vh medya tuzla port

Beni biraz sever misiniz?

Küçük bir çocuğun duygu dünyasındaki en önemli beslenme kaynağı anne-baba sevgisi. Bu duygulardan mahrum büyüyen çocuğun psikolojisi derin yara alır. Öyle ki fiziksel olarak büyüse de duygusal olarak çocuk kalır.

Beni biraz sever misiniz?

Küçük bir çocuğun duygu dünyasındaki en önemli beslenme kaynağı anne-baba sevgisi. Bu duygulardan mahrum büyüyen çocuğun psikolojisi derin yara alır. Öyle ki fiziksel olarak büyüse de duygusal olarak çocuk kalır.

04 Nisan 2018 Çarşamba 11:52
Beni biraz sever misiniz?

"Çocukluk anılarıma baktığımda gülüşüm yüzümde dondu,

Sizi bulamadım, anne baba neredeydiniz?

Orada eski fotoğraflardasınız ama anılarımda yoksunuz,

Beni kucakladığınızı ya da şımarttığınızı hatırlamıyorum.

Kokunuzu ya da bana dokunuşunuzu hatırlamıyorum.”

Yukarıdaki dizeleri okuduğumuzda anne/babası vefat etmiş ya da onlardan ayrı büyümüş bir çocuğun özlemini anlattığını zannederiz ilk etapta. Oysa Jasmin Lee Cori, yukarıdaki şiirde, anne/babasıyla birlikte büyümesine rağmen onların ilgisi/sevgisinden mahrum kalmış bir çocuğun duygu dünyasının yansımasını anlatıyor. Tam da bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: “Bir çocuğun anne-babasını kaybetmesi mi daha zordur, yoksa yanında olmalarına rağmen duygusal anlamda ‘öksüz/yetim’ bırakılması mı?” Şüphesiz anne-babayı kaybetmek her yaştan insan için büyük sınavlardan biridir. Ancak hayatta olmalarına rağmen sevgilerinden mahrum kalmak ve bu duygunun eksikliğini sürekli yüreğinde taşımak da hiç kolay bir yük değil. Öyle ki çocuğun duygusal gereksinimlerinin karşılanmaması psikolojide ‘çocuğun terk edilmesi’ ile eş anlamlı. Duygusal olarak ihmal edilen kişi, fiziksel olarak büyüse de duygusal anlamda çocuk kaldığı için ‘yetişkin çocuk’ olarak adlandırılır. Kişilik bozuklukları, duygusal açlık, depresyon, yalnızlık, kendini sahiplenememe, aidiyet hissedememe ve insanlarla yakın ilişki kurmakta zorlanma gibi problemler, ‘yetişkin çocuk’ların yaşayacağı sorunlardan yalnızca birkaçı. Bu nedenle çocuğa sevgi ve ilgi gösterilmesi hafife alınacak bir mesele değil.

Duygusal ihmalin yaraları derin olur

Hepimiz çocukluğumuzdan izler taşırız. Mutlu bir çocukluk dönemi geçirenlerimiz, büyüdüğünde de mutlu bir yetişkin olurken, ilgi ve sevgiden mahrum bırakılanlarımız ise büyüdüğünde de gönlü kırık bireyler oluyor. Çünkü küçükken sevgiden mahrum kalan çocuğun bilinçaltına “Annem/babam beni sevmiyor, demek ki ben sevilmeye değer biri değilim!” düşüncesi kök salıyor. Dalları ise hayatının her yanına yayılıyor. Pedagog Adem Güneş, çocuğun anne-babasından yeterince ilgi görememesi halinde, bundan ötürü zamanla kendini suçlayacağını söylüyor. Ayrıca bu sevgiyi ömür boyunca başkalarında arayacağını, ancak anne-baba sevgisinin yeri ayrı olduğu için bu duyguların yerini asla başka sevginin tutmayacağını da ekliyor.

Pedagog İhsan Açıkgöz ise yeterince ilgi ve sevgi görmeyen çocukların güven duygusunun yara alacağını anlatıyor. Çünkü ona göre dünyanın korunaklı bir yer olduğuna ilişkin güven algısı gelişmeyen çocuk, bağlanma problemi yaşıyor. Bu da en başta çocuğun kendine duyduğu saygıyı etkiliyor. Açıkgöz, çocukların en fazla duygusal ihmale uğradıkları şartları boşanma, aile geçimsizliği, kardeş sahibi olmak ve anne-babanın da kötü çocukluk geçirmiş olması diye sıralıyor. Buna göre boşanma sonrası velayet hangi tarafa veriliyorsa çocuk, diğer ebeveynin sevgi ve ilgisinden mahrum kalıyor. Kardeş olduktan sonra ise büyük kardeş, ‘ihmal edilmişlik’ hissine kapılıyor. Ailenin ilgisizliği, çocuğun kişilik gelişiminden okul başarısına, sosyal çevreyle olan iletişiminden kariyerine kadar tüm hayatını olumsuz etkileyebiliyor. İlgiden mahrum yetişen çocuklar kendini ifade edemeyen, başkasına bağımlı, özgüveni olmayan bireyler haline geliyor.

‘Yeterince ve gönülden ilgi’

Eğitimci yazar Ahmet Maraşlı da çocuğun aileden duygusal olarak yeterince beslenemediğinde, beslenme kaynağını aile dışında aramaya başlayacağına değiniyor. Böyle bir durumda ise yanlış arkadaşlıklar kurabileceği ve yanlış işler yapabileceği uyarısında bulunuyor.

Çocuğun duygusal anlamda beslenmesi denkleminde ‘sevgiyi ifade etmek’ önemli bir faktör. Sevgiyi görünür kılmak ise ilgi göstermekle olur. Çocuk anne-babasının sevgisini kendisine gösterilen ilgi ile algılar. Bazı durumlarda anne-baba çok yorgun olur. Böyle zamanlarda ebeveynin yapabileceğinin en iyisi, evladıyla ilgilenmekten ziyade onu idare etmek olur. Ancak gözden kaçan bir husus var ki; çocuk doğuştan gelen bir yetenekle kendisiyle samimi mi yoksa yapmacık mı ilgilenildiğini anlar. ‘Gönülsüz anne/babalık’ yapan ebeveynlerini muhakkak fark eder. Bu nedenle çocukla az da olsa gönülden ilgilenmek, beraber saatlerce vakit geçirmekten daha doğru bir yaklaşım.

Bununla birlikte ilgi göstermenin çeşitli yöntemleri var. Çoğu anne-baba, maddî ihtiyaçların karşılanmasını çocukla ilgilenmek için yeterli sanıyor. Oysa pedagog Adem Güneş’in de belirttiği gibi çocuğun duygusal ihtiyaçları, fiziksel olanlardan daha hayatî öneme sahip. Dolayısıyla “Çocuğum aman şımarmasın!” diyerek onu mahrum etmemek lazım. Çünkü gereksinim duyduğu sevgiyi alamayan çocuk, bu yükü hayatı boyunca sırtında taşıyor. Çocuğa ihtiyaç duyduğu zaman diliminde, gereksinimi kadar ve anlayacağı şekilde ilgilenmek en doğrusu. Örneğin bir bebeğe karşı geliştirilecek sevgi diliyle ergenlik dönemindeki çocuğa gösterilecek ilgi dili aynı değil. Nevzat Tarhan, ‘Son Sığınak Aile’ isimli kitabında kucağa alınarak bebeklerle göz teması kurulması, çocukluk döneminde söz hakkı verilmesi ve dikkatle dinlenmesi, ayrıca duygularını paylaşması için çocuğun desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor. Doğan Cüceloğlu ise ‘İçimizdeki Çocuk’ kitabında çocukların kaç yaşında olursa olsun bolca kucaklanıp dokunulmasının, sevildiğini anlatmada önemli bir yol olduğunu dile getiriyor. Bu davranış Cüceloğlu’na göre çocuğa gösterilen ilgiyi ifade etmede etkili bir yöntem. Bu sebeple çocuğumuza ilgi ve sevgi gösterme konusunda oldukça özenli davranmamız elzem. Çocuğumuzun ileride ne olacağını bilemesek de mutlu bir birey olarak yetişmesi için onun maddî ihtiyaçları kadar manevî gereksinimlerini de karşılamalıyız.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

tuzla port