Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir. (İsra 17; 1)
 

MESCİD-İ AKSA

             Yahudilerin özellikleri hakkında düşünmek ve yazmak aklımın ucundan bile geçmezdi. Öyle olduğu halde aklımdan hiç çıkmamaları ırksal yahut dinsel özelliklerinden de kaynaklanmıyor. Bilseler ne düşünürlerdi yahut nasıl davranırlardı diyemeyeceğim, çünkü aksinin olması mümkün değildir. Kendileri hakkında bizlerin neler düşündüğünü pekala biliyorlar ama işlerine gelmediği için bu konu gündemlerine girmiyor, kuşkusuz. Onların ne düşündüğünü yahut da neler hissettiklerini merak etmiyorum, sadece bir hayal peşinde sürüklendiklerini düşünüyorum. Neyin arkasında sürüklenirlerse sürüklensinler, neye inanırlarsa inansınlar, hiçbiri hiçbirimizin gündeminde yer almayacaktır. Bizlerin içini acıtan amaca ulaşmak için kullandıkları araçları mübah görmeleri, birilerinin canına mal olsa da…     

            Yahudiler kendilerini nerede görürlerse görsünler, ben onları Hazreti Musa’nın yolunda olan, onun getirdiği mesaja uyumlu yaşayan insanlar olarak görmek istiyorum ama manzara gönlümdeki gibi değil. Manzara hak yolda gidenleri göstermiyor bana, baktığım zaman orada gördüğüm Musa Peygamber’in getirdiği hak yolda olduğunu söyleyenleri anlatmıyor. Görüntü aslına uymuyor, tersine zulme hizmet edenlerin eylemleriyle karşılaştırıyor bizleri. Üstelik orada, Mescid_i Aksa’nın tam da altında kazı çalışmaları sürdürülüyor, yine Yahudiler tarafından. Özelde İslam âleminin genelde tüm insanlığın ortak mirası Mescid-i Aksa, önlem alınmazsa yakın bir gelecekte İsrail tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Yarım asra yakın bir süredir devam ettirilmekte olan saldırılarda Mescid-i Aksa farklı yöntemlerle defalarca yok edilmeye çalışıldı. Özellikle 90’lı yıllardan itibaren sürdürülen ve arkeolojik olduğu iddia edilen kazılarla Mescid-i Aksa’nın süreç içerisinde yıkılması planlanıyor. Aksa ve çevresinde fiziki, demografik ve ekonomik Yahudileştirme sürüyor.

            Bütün bunlar neden mi yapılıyor? Yahudiler Filistin’e ait topraklara oynadığı çok yönlü oyunlarla neden sahip olmak istiyor. Üstelik aynı nedenle sürekli can yakıyor, can alıyor! Nedeni belli, her zaman duyduğumuz şu ‘Vaat edilen topraklar!’ hikayesi. Yahudiler Filistin topraklarının, üstelik bütün Müslümanlar için kutsal bir mekan olan Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bölgenin kendilerine Allah tarafından sunulduğuna inanıyor. Orayı elde etmek için cinayetler de işlenebilir, işlendi de, önemli olan Yahudi milletinin amacına ulaşmasıdır. ‘Amaca ulaşmak için her yol mübahtır!’ sözü onların durumunu anlatıyor. Bunun için binlerce Filistin’li öldürülse, yerinden yurdundan edilse önemli mi? Onların ne olduğu yahut olacağı önemli değil. Yahudilerin aynı bölgede kurmayı planladıkları mabedin hayali önemli. Hayal dünyasında yaşıyorlar ama eziyetlerini gerçek dünyada yapıyorlar, hem de din kardeşlerimize, hem de Resulullah’ın Allah tarafından miraca yükseltildiği kutsal mekanda.

            Yahudilerin amaca ulaşmak için geçen yüzyılda Abdulhamit’e başvurmaları, istediklerini elde etmek için ona para da dahil olmak üzere çeşitli önerilerde bulunmaları, üstelik imparatorluk zor durumda olduğu halde Sultan’ın onları reddetmesi tarih kitaplarında yer alır. Reddilen Yahudiler aynı teklifi defalarca getirirler Sultan’a ama kabul görmezler. Sonrasında yaşananlar da yine insana; ‘Tarih tekerrürdür.’ sözünü hatırlatıyor. Yahudilerin 1908 yıllarında İttihat Terakki partisine sızması, partide birkaç vekillik elde etmesi ve dolayısıyla hükümette yer alması, 1914 de çıkartılan bir kanunla yabancıların Osmanlı topraklarında yer satın almasının kolaylaştırılması yapılan planların sürecidir. Fırsatı yakalayan Yahudiler Filistin bölgesinde topraklar satın alarak yerleşim alanı kuruyorlar. Zamanla dünyanın her yerinden buraya göç başlıyor ve zamanımızdaki devletin temelleri atılmış oluyor. Elbette ki bütün bunların gerçekleşmesinde İngilizlerle Fransızların emeğini görmezden gelmek onlar adına haksızlık olur. Yahudilerin Osmanlı topraklarında çıkardıkları fitneden onlar da kendi adlarına yararlanıyorlar ama fitnecilerin hakkını vermekte de kusur göstermiyorlar. Yahudilerin Filistin topraklarında kuracakları devletin temellerini yüzyılın başında hep birlikte atıyorlar.

Mescid-i Aksa
 
Bir gece Muhammed kulunu ayetlerini göstermek için,
Herkes uyurken oraya götürdü, sonrasında da tarihin,
Belli düzeni devam etti, özellikle içinde olanlar belli bir,
Soyun devamıysa o kavga sürüp gitti, o gün bugündür...

İçinden çıkılmaz bir tarihin mensubuysak bizler evrende,
İnancımıza yakın insanlarla ilişkimiz de bunun gereğiyse,
Başımızı çevirip görmezden gelemeyiz, tarihimize yakışmaz,
Biçilen bu elbise çok dardır, sorumluluklarımız içine sığmaz...

Mescid-i Aksa’nın altını kazan solucanların niyeti nedir?
Dünya durdukça onların habis niyeti sona ermeyecektir,
Şer mensubu olarak devam etsinler hayali dünyalarında,
Yine kurdukları tapınaklarını da yapsınlar aynı arenada...

Dünyadaki niyetleri belli, şeytanın askeridir onlar belli ki,
Doğrusu çok merak ediyorum ahiret yurdundaki hallerini,
Sanırım cenneti hedefleyerek zulme devamı hak biliyorlar,
Cehennem ateşi de körüklenmekte, zebaniler bekliyorlar...

Zulmü alkışlayamam elbette, artık görmezden de gelemem,
Bu insanlar kendilerine gelsin, ötesinde neler olur bilemem,
Bir savaş çıksın istemem, dünya devam ettikçe barış olsun,
Aklımdan geçenlerin uygulanacağı dünya selamet bulsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8