Saadet Işıl Aksoy kiminle evlendi? Saadet Işıl Aksoy'un kocası Pamir Kıraner kimdir

Saadet Işıl Aksoy kiminle evlendi? Ünlü oyuncu Saadet Işıl Aksoy geçtiğimiz Aralık ayında evlendiği Pamir Kıraner ile düğün yaptı. Pamir Kıraner ile evlenen Saadet Işıl Aksoy'un düğününe ünlü isimler akın etti. Saadet Işıl Aksoy'un evlendiği Pamir Kıraner pek çok kişi tarafından merak ediliyor. Pamir Kıraner ile uzun süredir aşk yaşayan Saadet Işıl Aksoy bugün muradına erdi.

Saadet Işıl Aksoy kiminle evlendi? Saadet Işıl Aksoy'un kocası Pamir Kıraner kimdir

Saadet Işıl Aksoy kiminle evlendi? Ünlü oyuncu Saadet Işıl Aksoy geçtiğimiz Aralık ayında evlendiği Pamir Kıraner ile düğün yaptı. Pamir Kıraner ile evlenen Saadet Işıl Aksoy'un düğününe ünlü isimler akın etti. Saadet Işıl Aksoy'un evlendiği Pamir Kıraner pek çok kişi tarafından merak ediliyor. Pamir Kıraner ile uzun süredir aşk yaşayan Saadet Işıl Aksoy bugün muradına erdi.

10 Kasım 2016 Perşembe 15:05
Saadet Işıl Aksoy kiminle evlendi? Saadet Işıl Aksoy'un kocası Pamir Kıraner kimdir

Saadet Işıl Aksoy bir süredir aşk yaşadığı ve Aralık ayında evlendiği Pamir Kıraner ile düğün yaptı. Pamir Kıraner ile bir süredir aşk yaşayan Saadet Işıl Aksoy'un düğününe pek çok ünlü isim akın etti. Geçen aralıkta evlendiği sevgilisi Pamir Kıraner'le düğün yapan Saadet Işıl Aksoy'un mutlu gününe sanat dünyası akın etti.

 

GELİNLİĞİYLE GÖZ KAMAŞTIRDI


Çift, arkadaşlarının çığlıkları eşliğinde alana giriş yaptı ve deniz kıyısında düğün dansı yaptı. Saadet Işık Aksoy, Cengiz Abazoğlu imzalı sade gelinliğiyle göz kamaştırdı.

ŞARKILAR EŞLİĞİNDE 90'LAR YAŞATILDI


Asım Can Gündüz'ün şarkıları eşliğinde 90'lar ruhunun yaşatıldığı düğüne aralarında Ezgi Mola, Tamer Yılmaz gibi çiftin çok sayıda yakın arkadaşı katıldı.

FOTOĞRAFLARI SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞTILAR

Düğünde yakalanan en güzel kareler, ünlü çiftin arkadaşları tarafından Instagram'dan paylaşıldı. Gecenin en çok beğenilen fotoğrafı, Saadet Işıl Aksoy'un, eşi Pamir Kıraner'i sıkıca öptüğü fotoğraf oldu.






SAADET IŞIL AKSOY HAKKINDA BİLİNMEYENLER

Siz onu hep kontrollü, hep mesafeli yetenekli bir oyuncu olarak tanıyor olabilirsiniz. Gerçek Saadet Aksoy, yazılan çizilenden çok farklı. Evinden kuaförüne, kahvaltısından iş toplantısına birlikte 2 gün 2 gece geçirdik, Saadet dilinde bir yaşama bizzat tanıklık ettik. Huzurlarınızda, asıl Saadet... 

 

Saadet Aksoy’un son zamanlarda ortalıkta görünmemesinin birkaç sebebi var: Kariyerindeki yurtdışı açılımı için Roma-Los Angeles arası mekik dokuyor, İstanbul’a gelince az ama öz röportaj veriyor, ailesi sevgilisi ve yakın dostları dışında pek kimseyle görüşmüyor, dışarıda sosyalleşmiyor. Durum böyle olunca ona ulaşmak neredeyse imkansız bir hal alıyor. Yüzü olduğu L’Oreal Paris’ın toplantısı için İstanbul’a geldiğinde “Ben Türkiye’deyim, hadi buluşalım ” diye arayınca, iki günlük Saadet’im başlamış oluyor!

 

BAKMAYIN CİHANGİR’DE OTURDUĞUNA...

 

‘Entel’ memleketi Cihangir’de, bol bol film, dizi dedikodusu dönen kafelerin arasından sıyrılıp Saadet Aksoy’un apartmanını buluyorum! Üzerinde rahat bir kot, spor bir tişört. Bedeni kırılacakmış kadar zayıf ve narin. Hali tavrı, ses tonu ve vurgularıysa bir o kadar güçlü. Kahve sevmiyor, sigaradan tiksiniyor. “Ne içersin?” sorusuna “Kahve” dediğimde yüzünü ekşitecek, çantamdan sigara paketimi çıkardığımı görünce kibar kibar balkon kapısını gösterecek kadar.Beyaz L koltuğunda bağdaş kurup başlıyor anlatmaya: “Erkek arkadaşım Pamir’le (Kıraner) bir buçuk yıldır bu evde yaşıyorum. Bizi cezbeden Cihangir’in lokasyonu, evin manzarası oldu. Bu ev İstanbul’da yaşadığımı hissettiriyor.” Cihangir’de oturmasına bakmayın, ‘Cihangir oyuncusu’ rolünün hakkını pek vermiyor. Evinin dibindeki kafelerde saatlerce oturmuşluğu, çay-kahve içerken görüntülenmişliği yok. Hayatı setlerde, sinema salonlarında, festivallerde ve televizyon karşısında DVD izleyerek geçiyor. DVD’lerin hayatındaki yeri “Evde film izlemeye çok severim” tabirinden biraz daha ötede. Muntazam bir şekilde salonuna dizilmiş yüzlerce klasik film ve belgeseller bu durumun kanıtı. Son dönem favorisi Apple TV. Sistemin kurdu olmuş, bana da tek tek tarif ediyor çalıştığını. Sabırla. Sakince.

 

 

SEVGİLİM BUNLARI YE, SEVGİLİM BUNLARI ASLA YEME!

 

Kulağım Saadet’te, gözüm evin muhtelif köşlerinde. Salon, dünle bugünü birleştiren kocaman bir oyuncakçı dükkanı gibi. Oyun konsolları, maskotlar, atariler... Saadet’in hepimizden gizlediği bir çocuğu ya da kardeşi olabilir mi? Yüzünde ışıl ışıl bir tebessüm, “Bütün oyuncaklar erkek arkadaşım Pamir’e ait” diyor. Oyuncakların kurcalanmasından Pamir’in hoşlanmayacağını söylediğinde biz çoktan Wii karşısında kapışmaya başlamıştık! Bilerek yenilmemi kabul etmeyince, şansını bu kez el atarilerinde deniyor ama nafile!

 

Fast food yemiyor, sebze ve protein ağırlıklı besleniyor, bol bol su içiyor, light ürünlerden uzak duruyor. Peki, Saadet’in bu ince fiziğinin sırrı sadece bunlar mı? “Bir dakika... Bir dakika... Başladık mı?” “Çoktan” Derin bir nefes alıp başlıyor anlatmaya: “Spor ve sağlıklı beslenme benim için önemli. Yalnız, beslenme konusu benim için bir takıntı değil.” O telefonla konuşmak için yanımdan ayrılmışken, ben dediklerinin doğru olduğunu öğrenmek için mutfağında delil peşindeyim. Dolabın üzerinde bir not: “Sevgilim bunları asla yeme, Sevgilim bunları mutlaka ye!” Listede sürpriz yok. Yenmesi gerekenler sağlıklı besinler, diğerleri abur cuburlar... Dolabın içi meyve, süt, yoğurt ve peynir çeşitleriyle dolu. Tam kapatacakken gözüm bir rafa takılıyor. O da ne? Kutu kutu kolalar, paket paket çikolatalar, patates cipsleri ve şekerlemeler... Gerekçesi gayet masum: “Çocukken ailem eve kola ve abur cubur almazdı. Ben de alıştım. Ama Pamir bunları çok seviyor. Almamız için neni de ikna ediyor. Fakat bazen ona kalmasın diye hepsini yiyorum.” İşte aşk böyle bir şey...

 

“PAMİR’LE GÜZEL BİR YOL ÇİZİYORUZ”

 

Evin her köşesi “Sevgilim Pamir...” diye başlayarak hikâyesini anlatacağı objelerle dolu. Tıpkı girişteki Japon kılıçları gibi. Birlikte yaptıkları Tokyo seyahatinden kalma kılıçlar, Pamir Beyin özel ilgi alanı ‘Kendo’ felsefesinin simgeleri. Kıyafet odasında da bir köşede kendi kıyafetleri, diğer köşede Pamir’in parfümleri... “Hayatımın büyük bir kısmı Pamir. Birlikte çok vakit geçiriyoruz, beraberken çok gülüyor, eğleniyoruz. Bakış açısına çok güveniyorum. Ağzından çıkanları dikkatli dinliyorum. Birlikte güzel bir yol çiziyoruz.”

 

BUNLAR SADECE BİR BAŞLANGIÇ

 

Saadet’i bıraksanız durmadan, nefes almadan saatlerce oyunculuktan bahsedebilir. Tutkusunu hissetmeniz için “Oyunculuk en büyük aşkım” gibi laflar telaffuz etmesine gerek yok. Televizyon dizisiyle başladığı oyunculukta kariyer zıplaması yaşadığı ilk beyazperde deneyimi Semih Kaplanoğlu’nun ‘Yumurta’sından, ardından gelen bol ödüllü ‘Başka Dilde Aşk’tan bahsederken gözleri parlıyor. İkinci kariyerinin dönüm noktasıysa Penelope Cruz’la başrolünü paylaştığı ‘Sen Dünyaya Gelmeden’ Şimdi bir ayağı Roma diğeri Los Angeles’ta, bazen İstanbul’da, hep seyahat halinde: “Her şey bir anda olmuş gibi görünebilir ama öyle değil. Tüm bu filmler, uzun bir çalışmanın sonucu. Önemli olan hedefinizinden şaşmamanız. Dil bilmek evet önemli ama bunun yanında çok çalışmak, azim ve sabır da şart.”

 

AKIL HOCASI AUDREY HEPBURN OLABİLİR Mİ?

 

İkinci gün, erkenden Saadet Aksoy’un kapısındayım. Yeni uyanmış, yüzünde bir sabah mahmurluğu... Sabah ritüeline tanıklık ediyorum tek tek. Yüzünü yıkayıp mutlaka nemlendirici sürüyor, göz kremini asla es geçmiyor, çiçek kokulu parfümlerinden sürünüyor. “Ben hazırım, çıkabiliriz”ine karşılık “Ne acelemiz var” dememe kalkmadan, kendimi Karaköy Namlı’da buluyorum. Menemen yerken, peynir çeşitleri arasında kendini kaybetmişken uyandığında aklına gelen ilk şeyin yemek olduğunu söylemesi nedense pek şaşırtmıyor.

 

Ardından alışverişe çıkmaya karar veriyoruz. İstikamet, arkadaşları Deniz Marşan ve Başak Dizer Fransez’in Nişantaşı’ndaki ‘Room’ mağazası. Üzerinde dar bir kot, topuklu ayakkabılar ve güneş gözlükleri... Yolda gözler üzerinde, selam verenlere o da kibarca karşılık veriyor. Mağazada akşam yemeği için kıyafet denemeye dalıyor. Cihangir’de yaşayan spor ve salaş kadın, o seksi elbiseler içinde bir anda kırmızı halının tanrıçasına dönüşüyor. Ama o, bu tip kategorize edilmelerden rahatsız: “İçimde bu iki tip kadın da var. Yerine, zamanına göre rol değiştiriyorlar” Ağız burun simetrileriyle güzelliğin altın oranıyla pek arası yok. Güzelliğin matematikte bir karşılığı olmadığına inanıyor. “Bununla ilgili Audrey Hepburn’ün bir sözü var: ‘Güzel gözleriniz olsun istiyorsanız güzel insanlarla göz göze gelin, ideal vücut ölçülerine sahip olup hep ince olmak istiyorsanuz, yemeğinizi yoksul ve açlarla paylaşın. Dikkat çekici pozlar vermek istiyorsanız yanınıza bilgelik ve tevazuyu alıp yürüyün.” Hepburn alıntısı sonrası Saadet’in tevazusunun güzelliğinin sırrı sanki açığa çıkıyor. “Hepburn’u akıl hocası bellemiş olabilir mi?” diye düşünüyor insan.

 

İKİ AY ÖNCE KAYBETTİĞİ BABASININ ARDINDAN...

 

Güne Kanyon’da, Dean&Deluca’da devam ediyoruz. Saadet’in önünde domatesli çorbası, aklında yan masadaki şahane pastalar varken dayanamayıp “Bol çikolata pasta ve iki servis” istiyorum. Zorla zararlı bulduğu şekeri yedirirken konu annesinden, ailesinden açılıyor. “Beslenme konusunda annemin etkisi büyük.” Annesi İnci Aksoy, Edirne ve Siirt kökenli, emekli emniyet müdürü. Babası Anıl Aksoy ise Nevşehirli, emekli başkomiser. İki abisi var, ailenin en küçüğü. Gözümde baskı dolu bir ev canlanıyor, doğal olarak.“Ailede her zaman uyulması gereken belli kurallar vardı. Abimler de erkek olarak belli bir yaşa kadar ‘Oraya buraya gitme gibi’ çıkışlarda bulunurdu. Ama çok da eğlenirdik. Ben biraz içime dönüktüm. Sinema beni bambaşka dünyalara götüren bir araçtı. Çocukluk yıllarımdan itibaren bana heyecan verirdi” diye anlatıyor. Konu 2.5 ay önce kaybettiği babasından açılınca gözleri doluyor, bir anda kendini bırakıyor: “Bir kız çocuğunun sahip olacağı en iyi babalardan biriydi. Beni birey olarak yetiştirdi. Kendi seçimlerimi vermemi önemsedi. Bana çok düşkündü. Onun için her şeyden daha önemliydim. Saadet de babaannemin ismidir zaten” Babasını düşündükçe o zor günlerden çıkardığı sonuçları sıralıyor. “İnsan çok sevdiği bir yakınını kaybedince tuhaf bir şekilde ilahi güce, ilahi müdahaleye inanmaya başlıyor.” Kaderin hayatındaki etkisini sorgularken sevgi ve aşk konusunda ruhunun ne kadar zengin olduğunu tarif ediyor, sanki o an fark etmiş gibi!

 

MÖNÜDE SİYASET VAR

 

Sırada bir kaç mühim toplantı var. İlk gündem maddesi, yüzü olduğu L’Oreal Paris’in yeni projeleri. Bu reklam filminde oynamasının kendisine göre şöyle bir gerekçesi var: “Uluslararası platformda kariyer yapan bir oyuncu olarak böyle bir projenin kariyerime de katkısı olacağına inanıyorum” Neyse ki toplantısını kısa tutuyor, önce City’s’deki kuaförü, Orhan Bademli Akademi’ne, ardından akşam yemeği için Etiler Home Store’a geçiyoruz. Mönüde bol şarap, bol siyaset var: “Politik tavır takınmanın yolu artık sosyal medyadan geçiyor. Twitter’dan muhalefet yapmak tuhaf bir şekilde moda oldu. Evet, ben de yaşananları kafaya takıyorum ama çözüm Twitter’da değil. Herkes kendi alanında faydalı, iyi işler yaparsa o zaman ufak da olsa ülkemizde bir şeyleri değiştirebiliriz” Türkiye’deki yasaklardan duyduğu endişe her mimiğinden, her lafından belli: “Şu anki düzende herkes kendini çok özgür sanıyor ya, aslında kimse öyle değil. En büyük yanılsama da bu. Türkiye’nin bütün problemlerin daha az olduğu, toplum bilincinin biraz daha yüksek olduğu bir yer olmasını isterdim. Aslında birlik olan bir toplumuz ama yıllar geçtikçe birlik olma lüksünün elimizden alınması beni üzüyor.”

 

Nasıl başardı?

 

Saadet’in yurtdışı başarısı tesadüf değil. “Nasıl başardı?” diye merak edenler için ders niteliğinde bir kaç tüyo sıralıyor... 1. Festival filmlerinde rol al 

 

“Bir oyuncu dünya arenasında iş yapmak istiyorsa festival filmlerine önem vermeli. Çünkü burada çok iş yapan bir filmi dünya sektöründen bir yapımcı bilmiyor. Dengeler farklı.” 

 

2. Bol bol aksan çalış 

 

“İngilizceye ne kadar hakim olursanız olun, uluslararası projelerde rol almak için aksan problemini çözmeniz şart. ABD’li bir diyalog koçuyla çalışıyorum, Skype üzerinden dersler alıyorum. Büyük faydasını gördüm”

 

Saadet’in kültür notları

 

NE OKUYOR? “Virginia Woolf, İhsan Oktay Anar okumayı severim. Bir dönem felsefe kitaplarıyla aram çok iyiydi. Hayatın anlamnını sorguladığım dönemler bol bol Nietzsche okudum. Özellike Schopenhauer’un ‘Aşkın metafiziği’ kitabından çok etkilenmiştim. Bir şeyler okumak istediğimde de elim hep Shakespeare’e gider.”

 

Hakan GENCE/Hürriyet

Son Güncelleme: 10.11.2016 15:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
erdal erman amasya 2017-06-16 18:18:25

merhaba sizi ilk gördüğümden beri çok ama çok seviyorum ve oldukça hayranım Allah mesut etsin hayırlı günler saygılarımla

banner8

banner22

banner7

banner25