üzerine kurdu. İçinde bulunduğu şebekenin 1999 yılında milenyum saldırılarının da sorumlusu olduğu iddia edilmekte. 2002 yılında Ürdün'de öldürülen ABD'li bir diplomatın da sorumluluğunu örgütü üstlendi.

 

ABD'nin Afganistan'ı işgaliyle Zerkāvî Irak'a gitti. Burada yara aldığı ayağı için tıbbi destek aldı. Irak'ın kuzeydoğusunda etkin İslâmcı militan bir grup olan Ansar al-İslâm ile geniş bir ilişki ağı kurdu. Ansar örgütünün Irak istihbaratı ile birlikte çalıştığı, Saddam Hüseyin'in bu grubu Kürdistan'ın bağımsızlığı için savaşan seküler Kürt gruplara karşı kullandığı da iddia edilir. Ocak 2003'te Ansar'ın kurucusu Molla Krekar Saddam Hüseyin rejimiyle herhangi bir bağlantıları olmadığını açıkladı. İstihbarat birimlerinin raporlarına göre Zerkāvî ve Saddam arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı, Saddam'ın Ansar grubunu rejime bir tehdit olarak gördüğü ve bu yüzden örgüt içine istihbaratın sızmış olabileceği öne sürüldü. ABD senatosunun 2006 yılında hazırladığı Irak raporunda "savaş sonrası edinilen bilgiye göre Saddam Hüseyin Zerkāvî'yi yakalamaya çalıştı, fakat bunda başarısız oldu" denildi.

 

ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra Cema'at el-Tevhid vel-Cihad al-Ansar ve diğer yabancı örgüt üyelerini de içine katarak ağın daha da genişletti ve Irak işgaline katılan güçlere karşı mücadeleye girişti. Irak'a savaşmak için giden pek çok savaşçı bir şekilde Zerkāvî grubunun içinde kendini buldu. Mayıs 2004'te Cema'at el-Tevhid vel-Cihad bir başka aşırı İslamist militan grup olan Salafiah al-Mujahidiah ile birleşti.

 

Hedef ve taktikler

 

22 Ağustos 2003'te Bağdat'ta meydana gelen patlamadan sonra Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nden bir görüntü.

Cema'at el-Tevhid vel-Cihad grubunun amacı Irak'taki koalisyon güçlerinin geri çekilmesini sağlamak, Irak hükumetini düşürmek, işgal kuvvetleriyle birlikte çalışanları öldürmek, Şia nüfusu marjinalize edip askerî gücünü kırmak ve tamamen şeriat kanunlarıyla yönetilen bir İslâm devleti kurmak.

 

Cema'at el-Tevhid vel-Cihad'ı Irak'taki diğer isyancı gruplardan ayıran en önemli özellik taktikleriydi. ABD ve koalisyon güçlerine karşı alışılagelmiş silahlarla ve gerilla taktikleriyle saldırmak yerine daha çok bomba yüklü araçlar kullanılarak gerçekleştirilen intihar bombası eylemlerini yaptılar.

 

Grubun ruhânî önder kabul ettiği ve genel başkan yardımcılığı da yapmış olan Filistinli imam Ebu Enes el-Şâmî taktiklerinin ve yöntemlerinin Kur'an ve sünnet kaynaklı olduğunu yine bu kaynaklardan verdiği örneklerle açıklamıştır. İslâm peygamberi Muhammed'in "Her kim Allah yolunda bir Gayrimüslimi öldürürse Allah ona Cehennem'i yasak eder" sözünü ve Enfâl Suresi 12. ayette geçen "O anda Rabbin meleklere şu vahyi veriyordu: Ben sizinle beraberim. Haydi imanı sağlamlaştırın! Kâfirlerin yüreklerine dehşet bırakacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, vurun onların parmaklarına!”[11] benzeri vahiyleri temel prensiplerden biri edindi.

 

Tanzim Kaidat el-Cihad fi Bilâd el-Rafidayn dönemi

(Şatt-ül Arab Topraklarında Cihad Organizasyonunun Tanzim ve Kaidesi)

 

Hedef ve şemsiye organizasyonları[değiştir | kaynağı değiştir]

Temmuz 2005'te Ebu Musab Zerkāvî, Aymen el Zevâhirî'ye yazdığı mektupta Irak Savaşı'nı genişletmek için ABD'nin Irak'tan çıkarılması, halifeliğin kurulması, çatışmaların Irak'ın seküler bölgelerine yayılması ve Arap-İsrail çatışmasında etkin rol alınmasını da kapsayan dört aşamalı bir plândan bahseder. Irak'ın dışındaki bağlantılı gruplar da bu planın uygulanmasında rol aldı, örneğin 2005'te Mısır'da meydana gelen ve çoğu turist olan 88 kişinin öldüğü patlama gibi.

 

Ocak 2006'da Irak el-Kaidesi Irak'ta savaşmakta olan Sünnî grupları bir çatı altında toplamak için Mücahidîn Şûrâ Konseyi adı altında şemsiye bir organizasyon kurdu. Sivillere karşı acımasız şiddet uygulamalarından ve radikal İslami doktrinlerinden dolayı Iraklı Sünnî milliyetçilerin ve seküler grupların bu şemsiye organizasyona katılımı zayıf kaldı. Bu sebeplerden ötürü bu çaba başarısızlıkla sonuçlandı.

 

Irak el-Kaidesi saldırılarını ve eylemlerini Ekim 2006'ya kadar Mücahidîn Şûrâ Konseyi'ne atfetti. Ebu Eyüp el Masrî'nin Irak İslâm Devleti'ni ilan etmesiyle bu son bulmuş oldu. Bu tarihten itibaren örgüt eylemlerini Irak İslâm Devleti'ne atfetmeye başladı. Amerikan istihbaratına göre Irak İslâm Devleti'nin ülkeyi Sünnî bir halife devletine dönüştürme hedefi vardır.

 

Saldırı ve eylemleri

Örgütün gücü tam olarak bilinmemekle birlikte binlerce savaşçıya sahip olduğu tahmin edilmekte. 2006'da ABD istihbaratının hazırladığı raporda Irak El-Kaidesi'nin kurucu ve üst düzey üye sayısının 1.000'den fazla olduğu belirtildi. Grubunun intihar saldırılarından dolayı çok sayıda üyesini kaybettiği bildirildi fakat bunun grubun gücü üzerinde çok az etkisi olduğu belirtildi. ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle örgütün üye sayısı ikiye katlanarak 1.000'den 2500'e çıktı.

loading...
Son Güncelleme: 10.11.2016 15:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner7