banner1

Kurtuluş Savaşı - Vatanım Sensin

Kurtuluş Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1’inci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının ardından İtilaf Devletleri’nin ‘hasta adam’ı işgal etmek istemesinin ardından, toprak bütünlüğünü korumak adına Misak-ı Milli sınırları içerisinde toprak bütünlüğünü sağlamak adına başlatılmış ayaklanma hareketidir. Son günlerde ise Kurtuluş Savaşı’nı, Vatanım Sensin adlı dizi konu almıştır.

Kurtuluş Savaşı - Vatanım Sensin

Kurtuluş Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1’inci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının ardından İtilaf Devletleri’nin ‘hasta adam’ı işgal etmek istemesinin ardından, toprak bütünlüğünü korumak adına Misak-ı Milli sınırları içerisinde toprak bütünlüğünü sağlamak adına başlatılmış ayaklanma hareketidir. Son günlerde ise Kurtuluş Savaşı’nı, Vatanım Sensin adlı dizi konu almıştır.

05 Aralık 2016 Pazartesi 20:57
Kurtuluş Savaşı - Vatanım Sensin
Kurtuluş Savaşı, Milli Mücadele ya da İstiklâl Savaşı olarak da bilinmektedir. 1’inci Dünya Savaşı’nda mağlup olan Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesi sonrasında Misak-ı Milli sınırlarının içerisinde ülke bütünlüğünü müdafaa etmek adına harekete geçilmiş olan çok cepheli askeri ve siyasi bir mücadeledir. Kurtuluş Savaşı, 1919 – 1922 yılları arasında gerçekleşmiştir ve 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanmış olan Mudanya Mütâkeresi ile fiilen sona eren, 24 Temmuz 1923 tarihinde ise Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla resmi olarak bitmiştir.

     

İzmir’in İşgali

Dönemin Yunanistan Başbakanı Venizelos’un, 1919 yılının Şubat ayında ortaya attığı öneri ile İzmir’in işgali düşünülmeye başlanmıştır. Bu düşünceye Birleşik Krallık Başbakanı Lloyd George’de ortak olmuştur. 1’inci Dünya Savaşı sonrasında Paris’te düzenlenen uluslararası barış konferansının vermiş olduğu bir karar ile İzmir’in İşgali ortaya çıkmıştır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Wilson, ilk önce İzmir’in İşgali önerisine karşı çıkmış olsa da 25 Mart olayında daha esnek davranmıştır. 7 Mayıs 1919 tarihinde ise Birleşik Krallık, Fransa, Yunanistan ve ABD donanmalarını İzmir’in İşgali için gönderme konusunda mutabık kalmışlardır.

İzmir’in İşgali, ilk olarak kan dökülmeden başlamıştır. İzmir’in İşgalini 1 gün önceden bilen Osmanlı Devleti, ordusuna karşılık vermemeleri konusunda emir vermiştir. Bu yüzden İzmir’de bulunan Osmanlı ordusunun eli kolu bağlandı ve Yunan ordusuna teslim olmak zorunda kaldı.

İzmir’e çıkan Yunan ordusunun en kuvvetli birlikleri Evzon askerleri tarafından daha ilk gün kan dökülmeye başlanmıştır. Karşılık vermeden teslim olan Osmanlı ordusundan bir Türk Subayını ‘yaşasın Venizelos’ diye bağırmadığı için 22 defa süngüledikten sonra öldürüldü. Evzon askerleri, İzmir’e ayak bastıkları ilk günde tam 400 Türk’ü öldürdü. 

İzmir’in İşgali ile birlikte Türk halkında var olan ancak komutanlar yetersiz olduğu için kullanılamayan mücadele yeteneği tekrar uyandı ve İzmir’de bulunan Osmanlı ordusundaki askerlerin bir kısmı istifasını sunarak Milli Mücadele’ye katıldı. İzmir halkının bazı kesimleri ise işgal sırasındaki zulümlere dayanamayarak Anadolu’ya göç etmiştir. 

Ayrıca İzmir ile beraber Ayvalık, iki şehir arasında bulunan sahil şeridi, Çeşme yarımadası ve Belkahve’ye kadar işgal edilmiştir. Yunan ordusu, TBMM’nin 23 Nisan 1920 tarihindeki açılışının ardından harekete geçmiştir ve İtalyan bölgesi olarak kabul edilen Denizli, Uşak, Manisa, Bursa ve Balıkesir bölgelerini de işgali altına almıştır. Yunanistan’ın, İtalya’ya yapmış olduğu bu darbeden sonra İtalyanlar, Yunanistan’a itilaf olmuş ve o tarihten itibaren Ankara’yı destekleyerek askeri yardımda da bulunmuşlardır. 

     

Kuva-yi Milli Dönemi

O günlerde açıklanması beklenen Türk Barış Antlaşmasını, Paris’te toplanmış olan Barış Konferansı, 1919 yılının Mayıs ayı başlarında belirlenmemiş bir geleceğe erteledi. Yunan ordusu, 15 Mayıs’ta Müttefik Devletler’in almış olduğu bir karar ile İzmir’in İşgaline başladı. Bu olay, ulusal bir felaket olarak görüldü ve tüm Türkiye’de olağanüstü bir ulusal tepkiye neden oldu. Fatih ve Sultanahmet’te, 23 Mayıs tarihinde Türk siyasi tarihinin o güne kadar görülen en büyük kitle gösterileri yapıldı. Türk direnişi fikri, İttihat ve Terakki birliklerinin görüşü olmaktan çıktı ve bütün ülkede yankılanmaya başladı.

Mustafa Kemal, 21 Haziran tarihinde Anadolu’nun en önemli askeri birliklerinin kumandanları olan Kâzım Karabekir, Ali Fuat ve Rafet Paşalar, Ege Bölgesi asayişini sağlamakla görevlendirilmiş olan Rauf Bey ile Amasya’da bir araya gelerek Amasya Tamimi’ni yayımladı. Ulusal bağımsızlığın ancak ve ancak ulusun ‘azim ve iradesi’ ile sağlanabileceğini vurgulayarak, yurt genelinde gerçekleşecek bir direniş hareketini işaret etmekteydi. Erzurum’da bir araya gelen ve Kâzım Karabekir’in önderlik ettiği Doğu İlleri Müdafaa’yı Hukuk Cemiyeti Kongresi, askeri görevlerinden feragat etmiş olan Mustafa Kemal’i kongre başkanlığına getirdi. Kongre’de alınan karar, Amerikan Mandası'nı kabul etmemekle birlikte doğuda bulunan illerin Ermenistan’a verilmesi kararına direnme yönündeydi.

Türkiye, 4 Eylül 1919’da Türkiye’nin her noktasından katılım sağlayan delegeler ile birlikte Sivas’ta toplanan kongrede, genel seçimler yapılarak yeni Mebusan Meclisi kuruluncaya kadar İstanbul hükümeti ile aralarındaki tüm resmi bağların koparılması kararı alındı. Yurt çapında yeni bir siyasi ve idari örgütlenme kurmak için bir Heyet-i Temsiliye kuruldu.

     

Hakimiyetin Sağlanması

Osmanlı Meclisi’nin fesh edilişinin ardından yeni bir meclisin gerekliliğini ortaya çıkarmıştı. Seçimler ve Kurucu Meclis hakkında 19 Mart 1920 tarihinde bir bildiri yayınlandı. Osmanlı’nın devrik Sultan’ı İstanbul’daydı ve Mustafa Kemal “olağanüstü yetkilere sahip bir meclis” olarak sundu. Seçimlerin yapılması amacı ile yayınlanmış olan bu bildiri uyarınca, ülkenin her noktasında seçimler gerçekleştirildi. Milletvekilleri, 16 Mart 1920 tarihindeki baskından kurtularak gizli bir şekilde Ankara’ya geçiş yaptılar. Hendek, Bolu ve Düzce bölgelerinde başlayan ve Beypazarı ile Nallıhan çevrelerine sıçrayan ayaklanma olayları meydana geldi. Bu olaylar ile birlikte, seçim ile seçilen tüm milletvekillerinin gelmesi beklenmeden Millet Meclisi’nin açılışı hazırlıkları başlatıldı.

Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliği ile 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da bir araya geldi. Bu tarihten sonra, İstanbul hükümetinin etkileri sadece İstanbul ve çevresi ile sınırlı kalırken, Ankara’da yeniden oluşturulmuş olan Meclis ve Hükümet, fiilen yurdun yönetimini ele almış oldu. 24 Nisan 1920 tarihinde ise Mustafa Kemal, meclis başkanı seçildi. 

     

İç Cephe

1920 yılı içerisinde Kurtuluş Savaşı sırasında yağmaya girişen ve ayaklanmaya kalkışanları, bozguncuları, ordunun silah ve mühimmatını çalanları, asker kaçaklarını, casusları ve Milli Mücadele’yi engellemek için propaganda yapanların yargılanması amacıyla İstiklâl Mahkemeleri kuruldu. 1921 yılının Ağustos ayında Tekalif-i Milliye Kararları yayınlanarak halkın, ulusal yükümlülüklerini yerine getirmesi sağlandı. Bir kesimin Anadolu topraklarında yeni bir devlet kurmak amacıyla yapılan ve diğer bir kesimin ise saltanat ve hilafet yanlısı olanlar tarafından çıkarılmış olan isyanlara son verildi. Yurt genelinde bulunan Ermeni ve Rum azınlıklarının, dış destekli isyanlarına da büyümeden son verildi.



Doğu Cephesi

1’inci Dünya Savaşı’nın ardından Müttefik Devletler’in talebi sonrasında Kuzeydoğu Cephesi 1914 Osmanlı Rus sınırına çekilmeye mecbur bırakılmıştı. Bu sınır ise Ardeşen Yusufeli Oltu Bayezit hattından geçmekteydi. Sınırın diğer tarafında ise 1918 yılında Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Doğu cephesinde yaşanan gelişmeler, 1917 yılından sonra Rusya İmparatorluğu’nun yaşadığı süreç ile yakından alakalı olmuştur. Şubat Devrimi sonrası yıkılan Çarlık Rejimi, Ekim Devrimi’nden sonra yerini Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’ne bırakmıştır. Rusya’da yaşanan bu iktidar değişikliği, hem uluslararası güçler nezdinde hem de Rusya içerisinde direniş ile karşı karşıya kalır. Çok fazla kan dökülen Rus İç Savaşı’da tam bu zamanlara denk düşmüştür.

TürkSovyet mutabakatının, 1920 yılının Eylül ayında sağlanması ile birlikte Kâzım Karabekir komutasında 28 Ekim 1920 yılında harekete geçen Türk ordusu, 10 günlük bir savaş sonucunda Ermenistan’ı kesin olarak yenilgiye uğrattı. Meydana gelen bu harekâtta 6 Türk askeri hayatını kaybederken, 95 Ermeni askeri ölmüştür. Türk Ermeni sınırı, 1 Aralık tarihinde imzalanan Gümrü Antlaşması ile 1878 öncesindeki Osmanlı Rus sınır hattına çekildi. Bu günkü Türkiye Ermenistan sınırı Gümrü Antlaşması sınırından kalmıştır. Kızıl Ordu, 2 Aralık tarihinde Ermenistan’ı işgal ederek bağımsız Ermenistan’ın varlığına son vermiştir.

     

El-Cezire Cephesi

Birleşik Krallık tarafından ilk iş olarak ateşkes anlaşmasının imzalanmasından sonra Musul işgal edildi. Britanyalıların Musul’a gelmesi, halkı bir hayli üzmüştü. Halkın ayaklanması çok uzun sürmemiş ve 23 Mayıs 1919 tarihinde Şeyh Mahmut Berzenci’nin önderliğinde Zaho’da bir ayaklanma başlatılmıştı. Birleşik Krallık tarafından modern silahlar kullanılarak bu ayaklanma çok kısa zamanda bastırıldı. Fakat meydana gelen bu ilk direnişten sonra Telafeler, 1920 yılında ayaklanma başlatmıştır. Ancak Telafeler’in yedek kuvvetlerinin gecikmesi yüzünden bu isyanda Britanyalılar tarafından bastırılmıştır. 

Ayaklanmalar sırasında dağlardaki direniş devam etmekteydi. Direniş sonucunda Revanduz kurtarılan bölge olmuştu. Özdemir Bey komutasında bulunan Kuva-yi Milliye birlikleri, Kürt Aşiretleri ile Musul bölgesine taarruza geçmiş olan ve İngilizleri, Derbent Muharebesi’nde bertaraf etmişti. Britanyalılar, Özdemir Bey’in emrindeki Kuva-yi Milli birliklerini bölmek amacıyla sürgünde bulunan Mahmut Berzenci’yi geri çağırmıştı. Ancak Özdemir Bey ile anlaşan Mahmut Berzenci, İngilizlere karşı isyan başlatmıştır. Bu olaydan sonra ise Birleşik Krallık geri çekilmiş, aşiretler Süleymaniye’ye girmiştir. 



Güney Cephesi

Türk Fransız cephesi ya da Güney Cephesi Kurtuluş Savaşı Milli Kuvvetlerin, Fransız lejyoner birliklerine karşı vermiş oldukları savaşı kapsamaktadır. Birleşik Krallık tarafından İskenderun, Musul, Antep, Kilis, Elbistan, Maraş ve Urfa işgal edildi. Mersin, Adana ve Osmaniye’de Fransızlar tarafından işgal edildi. Molla Mehmet Karayılan tarafından işgalin sonlandırılması için 6400 civarında şehit verildi ancak Molla Mehmet kendi kayıplarının onlarca misli kadar kayıp yaşattı. Bu sayede Karayılan, Antep ve civarında efsaneleşti.

Günümüzdeki Adana’nın Haçin (Saimbeyli), Sis (Kozan) ve Pozantı ilçelerinde Fransızlar halka büyük zulüm ettiler. Fransız askerleri Haçin’de annelerinin gözleri önünde çocuklarını kaynattı ve büyük mücadeleler meydana geldi. Tüm bu olayların sonrasında 2 Haziran 1920 tarihinde, yörenin merkezi konumunda olan Sis (Kozan) yöre insanları tarafından kurtarıldı.

Maraş’ta ise Sütçü İmam’ın yönetimi ile verilen mücadele sonrasında Maraş’ta bozguna uğratılan düşman birlikleri 112 Şubat 1920 tarihinde şehirden kaçmak zorunda kaldı. Ali Saip Bey tarafından Urfa’da teşkilatlandırılan Türk direnişi zafer ile sonuçlandı. 11 Nisan 1920 tarihinde Fransızlar şehri boşalttı. 1 Nisan 1920 tarihinde Antep halkı, Fransızlara karşı ayaklanmış olsalar bile 9 Şubat 1921 tarihinde teslim oldu. Fransa, TBMM ile Ankara Anlaşması’nı imzaladıktan sonra Güney Bölgesi’nden tamamen çekildi.



Batı Cephesi

Batı bölgesindeki savaşlar İzmirBursaKütahya Balıkesir ve Eskişehir’de gerçekleşti. 18 Nisan 1920 tarihinde, Müttefik Devletler tarafından Paris şehrinin Serves banliyösünde ilan edilmiş olan Sevr Antlaşması ile Türkiye’den bazı önemli toprakların alınmasını ve Türk devletinin ve halkının müttefik devletlerin kontrolü altında yarı-bağımsız olarak yönetilmesini içermekteydi. 

Bursa ilçesi Temmuz ayında, Uşak ilçesi de Ağustos ayında Yunan ordusu tarafından işgal edildi. Yunan ordusu, yılsonunda Kütahya ve Eskişehir’i tehdit etmeye başladı. Tam da bu sırada meydana gelen Çerkez Ethem İsyanı da Türk ordusunu zor durumda bıraktı ve Yunan ordusunun mevzilerini ilerletmesine yardımcı oldu.

Batı cephesi komutanlığına atanmış olan İsmet Bey, 1921 yılının Ocak ayında Birinci İnönü Muharebesi ve bundan 2 ay sonra, 1921 yılının Mart ayında İkinci İnönü Muharebesi’nde Yunan ordusunun daha fazla ilerlemesine son vermiştir. İsmet İnönü’nün almış olduğu bu zaferler, Milli Ordu Projesi’nin başarısını ortaya koyarak TBMM hükümetinin otoritesini arttırarak İstiklâl Mücadelesinin nihai galibiyetine olan güveni bir kez daha sağlamış oldu. Afyon’un 27 Mart’ta kaybedilmesi, zafer duygusunu olumsuz yönde etkileyemedi. 1921 yılının Temmuz ayında Yunan ordusu, Garp Cephesi ordularını Eskişehir ve Kütahya savaşlarında hezimete uğratarak, çevirme harekâtı ile yok etmek için komutayı bizzat ele alan Mustafa Kemal ve Fevzi Paşa, Türk ordusunu hızlı bir şekilde geriye doğru alarak Sakarya nehri kıyılarına çektiler. Fakat 23 Ağustos ile 13 Eylül arasında süregelen Sakarya Meydan Muhaberesi ile Yunan ordusu püskürtülmüş oldu. 

Sakarya’da Yunan ordusunun püskürtülmesi ile birlikte halkın güveni tazelendi. Savaş esnasında hayatını kaybedenlerin çoğunun subay olması yüzünden Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu savaşı ‘subay savaşı’ olarak nitelendirdi. Kazandığı bu zaferden sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, TBMM tarafından Mareşal rütbesine yükseltilerek Gazi payesine layık görüldü. 

26 Ağustos 1922 tarihinde, Afyon’un doğusunda bulunan mevzilerden harekete geçen Türk birlikleri, Yunan ordusunu 30 Ağustos’ta gerçekleşen Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde nihai bir yenilgiye uğrattı. Yunan ordusu tamamen dağıldı ve boşalttığı Ege Bölgesi’ni, Türk ordusu birkaç gün içinde ele geçirdi. Türk ordusu, 9 Eylül tarihinde İzmir’e girerek Yunan işgaline tamamen son verdi.

     

Şubat 1921 ve Mart 1922 - Londra Barış Konferansı

1921 yılının yaz aylarında müttefikler, Londra Barış Konferansı ile Ankara hükümetine Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek istediler. TBMM hükümetinin gösterdiği kesin ve sert tavrın ardından Yunan ordusu bu kez ise Ankara’yı ele geçirmek adına harekete geçti. Sakarya Meydan Muhaberesi, bir güç gösterisi olarak gerçekleşmişti. 1922 yılının ilk yarısı ise sonuca bağlanamayan barış müzakereleri ile geçti. Bu dönemde değiştirilmiş olarak Serves Antlaşması ortaya atılmıştır. Ortaya atılan bu yeni antlaşma, Sevr Antlaşmasında bulunan maddelerin biraz yumuşatılmış haliydi.



Eylül 1922 - Mudanya Mütarekesi

İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra Fahrettin Altay komutasında olan TBMM Süvari Kolordusu, ülkenin kuzey kesimlerine doğru yola çıktı ve birkaç gün sonra İngiliz işgalindeki Çanakkale Boğazı karşısında mevzi alarak Birleşik Krallık ordusunun çekilmesi için bir ültimatom göndermiş oldu. Bu olaya Çanakkale Krizi denildi ve 15 Eylül tarihinde Britanya başbakanı Lloyd George başkanlığında bir araya gelen Birleşik Krallık kabinesinin Liberal Parti mensubu üyeleri, Türk ordusu tarafından verilen ültimatomu reddederek, İngiltere ve Türkiye arasında bir savaşın patlak vermesine yol açacak politika benimsemişti. 

Fakat Birleşik Krallık, kamuoyunun göstermiş olduğu sert tepkiden sonra koalisyon ortağı konumundaki Muhafazakâr Parti hükümetten çekilme kararı aldı. 19 Ekim tarihinde ise Lloyd George hükümeti düştü. Türkiye ile Birleşik Krallık arasında 11 Ekim tarihinde Mudanya’da ateşkes imzalandı. Ateşkes anlaşmasında, en kısa süre zarfında İsviçre’nin Lozan şehrinde bir barış görüşmesi yapılması için toplanılması öngörülüyordu. Bu süre zarfında ABD, bölgede bulundurmakta olduğu gemi sayısını arttırma kararı almıştı. İzmir’in kurtarılmasından 19 gün sonra ABD, Türk sularına 13 savaş gemisi gönderme kararı almıştı. Toplam olarak 20 adeti bulan bu gemiler, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının ardından Türkiye sularından çıkmışlardı.

1 Kasım 1922 - Saltanatın Kaldırılması

TBMM, 1 Kasım tarihinde İstanbul hükümetinin hukuki alandaki hükmüne ve varlığına tamamen son vererek Türkiye Cumhuriyeti’nin tek ve nihai hakimi oldu.
Halife unvanını korumaya devam eden VI. Vahdettin, 10 Kasım tarihinde son Cuma selamlığına katıldıktan sonra hayatına ve özgürlüğüne yönelik yapılan tehditleri gerekçe göstermiş, 17 Kasım sabahında Boğaziçi sularında demirli bulunan Birleşik Krallık zırhlısı ile Malta’ya götürülmüştü. Bu yaşananlardan sonra TBMM, 19 Kasım’da veliaht Abdülmecit Efendi’yi halife ilan etmişti. 



Kasım 1922 - Lozan Barış Konferansı

Lozan Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 tarihinde yapıldı. Konferansa İsmet Paşa ve Dr. Rıza Nur Bey, Türk delegeler olarak katılım sağladılar. Gerçekleşen konferans, 4 Şubat 1923 tarihinde anlaşmaya varılamadan dağıldı. 

Türkiye’de, belirlenen anlaşmanın Misak-ı Milli sınırları çerçevesinden çıkıldığını belirterek dayatılmış olan koşullara direnen Meclis feshedilmiştir. Yeni Meclis üyelerinin seçilmesinden sonra 23 Nisan tarihinde yeniden toplanmış olan konferans ile 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nı kabul edildi.

24 Temmuz 1923 - Lozan Antlaşması

Lozan Barış Antlaşması kapsamında Türkiye Mısır, Hicaz, Suriye, Irak, Filistin, Kıbrıs ve On iki Ada üzerinde bulunan tüm haklarından feragat etti. Batı Trakya’da ise Yunan egemenliğini bazı koşullar doğrultusunda kabul etti. Ayrıca Türkiye, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını silahsızlandırarak uluslararası komisyonun yönetimine bırakılmasını da kabul etmiş oldu. Osmanlı’ya ait olan borçların bir kısmı silindi ve geri kalan borcun uzun vadeli olarak uygun koşullar altında Türkiye tarafından ödenmesi de kabul edildi. 
Türkiye sınırları içerisinde bulunan gayrimüslim azınlıklara uluslararası hukukun koruması adı altında bir takım haklar sunuldu. Buna karşılık olarak ise Türkiye’nin hukuki, idari, mali ve adli konularındaki bağımsızlığı onaylanmış oldu. Siyasi ve ekonomik kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı.

Antlaşmada ekli bulunan bir protokolle, Türkiye sınırları içerisinde bulunan Rum azınlığı ile Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Müslüman Türk azınlığının zorunlu olarak mübadelesine karar kılındı.



29 Ekim 1923 - Cumhuriyetin İlanı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1923 günü, milletvekilleri ile görüşmelerinin ardından taslağı hazırlanmış olan “Cumhuriyet” önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ne verdi. TBMM, Atatürk’ün sunmuş olduğu önergeyi kabul etti. Bundan sonra, Türkiye devletinin yönetim şekli “Cumhuriyet” olarak, adı ise “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak belirlendi.


Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk “CumhurbaşkanıMustafa Kemal Atatürk oldu.

 

Vatanım Sensin İlk Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin İlk Bölüm 2. Fragman İzle



Vatanım Sensin İlk Bölüm 3. Fragman İzle



Vatanım Sensin 2. Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 3. Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 3. Bölüm İkinci Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 3. Bölüm Atatürk Sahnesi

 

Vatanım Sensin 4. Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 4. Bölüm İkinci Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 5. Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 5. Bölüm İkinci Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 6. Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 6. Bölüm İkinci Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 7. Bölüm Fragmanı İzle

 

Vatanım Sensin 7. Bölüm İkinci Fragmanı İzle

 
Son Güncelleme: 06.12.2016 10:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner7