vh medya tuzla port

Bir göz gördüm sanki!

Çocukluğumuzda dolunayı gülen yüze benzetmek, içimizi ısıtan bir alışkanlıktan ibaretti. Fırtınalı günlerde perdeye gölgesi düşen dalları ahtapot sanıp korkarak uyandığımız da olmadı değil. Hayal gücümüzün eşlik ettiği yanılsamaları çocuklukta bıraktık neyse ki. Lakin yetişkinlikte de aynı alışkanlığı sürdürenler var. O kadar ki, tüm dünyanın tanıdığı astrobiyolog Carl Sagan, dolma biberde yüz görmeyi, çiçeğin taç yapraklarını örümcek sanmayı beynimizin garip kimyasıyla açıklamaya mecbur kalır. Meğer aşina olduğumuz objeyi hatırlamayı kolaylaştıran belli noktalar varmış. Bazılarımız bu referans noktalarını görünce gerisiyle ilgilenmeden nesneyi insan yüzü olarak algılıyor.

Bir göz gördüm sanki!

Çocukluğumuzda dolunayı gülen yüze benzetmek, içimizi ısıtan bir alışkanlıktan ibaretti. Fırtınalı günlerde perdeye gölgesi düşen dalları ahtapot sanıp korkarak uyandığımız da olmadı değil. Hayal gücümüzün eşlik ettiği yanılsamaları çocuklukta bıraktık neyse ki. Lakin yetişkinlikte de aynı alışkanlığı sürdürenler var. O kadar ki, tüm dünyanın tanıdığı astrobiyolog Carl Sagan, dolma biberde yüz görmeyi, çiçeğin taç yapraklarını örümcek sanmayı beynimizin garip kimyasıyla açıklamaya mecbur kalır. Meğer aşina olduğumuz objeyi hatırlamayı kolaylaştıran belli noktalar varmış. Bazılarımız bu referans noktalarını görünce gerisiyle ilgilenmeden nesneyi insan yüzü olarak algılıyor.

04 Nisan 2018 Çarşamba 01:19
Bir göz gördüm sanki!

Böyle anlattığımızda mesele basit bir algılama hatası olarak gözükse de her gün her saat tekrar ettiğinde nur topu gibi bir sorun ortaya çıkıyor: Pareidolia sendromu.

Bize beynin her şeyi başka bir nesneye benzetme eğiliminde olduğunu fısıldayan pareidolia, aslında her insanın yaşadığı bir durum. Düğmelerin deliklerinden bir çift gözün baktığını düşünmekte serbestiz. Her yerde yüz görmek ise psikiyatrik rahatsızlıklardan kaynaklı olabiliyor. Kimimiz kelebekler görürken kimimizin karanlık yüzlerle karşılaştığı o meşhur mürekkep lekesini lisedeki psikoloji kitaplarında görmüşsünüzdür. Psikolog Nergis Çayır, bu testin kişinin iç dünyasını anlamak için nasıl kullanıldığına değiniyor. Rorschach mürekkep testi, kişilikten hayal gücüne, çocukluk travmalarından kaygıya kadar pek çok rahatsızlığın tanısında kullanılıyor: “Hepimizin bildiği psikolojik testte gözükenler, muhatabımızın bütün ruh dünyasının aynası gibidir. Hayal kurup kuramadığını bile anlayabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra karşınızdakinin duygu dünyasını da hemen  çözebiliyorsunuz. Bu sebeple birçok alanda bu görsel malzeme üzerinden kişilerle ilgili fikir elde ediliyor.”

 Ruhsal Rahatsızlıklar ve görsel illüzyon

Sürrealist bir resimden herkes başka anlamlar çıkarabilir. Hatta ne kadar farklı bakış açısına sahip olduğumuzu anlamanın yoludur sözünü ettiğimiz sanatsal çalışmalar. Çayır, ressamların çağrışıma açık sanatlarının da mürekkep testiyle aynı vazifeyi gördüğü kanaatinde. Başka bir ifadeyle burada da pareiodolia söz konusu. Reklamlarda, grafik çalışmalarda da istediğiniz gibi yorumlayacağınız çalışmalar söz konusu olabiliyor. Bu geniş yelpaze üzerine Çayır’dan sendromu tanımlamasını rica ettiğimizde  ‘belirsizlikten kanıt çıkarma’ olarak ifade ediyor.

Etrafta gerçeküstü sanat eseri ya da görsel hile olmadığı halde sürekli nesnelerde yüz şeklini görmek pek de hayra alamet değil. Çamaşır makinesinin kapağını her açtığında kendisine bakan birini gördüğünü söyleyen on altı yaşındaki Sedef’in yaşadıkları, meselenin ciddiyetini pekiştiriyor. Çocukluğundan beri uyku problemleriyle boğuşan Sedef T., çamaşır makinesinde yüz gördüğünü söylediğinde aile şaşkınlığını gizleyemez. Durum tekrar edince psikolog Nergis Çayır’ın kapısını çalarlar. Aileyi rahatlatan uzman, danışanına ‘çocukluğa dayalı kaygı problemleri’ tanısı koyar. Daha sonra psikiyatrik tedavi gören genç hanım şimdi son derece sağlıklıymış. Sendrom şizofreni, panaroid kişilik bozukluğu, anksiyete gibi ruhsal bozukluklardan kaynaklı olabiliyor. Kişi yaşadığı rahatsızlık sebebiyle nesneleri olduğundan çok farklı görebiliyor.

Sağlıklı kişilerde ise benzetmeler belli bir yoğunlukta kaldığından hiçbir sorun yok. Hatta çağrışımlar beynimizin hayal gücünün geniş olduğuna işaret ediyor. İkisini ayırt etmek için görme sıklığına dikkat kesilmekte fayda var: “Hepimiz bazen nesnelerin görüntülerini beynimizin doğası gereği tamamlayabiliriz. Örneğin patates baskısı yapan çocuk ortaya çıkan resmi çileğe benzettiğinde hayal gücünü kullanmış oluyor. Ama başkası her zaman bir çift gözün eşyalardan kendisini takip ettiğini düşünüyorsa sendromun arkasında başka sorunlar var demektir.” Mars yüzeyinde surat görmek, soğanın içinde gülen yüz fark etmek bin yılda birse şayet, hepimizin başına gelebilecek sıradan görsel yanılsamalar. Lakin bu görüntülerin rahatsızlıkla kol kola olabileceği de bir gerçek. Her pareidoliya yaşayana ‘hasta’ demek güçse de vakit kaybetmeden kişinin ruh haline odaklanmakta fayda var. Tıp dünyasından ödünç alarak söyleyecek olursak, “Hastalık yoktur, hasta vardır.”  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

tuzla port