banner1

En tesirli aşk sözlerinin sahibi: Ali Lidar

"Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde, yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu, otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime anne dedim, hadi çay koy da içelim." dizelerini ilk okuduğumda başladı hayranlığım kendisine... Neşet Ertaş'tan sonra aşkı en iyi anlatan kişi dedim içimden. Neşet'in Leyla'sı gibi o da bir Leyla'ya vurulup kalmıştı belki. Adını bir sır gibi sakladığı ilham perisini açıklamasa da ne büyük sözler biriktirmiş Ali Lidar içinde. İstanbullu şairler gibi süslü püslü sözlerle anlatmıyor aşkını. İsyan ediyor, küfrediyor en içten duygularını döküyor dizelere.

En tesirli aşk sözlerinin sahibi: Ali Lidar

"Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde, yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu, otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime anne dedim, hadi çay koy da içelim." dizelerini ilk okuduğumda başladı hayranlığım kendisine... Neşet Ertaş'tan sonra aşkı en iyi anlatan kişi dedim içimden. Neşet'in Leyla'sı gibi o da bir Leyla'ya vurulup kalmıştı belki. Adını bir sır gibi sakladığı ilham perisini açıklamasa da ne büyük sözler biriktirmiş Ali Lidar içinde. İstanbullu şairler gibi süslü püslü sözlerle anlatmıyor aşkını. İsyan ediyor, küfrediyor en içten duygularını döküyor dizelere.

10 Kasım 2016 Perşembe 15:05
En tesirli aşk sözlerinin sahibi: Ali Lidar

Aklımıza her düşüşte kekremsi bir tat bırakan o unutamadığımız aşkları hatırlıyoruz Ali Lidar'ın şiirlerinde. Olur olmadık zamanlarda içimizi cız ettiren, biri 'neyin var' diye sorduğunda başımızı önümüze eğip geçiştirdiğimiz o aşkları. Belki o da içinde böyle bir aşk büyütüyor ki halimizi ele veren dizeler yazıyor, kim bilir...

Bazı ahçılar vardır mesela bir kabakla bir şaheser yaratırlar, biz ise kabak dolması yaparız ancak yoğurt ile tatlanan. Ali Lidar bizim hoyratça kullandığımız sözlerle şaheser yaratan bir usta... 

Yazdığı şaheserlerden bahsettiğinizde utangaç bir çocuk misali geçiştiriyor övgülerinizi.. "Ben aslında şiir yazdığımı falan düşünmüyorum. Kendimle mi dalga geçiyorum, insanlarla mı; ne yapıyorum onu da çok bilmiyorum. Şiirlerim çok ciddiye aldığım şeyler değil" diyerek. 


"Bana başka gülüyor. “Ben de seni sevecek gibiyim ama daha değil” der gibi gülüyor. Bekle diyor sanki bana. Ben de bekliyorum." sözleri ile inceden bir ayar veriyor şirazesi şaşmış kalplerimize.

İlk okulda okuduğu Küçük Prens'in çıkan tüm baskılarını biriktirmek gibi bir tutkusu var Ali Lidar'ın. Yurt dışına gidip, Küçük Prens'in farklı dillerdeki çevirilerini getirmeyenlere isyan ediyor bazen. Küçük Prens'i her okuduğunda farklı bir şeyler keşfettiğini söyleyen Lidar'ın şiirleri de sizlerin üzerinde bu etkiyi yaratacak, buna eminim... 


Cinayetlerin ve siyasi buhranların bizi esir aldığı şu günlerde, biz Ali Lidar ile güzel olan şeylerden konuştuk...


·  İlk şiirinizi ne zaman kimin için yazdınız? 

7 ya da 8 yaşındaydım yanlış hatırlamıyorsam. İlkokul öğretmenim için yazmıştım. Ne yazık ki tek dizesini bile hatırlamıyorum şiirin keşke hatırlasaydım.
 


 

·  Öğretmenliği bırakmayı düşündünüz mü hiç? 

Evet her sene sonunda benden bu kadar diyorum kendi kendime. Ama sonra araya yaz tatili giriyor. Tatil sonuna doğru okulu özlemeye başlıyorum ve hadi ali bir sene daha diyrorum. Öyle öyle yaklaşık yirmi seneyi doldurdum.

 

·  Pek çok şairin vazgeçemediği ve ruhunu beslediği şehir olarak İstanbul'u biliriz. Eskişehir'de şiir yazmak kolay mı? 


Kolay mı zor mu hiç düşünmedim. Ama ömrümün otuz yılını Eskişehir’de geçirdiğim için başka bir şehirde nasıl yaşanır onu bile bilemiyorum.
 


 

·  Hayatın neresindesiniz? Tutunanlardan mısının Tutunamayanlaran mı? 

Bilmem. Tutunmaya çalıştığım şeyler var tabii ama zaman zaman onların da elimden kaydığını hissediyorum. Sanırım bir tür araftayım

 

·  Aşkı yaşamak mı yoksa yazmak mı daha kolay sizin için? 


İçinde aşk olan hiçbir şey kolay değildir. Ne yazmak ne de yaşamak,
 


 

·  Plotonik bir aşk mı yoksa karşılıklı bir aşk mı size yazdıran?

Platonik olmayan aşk yoktur bence. Karşılıklı aşklarda bile bir tarafın sevgisi muhakkak ağır basıyor.
 


·  Şiirlerinizin hikayesini pek çok kişi merak ediyor.. "Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime anne dedim, hadi çay koy da içelim.." şiirini kimin için nasıl bir ruh hali ile yazdınız?


 Şiirlerin hikayesi diye bir şey yok aslında. Hayat bardağında biriktirdiklerimizin taşanlarında yazıyoruz şiirlerimizi. Kimin için olduğunu geçelim şimdi ama çok sağlıklı bir ruh haliyle yazmadığım kesin..
 



 

·  "Bana başka gülüyor, ben de seni sevecek gibiyim ama daha değil der gibi gülüyor. Bekle diyor sanki bana. Ben de bekliyorum." bu sözler nasıl döküldü kaleminizden? Hala bekliyor musunuz bu sözlerin yazıldığı ilham perisini ?


Elbette bekliyorum, beklemez mi insan.

 

·  Şiirlerinizin baş kahramanı annenizi bir kaç kelime ile anlatabilir misiniz?


Annem… Bazen dünyanın en zor kadınıdır bazen en anlayışlı bazen en öfkeli… Gelgitler kadınıdır annem. O huyunu almışım ben de en çok.
 


 

Ali Lidar kendini nereye ait hissediyor? Uzaklara gitmek yada bir sahil kasabasında yaşamak gibi bir hayali var mı?

 

Eskişehir iyi ya. Bütün hayallerim Eskişehir’e dair…

 

Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum. Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar. Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız. İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık. Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması. Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması... Bu mısraların hikayesini pek çok kişi merak ediyor... Bu dizeleri yazarken sevmeye mi yoksa sevilmeye mi hazır hissetmediniz kendinizi?


 Çok sarhoştum yazarken. Hatırlamıyorum valla nasıl hissettiğimi (Evet evet kıvırıyorum :) )

 

Ahmet Kaya mı yoksa Ferdi Tayfur mu? 


İkisini de çok severim ama Ferdinin yeri her zaman ayrıdır bende.
 

Son olarak yeni kitabınız ne zaman çıkacak? 


  2016 başlarında çıkar muhtemelen

 



İŞTE ALİ LİDAR'IN TESİRİ ÇOK YÜKSEK SÖZLERİNDEN BAZILARI



"...Geliştirdiğim duyarlılıkların alayını toplasan


kanadını kanattığım tek bir serçe yavrusunu iyi etmiyor.


Bana saygı soslu veda nutukları atma,


sıkıyorsa diş gıcırdatmalarımı taklit et de görelim


görmüyor musun bir tırnak kendi etini parçalıyor


sen kalkıp beni üzmemekten bahsediyorsun.


Bana ders vermeye kalkma ben dersimi


yıllar önce tek başıma çizgi film izlerken aldım.


Çünkü annesi çok meşgul olan çocuklar


oturup tek başlarına çizgi film izlerler.


Bana empati yapma çünkü annem,


annem empatinin ne olduğunu bilmiyor. "






"Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü 

Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki 

Parliament'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı? 

Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı! 

Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi. 

İyi kitaplar okudum bir boka yaramadı... "






RÖPORTAJ: BETÜL KAYA



Son Güncelleme: 10.11.2016 15:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner7