Fenerbahçe Spor Kulübü, 3 Temmuz 2011'de maruz kaldığı şike kumpası ile ele geçirilme operasyonu, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ile gün yüzüne çıktıktan sonra herkesin dikkatini çekmeyi başardı. O dönemde başka bir kulüp bunlara maruz kalsaydı bu şekilde ayakta durması imkansızdı. Yönetim, taraftar, futbolcular, teknik heyet kenetlendi ve bugünlere geldi. Yıllardır sıkıntıları dile getiren Fenerbahçe cephesinde en öncü isim elbetteki Aziz Yıldırım. Yıllardır herkesin kendi rengi ve amaçları doğrultusunda dalga geçtiği isimler şimdi gündemin en önemli isimleri. Fenerbahçe'nin o dönemde yerden yere vurulan isimleri şimdi TV kanallarında el üstünde tutuluyor. Programlar bu isimleri yayına çıkartmak, resimlerini manşet manşet basan gazeteler röportaj yapmak için birbirleri ile yarışıyor.

Devlet kademeleri de şimdi iç temizlikle ilgilendiği için daha bu konuyu ele almadı ancak aldığında esas yangın o zaman çıkacak diye düşünüyorum. Şimdi esas konu bunun sonuçlarına göre Fenerbahçe'nin gelir kayıplarının nasıl karşılanacağı. Düşülen zor durumlar, prestij kayıpları, uluslararası arenalardan men cezaları, hapis yatan insanlar, kışkırtılarak darp edilen taraftarlar vs vs saymakla bitmez. Bütün bunların yanında yaşanan psikolojik travmalar. En önemlisi de maddi kayıplar. Bu günlerde yaşanan zorluklarla rakiplerinin gelir kazançları ve bunları size karşı kullanması.

Düşünün ki bir müsabakadasınız. Çok iyi durumdasınız ancak bir anda antrenörünüz alı konuluyor. Sizi destekleyenler salondan dışarı dövülerek, gaz atılarak dışarı çıkartılıyor. Haksızlıkları söyleyemiyorsunuz bile. Kimse sizi dinlemiyor ve herkes size hırsız diyor. Yine de ayakta dimdik duruyorsunuz. Bu sefer eliniz kolunuz zincirleniyor. Tam rakibinize vuracaksınız zincirleri çekiyorlar. Paranıza el konuluyor ve maddi olarak zorlanıyorsunuz. Tüm gelirleriniz engelleniyor. Hakemler ayarlanmış her yaptığınıza faul deniliyor. İşte Fenerbahçe bu durumdaydı.

Fenerbahçe için esas şimdi konuşma zamanı. Yıllardır anlatmaya çalışıp bir türlü sesini dinletemediklerinden dolayı bıkkınlık gelmiş. Bu apaçık belli. Ancak şimdi susma zamanı değil. O dönemde Fenerbahçe'nin bu durumundan nemalanan insanlar şimdi Fenerbahçe bayrakları bile açabilir. Bunlara müsade etmeden hakları koruma zamanı. Yıllık zarar olarak 45-50 milyon Euro gibi değerlerle yaklaşık 250 milyon Euro gelir kaybından bahsediliyor. Peki manevi zararlar, Prestij kayıpları. Bunları nasıl ölçecekler. En ideal durum elbetteki tam rakamı kimse bilemez ancak 500 milyon Euro gibi bir para Fenerbahçe'yi rahatlatacaktır. Kimse kusura bakmasın ama bunu kim ödeyecekse ödesin ki Fenerbahçe hem maddi olarak rahatlasın hem de psikolojik olarak gerekli takviyeleri yapsın.

Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu o dönemde çok çekti. Diğer yöneticiler de, taraftarlar da. Şimdi daha dik durma zamanı. O dönemde konuşulanları bıkmadan usanmadan tekrar haykırma zamanı. Bıkmadan, usanmadan, tekrar tekrar. Bugün verilecek bu ders yarın herkese de örnek teşkil edecek. Bugün tarih tarafından altın sayfalarda yerini almıştır.

banner48
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner37