vh medya tuzla port

Sahabilerin hepsi Arap mıydı?

Sahabe Efendilerimiz’in sadece Arap olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Onlar arasında başka milletlere mensup olanlar da vardı.

Sahabilerin hepsi Arap mıydı?

Sahabe Efendilerimiz’in sadece Arap olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Onlar arasında başka milletlere mensup olanlar da vardı.

04 Nisan 2018 Çarşamba 11:22
Sahabilerin hepsi Arap mıydı?

Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) sadece Arap Yarımadası’ndan değil komşu ülkelerin insanları da iman etmiş, O’nun arkadaşı olma şerefine nail olmuştu. Millî kimliklei bugünkü gibi dinlerinin önüne geçmemişti. Peygamber halkasının o kutlu erleri, ırkları ve dillerinin farklılıklarını yüreklerinde birleştirmiş, kendilerini İslamiyet’in rengiyle tanımlamıştı. İşte bu yönleriyle Asr-ı Saadet’in Arap olmayan sahabelerinin bugünün Müslümanlarına verecek mesajları var. Bu yüzden gelin onlarla tanış olalım…

Etiyopyalı sahabiler


Ashab-ı Kiram’ın içinde farklı milletlere sahip olanlarından en çok Etiyopyalıları biliyoruz. Daha doğrusu Habeşistanlıları. Konuya dair araştırma yapan Dr. Mehmet Efendioğlu, Habeş asıllı 45 sahabi adı veriyor. İçlerinde bazıları da hanım. Hz. Peygamber’in dadısı olarak bildiğimiz Ümmü Eymen Habeşli Hanım sahabeler arasında.  O, Son Nebi’nin hayatının neredeyse her anında yanında bulunmuş, çocukluğuna şahit olmuş;  hadisler rivayet etmiş. Ayrıca adı, cennetle müjdelenenler arasında. Fakat en meşhuru tabii ki, Ezan-ı Muhammedi’yi ilk okuyan Bilal-i Habeşi. Köle bir ailenin çocuğu olarak Mekke’de dünyaya geldi.  Şam’da hayata gözlerini kapadı. Fakat bizim kelimelerle ifade edemeyeceğimiz bir hayat yaşadı. Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) ilk iman edenlerden Bilal-i Habeşi, İslamiyet’i seçtiği için çok işkencelere maruz kaldı. Ama yine de vazgeçmedi Son Nebi’nin yolunda gitmekten.  O’nunla birlikte hicret etti, İslam ordusunun değişmeyen bir neferi oldu.  Esasında Bilal-i Habeşi yalnız değil yürüdüğü yolda. Habeş kökenli sahabilerin birçoğu aynı kaderi paylaşıyor Hazret-i Bilal’le.  Büyük çoğunluğun aileleri köle olarak Arap coğrafyasına getirilmiş ve İki Cihan Güneşi’nin ışığıyla aydınlanmış. Asım el- Habeşî, Bahira er- Râhib el- Habeşî eş- Şamî, Cu’al el-Habeşî, Düreys er-Râhib, Ebrehe el- Habeşî, Ebrehe b. Sabah El-Habeşî, Enceşe el-Habeşî ismini sıralayabildiklerimizden bazıları. Uhud Savaşı’nda Nebiler Nebisi’nin canını almak isteyen, lakin sonradan iman eden Hazreti Vahşi de Habeş diyarından.

İsrailoğulları soyundan gelen sahabiler


Nebiler Nebisi’nin arkadaşı sıfatına layık olanlar içinde İsrailoğulları da vardı. “Arap Olmayan Sahabiler” adlı araştırmasında Dr. Mehmet Efendioğlu İsrailoğullarından 43 sahabi ismi veriyor.  Abdullah b. Selam b. Hâris el- İsrâilî, Abdurrahman b. Simâk el- Yahudî, Abdurrahman b. Zebîr el- Kurazî, Abdülkuddûs el- İsrâilî, Ali b. Rıfâ’a el- Kurazî İsrail kökenli sahabiler arasında.  Ali b. Rıfâ’a el- Kurazî Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) eşi Safiye bint Huyey’in de dayısı oluyor. Hazreti Peygamber’i Medine’ye hicreti sırasında görüp iman ediyor. Yanında  10 kişinin de Müslüman olmasına vesile oluyor. Fakat daha sonra Yahudiler tarafından dışlanıyor. Abdullah b. Selam ise nesebi Hazreti Yusuf’a uzanan biri. Husayn olan ismini Allah Resûlü, Abdullah olarak değiştiriyor. Babası bir din bilgini olduğu için haham olarak yetiştirilmiş. Fakat Tevrat’ta müjdelenen peygamberi beklemiş hep ve hicret sırasında Sahib’i Fazilet’i görüp iman etmiş. Onun başka bir özelliği ise Kudüs fethi sırasında Hazreti Ömer’e arkadaşlık etmesi. Daha sonraki hayatında hadis ravisi olarak ün kazanmış.

Farslı sahabiler


Hendek Savaşı sırasında hendek kazma fikrini ortaya atan ve bu sayede Medine’nin kurtulmasına vesile olan Selmân-ı Fârisî İranlı sahabelerden biri. Fakat onun dışında da, o coğrafyadan Hak Peygamber’e inanıp Ashab-ı Kiram halkasına katılan var. Fakat sayıları diğerlerine göre biraz az. Dr. Mehmet Efendioğlu İranlı olup da Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaşlık eden 17 isim veriyor. Bu isimlerden biri de kadın: Emetü’l- Fârisiyye. İran’ın İsfahan şehrinde dünyaya gelmiş fakat cariye olduğu için Medine’de Son Nebi ile tanışma fırsatına erişmiş. Hatta Selmân-ı Farisî sayesinde Allah Resûlü’ne ulaşma fırsatına erişmiş. Ebû Kebşe el Fârisî, Ebû Mansûr, Ebû Ukbe de ismi bilinen İranlı sahabi efendilerimiz. Onlardan Ebû Kebşe el Fârisî, köle iken Allah Resûlü tarafından satın alınıp azat edilmiş. Ebû Ukbe ise Uhud Savaşı’nda Müslümanların yanında yer almış. Efendimiz’e 10 sene hizmet etmiş Sefîne el Fârisî’nin de adını unutmayalım. Gemi anlamına gelen ‘sefine’ lakabını ona Alemlerin Efendisi veriyor. Bilinen 14 de hadis rivayeti bulunuyor.

Kıpt asıllı sahabiler


Kıptilerin adı tarihte, Mısır’ın yerli halkı olarak geçiyor. Kutsal topraklara yakın olması dolayısıyla Kıpti halkından da Güzeller Güzeli (sallallahu aleyhi ve sellem) ile bir arada bulunma fırsatına ulaşanlar mevcut. Sayıları 8 olarak biliniyor. İsimleri sırasıyla şöyle: Cebr b. Abdullah el-Kıbtî, Me’bûr el- Kıbtî, Salih el- Kıbtî, Ya’kub el Kıbtî, Ya’kub el Kıbtî el-Fıhrî, Ebû Râfi’ el-Kıbtî, Mâriye bint Şem’ûn el- Kıbtıyye, Şirin el- Kıbtıyye. Bu isimlerden ikisi de hanım sahabi.

Rum asıllı sahabiler


Arap olmayan sahabiler içinde adları ziyadesiyle bizleri şaşırtacak olanlar, Rum asıllılar. Addas en- Ninovî, Bâkûm er-Rûmî, Bâkûm er-Rûmî en-Neccâr, Bel’âm er-Rûmî, Cebr er- Rûmî, Ezrak b. Ukbe er-Rûmî, Zinnîre er- Rûmiyye… Sadece yedi kişiler. Aralarından Zinnîre er- Rûmiyye, hanım sahabilerden. İslam ile Mekke’de tanışmış. Buraya cariye olarak geldiği biliniyor. Müslüman olduktan sonra adını Züneyra olarak değiştiriyor.  İslam davetine ilk icabet eden hanımlardan olması bakımından önemli bir yere sahip. Köle iken Ebu Cehil’in kötü muamelelerine maruz kalmış, onun yüzünden gözlerini kaybetmiş. Hazret-i Ebubekir tarafından alınıp azat edilmiş.  Rivayete göre ettiği bir dua neticesinde Allah ona görebilmeyi yeniden ihsan etmiş. Addas en- Ninovî ise tarihî Ninova şehrinde doğmuş bir sahabi. O da Arap olmayan pek çok sahabi  gibi köle olarak kutsal topraklara gelmiş ve İslam’ın şerefine bu sayede erişmiş. Bâkûm er-Rûmî ticaret esnasında Nebiler’in Üveyki’ni tanımış ve iman etmiş. Cebr er- Rûmî de köle iken İki Cihan Güneşi’ni tanımış, efendilerinin korkusundan Müslüman olduğunu açığa vurmamış.

Anahtar Kelimeler:
Sahabiler
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

tuzla port