Başkent Babil!

Başkent Babil!

28 Aralık 2017 Perşembe 13:43
Başkent Babil!

Altı devasa uygarlığın başkenti, kanunların yaratıcısı olan Babil, uzun uzun kuleleri, büyük bahçeleri, tarihi ile çok ünlü bir başkent. 6 uygarlığın başkentliğini yapmış hem de asma bahçeleri ile dünya’nın 7 harikaları arasına girmiş (Asma Bahçeler) bir kenttir babil. Kitaplarda hakkında çokça bilgi olan bu güzel kenti, kentin geçmişini, hangi imparatorluklara ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Eski Mezopotamya’nın en ünlü yerleşkelerinden olan Babil, bugünkü Bağdat’ın güneyinde yer almakta.
 
Babil de Ne? 
Akad lügatında, Tanrı’nın evi anlamına gelmektedir. Bâb kapı; Tanrının ili manasına gelir. Akadça Babil, alıntı bir sözcük farklı forumlarda başka dillere geçmiş. İbranice’ye “Bavel” ya da “Babel” şeklinde geçmiştir. Bugün batı dillerinin özel bir isimi olarak “Babylon” kullanılır.
Yazılı belgelere göre şehir MÖ 3.000 yıl civarlarında kurulmuş. Akad’lardan kalan belgelerde Babil adına rastlanır ama şehrin çok daha O dönemler de, Sümercede bu anlama gelen kelime, Akadça’ya tercüme yoluyla geçmiş olabileceği söyleniyor. Böyle düşünülmesin de tarihi bir arka planı da var. Tarih, MÖ 23. yüzyılı gösterirken, Sargon’un Sümer devletçiklerini yıktığından ve hatta mabedleri yaktığından bu mabedlerde bulunan tanrı heykellerini de kendi şehrine götürdüğünden inandıkları bahsedilir. Buradan anlaşılacağı üzerine, Babil bir Sümer kenti iken Akkad yağmasına uğramıştır. Bu durumda, şehrin adının Akadçaya dil farkı yoluyla geçtiği kabul edilebilir.
Babil ve Tarihi Ömrü;
Babil, bilinen haliyle aşağı yukarı 4.000 yıllık bir devlet geçmişine sahip. Tevrat yani Kitab-ı Mukaddes’te adı geçen Babil, bilinen en eski tarihi belgelere karışın bir Sümer kentiydi. Tevrat ise Babil’in Nuh tufanından sonra Nemrud’un krallığının başladığı dört şehirden birisi olduğundan bahseder. Babil, Tevrat’ta Sinear şehirlerinden birisi olarak anılır. Yalnız, Sümer belgelerine dayanarak Akkad’ların saldırısına uğradığı ve Sümerlerden sonra Akkad’ların şehri olduğu bilinir. Bazı tarihçiler, kayıp Akkad şehrinin Babil’in yıkıntılarının arasında olduğuna inanmış durumdadır. Teknik olarak böyle bir durum mümkün olduğu gözükse de Akkad şehrini bulmak için başka bir tarih eserin yok edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Babil Ev Sahipliği Yaptığı Uygarlıklar;
1. Eski Babil Krallığı : MÖ 1894 – 1595
2. Kassitler : 1595 – 1174
3. Asurlular : 745 – 626
4. Yeni Babil Krallığı : 626 – 539
5. İran : 539 – 332
6. İskender – Selevki : 332 – 275
Elbette bu altı dönem çok çok önemlidir ama Babil’in Babil olmasın da ki asıl sebep, onu dünyanın en güzel şehri yapan Babil İmparatorluğudur. Ayrıca, dünyanın ilk yasalarının bu kentte yazılması, Hammurabi devri ile Amurrular zamanında olmuştur.Eski Babil İmparatorluğu döneminde o meşhur Asma Bahçeler yapılmıştır. Kendin imarına önem vermiş, zeki mimarinin bir ürünü olarak efsanelere konu olan o saray yapılmıştır. Saray o kadar dayanıklıdır ki Büyük İskender, 
Eski Babil İmparatorluğu tarafından yapılan sarayda hayatını kaybetmiştir. Bu saray, Buhtunnasr olarak bilinen II.Nebukadnezzar tarafından yapılmıştır ve onun ölümüyle de zaten eski Babil İmparatorluğu düşmeye geçmiştir.562 yılında ölen hükümdar II. Nebukadnezzar’dan 23 yıl sonra da Babil İmparatorluğu Persler tarafından yağmalanmış, yıkılmıştır.
Yapılan kazılar sonucunda, şehre bugünkü halini veren II. Nebukadnezzar’dir ve onun imar faaliyetleri de kendisinden önce yapılan yapıtların yıkılması ile olmuştur. Babil sarayı ve Babil, meşhur Herodot Tarihinde, Tevrat’ta, Kuran-ı Kerim’de ve bazı Arap tarihçilerinin eserlerinde bahsedilmekte. Yalnız Arapların verdiği bilgiler içinde İskender ile ilgili bilgilerde hatalar vardır.
 
Babil Kulesi
Dillerin başlagıcı ile ilgili efsaneler de geçen, Gelelim Kuran ve Tevrat’ta yeri olan Kule’ye... Efsanelerde, halk inanışlarında Babil, dik başlılığı, Allah’a hakareti ve şirki, büyücülüğü gösterir gibi bir durum vardır. İşte, tüm bu durumlara neden olan şeyi Babil Kulesinden başka bir şey de aramak yanlış olur.
Babil, semavi dinlerin doğduğu yer olarak lanse edilir. Babil imparatorluklarının dili, çoktanrılı dinler kategorisine girer ama adının anlamından da dolayı dinler için hep çok önemli bir yer sayılmıştır. Çivi yazılı metinlerin verdikleri bilgilere göre Mezopotamya’da bulunan en büyük mabed kulesi Babil Kulesi. Bu tür kulelere Akadça ZAKARU denirdi. Kuleler diyoruz elimizdeki belgelere göre Babil tek değil; evet en yükseği ve en gösterişlisi idi ama tek değildi. Babil Kulesi’ni kimin yaptırdığı bilinmemektedir. Yazıtlardan birisinde Babil Kulesinin tamir edildiğinden bahsediliyor ki bu tamirin yapılması için Babil Kulesi’nin Akkad’lı Sargon tarafından yapılması gerekiyor. Ama isminin Sümerce olması Sümerler zamanında yapılmasını akla getirmiyor değil. Bazı İsami kaynaklara göre ise Babil Kulesi, Nemrud tarafından inşa edildi.
Hatta Babil’de bulunan mimarilerin, İslamiyet’te bile kullanılan bir mimari haline gelmiştir. Babil zigguratı, uzun zaman Mezopotamya mimarisinin mihenk taşı oldu. Mimarilerden en çok dikkat çekeni, aynı zamanda halifelik unvanını taşıyan Abbasiler zamanında inşa edilen Samera Camii. Bu caminin minaresi, benzeri mimarilikte, kare bir zemin üzerinde yükselen 3 metrelik ve son katta bir köşk bulunan bir yapıdır. Bu köşke müezzinin rahat gidebilmesi için sadece köşke çıkan bir merdiven bulunuyor. Semera Camii, net bir şekilde, büyücülükle ve kafirlikle suçlanan, ifrit Nemrud’un inşaa ettiğine inanılan Babil Kulesinin minik bir alıntısı...
Bu kulenin Allah’a isyanı temsil etmesinin nedeninin kulenin tepesindeki köşkün isminden kaynaklandığı görüşü pek çok tarihçi tarafından kabul edilmiştir. Babil Kulesi, kuşkusuz Mezopotamya uygarlığındaki en yüksek ve ihtişamlı kule ve bu kulenin en tepesinde de İlah Marduk için bir köşk bulunuyor. İşte bu köşke Sumerce “Asagila” denmiş. Bu kelimenin anlamı, başını göklere kaldırmış, başını göğe yükseltmiş demektir. Tevrat ise Babil Kulesi için “başı göklere erişecek kule” tabirini kullanmıştır.
Babil Kulesi, tüm dillerin tek bir dilden türediğini iddia edenlerin çıkış yeridir. Tevrat’a göre tufandan kurtulan Hz. Nuh’un oğulları “Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım diye gelin kendimize bir şehir ve başı göklere erişecek bir kule bina edelim” der. Bu bina, Babil Kulesidir ama Allah, kullarının bir olmasını istemez, onların dünyanın farklı yerlerine dağıtır. Babil Kulesi yarım kalır ve dünya, farklı dillerden oluşan bir yer haline bürünür. 
Babil kenti, özellikle Eski Babil İmparatorluğu zamanında Mezopotamya’nın işlek ticaret merkezi halindeydi. Tabii ki bir ok şehriden ve pek çok kavimden insan vardı. Bu devirden kalan yazıtlarda artık asimle olmuş Sümerlerden, Akkadlardan, Gutilerden, Amurrulardan, Kassitlerden, Aramilerden, Asurlulardan ve daha pek çoğunun bahsi geçer.
Babil Kuyusu ve Büyücüleri
Kutsal kitaplar, Harut ve Marut ile büyüye inanç vardır. Babil kentinin de büyücülükle suçlanmasın da ki sebep budur.
Babil sadece büyücülük ile değil, var olduğu zamandan bu yana gök biliminin de en çok geliştiği yer olarak da bilinir. Ama Harut ve Marut meleklerinin büyücülükle alakalı ilk kez Kuran-ı Kerim’de geçer. Tarihi kaynaklarda da Babil kentinin Eski Babil İmparatorluğu zamanında Mezopotamya’nın büyü merkezi haline geldiğine inanılır.
Kuran-ı Kerim’de, büyüyü kötüye kullanmamaları şartı ile Harut ve Marut, Babil halkına büyüyü öğretir ama sadece bu bilgi verilir. Babil kuyusu denilen hayali bir yere asıldığı ile ilgili bilgi vermez. Hayali denmesinin sebebi Babil kazılarında, bahsedilen kuyuya rastlanmamış olmasıdır. Böyle bir kuyu yoktur, sadece bu hikayenin bir kısmı Asya efsanelerine, bir kısmı da Beni İsrail hikayelerine dayanmaktadır.

Son Güncelleme: 28.12.2017 13:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.