İltifatta dengeler sarsılırsa...

Sürekli iltifat bekleyen ve sürekli iltifat etme ihtiyacı hisseden iki karakter birbiriyle çok iyi anlaşıyor. Ancak sadece biriyle karşı karşıya kalırsanız asıl sıkıntı o zaman yaşanıyor.

İltifatta dengeler sarsılırsa...

Sürekli iltifat bekleyen ve sürekli iltifat etme ihtiyacı hisseden iki karakter birbiriyle çok iyi anlaşıyor. Ancak sadece biriyle karşı karşıya kalırsanız asıl sıkıntı o zaman yaşanıyor.

04 Nisan 2018 Çarşamba 13:44
İltifatta dengeler sarsılırsa...

Sürekli iltifat ve teveccüh bekleyen narsist eğilimli kişilerle sürekli etrafındakilere iltifatlar yağdıran bağımlı kişiler birbiriyle en çok anlaşabilen iki karakter. Her zaman bir arada bulunmayıp çevrenizde varlığını sürdüren bu iki karakter ise daimi rahatsızlık sebebi. Yeni bir kıyafet almıştır fakat siz fark etmemiş ya da fark etseniz de iltifat etmemişsinizdir; canı sıkılır. Üstün zekâsını kıvrak kelimelerle anlattığı konunun içine derc etmiştir de siz hayran hayran bakıp cümlelerini onaylamamışsınızdır. Ailesinden ya da yakın çevresinden gördüğü günlük iltifat kotası dolmamıştır; fatura size kesilir. Diğer tarafa döndüğünüzde üstün bir performans sergilemediğiniz halde size iltifatlar eden yaptığınız işi veya kurduğunuz cümleyi göklere çıkaranlara rastlarsınız. Kıyafetiniz size fevkaladenin de fevkinde çok yakışmıştır. Ya da aldığınız küçük bir hediye sebebiyle harikulade bir dost hatta dost ötesisinizdir. Size iltifat etmekle kalmaz etrafınızdakilere de duyurur. Zekânızı öve öve zaten bitirememiştir. Durumu fark etmeniz zor. Ancak fark ettiğinizde “İz’an ya hu! Yok mu bunun dengesi?” demeniz kaçınılmaz.

Bazılarının çevresinden beklentileri ortalamaya göre farklılık gösterebiliyor. Psikolog Ayşe Handan Özkan bu farklılıkların sebeplerine değinmeden iltifat etmenin ve beklemenin fıtri olduğunu ifade ediyor. Çünkü iltifat, birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma, ilgi gösterme ve rağbet etme gibi olumlayıcı anlamlar taşıyor. Kültürümüzde de iltifat buyurulması, iltifata mazhar olma gibi kalıp ifadeler dozunda kullanılıldığında bu tavrın makuliyetini gösteriyor. Özkan, sosyal hayatımızda iltifatın mutlaka yeri olduğunu söylüyor fakat bazen bazı kimselerin beklentisi haddinden fazla olabiliyor. Bu beklenti yeterince karşılanmadığı takdirde, davranışa dönük yıkıcı eylemlerde bulunabiliyorlar. Alınganlık, hırçınlık, öfke gibi yansımaları olabiliyor. Duygularını saklayabilme becerisini gösterebilenler de kendi içlerinde yaşıyor. Özkan’a göre böyle durumlarda, taltif bekleyen kişilerin içinde bulunduğu durumla baş etmeleri olabildiğince zor. Çünkü ilgiye haddinden fazla alışan ve bu beklenti doğrultusunda hayatını sürdürenler, çok küçük yaşlarda iç dünyalarında büyük bir yıkım oluşmuş, bu sebeple güven duyguları ise yetersiz kişiler oluyor.

İltifat bekleyenlerin talepleri farklı alan ve konularda kendini gösterebiliyor. Kıyafetinin fark edilmesini bekleme, başarısına takdir alkış ve övgü bekleme, güzelliğinin sürekli tekrarlanması, hoş bir davranışta bulunduğunda minnet bekleme, fikir beyanında onaylanma gibi övgü gerektiren her konuda talepleri hayli yüksek oluyor. Sözle dile gelmese de beden dili bunu fazlaca yansıtıyor.

Cinsiyet rollerine göre iltifata dair beklentiler de farklı. Mesela kadınların güzellik veya giyim konusunda iltifat beklentisi yükselirken; erkekler başarı ve mal varlığı konusunda daha çok takdir bekliyor. Her insanın beklentisi olduğunun altını özellikle çizen Ayşe Özkan, aşırıya kaçan övgü ve pohpohlanma isteği, aşırıya kaçan iltifat beklentisinin narsizm sinyalleri verdiği görüşünde. Psikolojide bir durumu anormal olarak nitelendirmek için, normalden yani standart olandan sapması gerekiyor. İltifat beklentisi de bu standartların üstünde veya altında kalıyor ise problem tespiti kesinleşiyor.

Narsizmin tohumları ise en çok çocukluk döneminde atılıyor. Çocukken veya bebeklik döneminde oluşan narsistik çatlaklar, daha sonraki gelişim evrelerini etkiliyor. Çocukluk çağında ebeveyn tutumlarının, davranışlarının ve ebeveyn duygu durumlarının narsizm üzerindeki etkisi çok fazla. Çocuğa hiç ilgi gösteremeyen, major derecede depresif bir anne, veya kaygı bozukluğu olan bir baba farkında olmadan çocukta narsistik yaralar açabiliyor. Aşırı pohpohlama veya yetersiz ilgi ileride iltifat beklentisine sürükleyen en büyük etkenlerden.

Sürekli ilgi bekleyenler kadar olmasa da sürekli iltifat eden kişiler de toplum içerisinde hatırı sayılır ölçüde mevcut. Sürekli taltif eden kişilerin en büyük özelliği narsist kişilik yapısına sahip olan kişilerle çok iyi anlaşabilmeleri. Çok fazla iltifat edenler genellikle bağımlı kişilik yapısına sahipler. Böyle bireyler ise kendilerini çok değersiz, etrafındakileri de kendilerinden daha önemli ve yüksekte görüyorlar. Sosyal ve maddi olarak çevrelerinden daha alt seviyede olan ya da kendilerini öyle gören ailede yetişen bireylerde bu kişilik yapısı daha fazla görülüyor. İltifat etmenin ve beklemenin standart dozu yok. Özkan’a göre insanlar bu durumu kendileri yönetip kontrol edebilirler. Bu da kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılık gösterebilir. Kültür farklılıkları bile iltifat etme ve beklemede önemli rol oynuyor. Mesela, Arap ülkelerinde sünnet olmak çok olağan karşılanabilirken, ülkemizde sünnet olan bir çocuğa gereğinden fazla övgüde bulunuluyor.

Özkan, iltifata dair beklentiler, dürtü ve arzuların üstesinden gelebilmenin mümkün olduğunu ifade ediyor. Bu da bilinçle doğru orantılı. Önce bunu fark etmek gerekiyor. Sonraki aşama ise kontrol etmeye çalışmak. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8