vh medya

Günümüzü anlatan oyun, agar.io

Son zamanlarda internet üzerinden oynanan oldukça meşhur bir oyun var. İsmi Agar.io. Oyunu bilenleriniz biliyordur ama bilmeyenler için kısaca şöyle anlatalım. Eskilerin harita metod defteri diye bildikleri kareli defter tarzı beyaz bir zeminde rastgele dağıtılmış küçük noktalar var. Bu küçük noktaların boyları standart ve kayboldukca yerine rastgele yenileri oluşuyor. Siz oyuna başladığınızda bu küçük noktalardan sadece birazcık büyük bir nokta halinde oluyorsunuz. Daha sonra bu küçük noktaların üzerine gelerek bunları yediğiniz zaman gitgide büyüyorsunuz.

Günümüzü anlatan oyun, agar.io

Son zamanlarda internet üzerinden oynanan oldukça meşhur bir oyun var. İsmi Agar.io. Oyunu bilenleriniz biliyordur ama bilmeyenler için kısaca şöyle anlatalım. Eskilerin harita metod defteri diye bildikleri kareli defter tarzı beyaz bir zeminde rastgele dağıtılmış küçük noktalar var. Bu küçük noktaların boyları standart ve kayboldukca yerine rastgele yenileri oluşuyor. Siz oyuna başladığınızda bu küçük noktalardan sadece birazcık büyük bir nokta halinde oluyorsunuz. Daha sonra bu küçük noktaların üzerine gelerek bunları yediğiniz zaman gitgide büyüyorsunuz.

05 Nisan 2018 Perşembe 01:54
Günümüzü anlatan oyun, agar.io

Yalnız şu var ki, oyuna başladığınızda henüz boyutunuz küçük iken hızlı ve çevik hareket edebilirken, büyüdükçe hızınız yavaşlıyor. Tabi dikkat etmeniz gereken en önemli husus ise sizden önce bu oyuna başlamış olan ve sizden daha büyük olanlardan kaçarak varlığınızı devam ettirmeniz. Zira birisi sizi yediği zaman oyun bitiyor.  Şu kısa tasvirden sonra anladığınız üzere burası tam olarak; büyüklerin küçükleri yediği bir kurtlar sofrası. Agar.io

Peki bu kurtlar sofrasının başka bir kuralı yok mu? Son bir kural daha var. Yeşil renkte ve yine sağa sola rastgele yerleştirilmiş olan mayınlar var. Siz oyuna yeni başladığınız sıralarda boyunuz bu mayınlardan küçük iken bunların içerisinden geçebiliyorsunuz ve size bir zarar vermiyor. Fakat ortamdaki küçük noktaları veya  başkalarını yiyerek bu mayınlardan büyük bir hale geldiğinizde, bu mayınlara da dikkat etmeniz gerekiyor. Yoksa patlıyorsunuz ve onlarca küçük parçaya ayrılarak sizden büyük olmaya çalışan ufaklıklara yem oluyorsunuz.

Oyundan bu kadarı ile bahsettikten sonra bu oyunun, özellikle geçtiğimiz 2-3 yıllık süreç için ülkemizdeki gerçek hayata ne kadar benzediğini fark ettim. Nasıl mı? İsterseniz gelin, bunların ilk akla gelenlerini bir çırpıda altalta sıralayalım.

– Birileri, daha çok küçük oldukları zamanlarda en büyük olmak için yola çıkmışlar.

-Sonra hırsla ve sabırla çevrelerindeki küçük noktalardan başlayarak diğerlerini yemeye koyulmuşlar.

-Tabi bu sıralarda yeterince büyük olmadıkları için varlıklarını devam ettirebilmek adına büyükler ile iyi geçinip, onlardan sakınmışlar.

-Arada birileri bunları yediği zaman oyuna tekrardan ve hırsla yeniden başlamış, kendisini yiyen veya yeme ihtimali olanları bir yere kaydederek onlardan da zamanı geldiğinde hesabını sormanın planlarını yapmışlar.

-Sonra emeklerinin karşılığını almaya başlamışlar ve çevrede saygı duyulacak, dikkat edilecek bir büyüklüğe ulaşmışlar.

-Onlar belli bir büyüklüğe ulaşınca, artık bununla yetinmemeye ve en büyük olmak için kendilerinden büyük olanların hepsinin hakkından gelmeye odaklanmışlar.

-Bunu yapmak için çevrelerinde takım olarak çalışabilecekleri küçük, kullanışlı ve büyük bir balinanın etrafındaki onun sağladığı imkanlar ile beslenen küçük ama halinden memnun bir güruh da türemiş. Onları yeri geldiğinde harcayıp kendisi için kullanabileceği için çevrelerinde bulundurmaya özen göstermişler.

-Tabi küçük iken hızlı ve çevik olan bu yapı, büyüdükçe ve çevresindeki değersiz kalabalığı idare etme yükümlülüğü yüzünden hantallaşmış ve yavaşlamaya başlamış.

-Sonra bir paranoyaya tutulmuşlar. Çevrelerinde bulunan ve kendisinden küçük olduğu halde ileride kendisi için tehlike oluşturabileceğini düşündüğü diğerlerini, yandaşları ile birlikte yok etmenin derdine düşmüşler.

-Bunu yaparken artık bazı kuralları da gözardı ve hasıraltı yapmaya başlamışlar. O kadar büyüklermiş ki, kendilerini sınırlayan mayınlara pervasızca giriyor, patlayıp küçüldükleri sıralarda çevresinde bugünler için beslediği diğerleri sayesinde tekrar toplanıp bir bütün haline gelebiliyorlarmış.

-Onlar, artık gücün esiri, kural kanun tanımaz, büyük olmak için çıktıkları yolda tek kuralın kendinden daha küçükleri yemek olan bu oyunun bir esiri haline gelmişler. Kendileri alabildiğine büyük bir boyuta ulaşarak o an o oyunu online oynayanlar içinde en büyük haline gelmişler. Ama arkalarında kırılmış, dökülmüş, savrulmuş bir enkaz kalakalmış.

Tabi, bu bir oyun ama her oyunun da bir sonu var. Acıkırsınız. Hadi yemeği oyunun başında geçiştirdiniz. Tuvaletiniz gelir. Hadi kendinizi sıktınız ama nereye kadar. Bunun uykusu var, sağlığı var vs. Yunus’un ‘Gel biraz da sen oyalan’ dediği gibi bir de bakmışsınız ki saatler akıp gitmiş oyunun başında. Ertesi gün okul veya iş varsa sabah olduğunda bin pişmanlıkla güne başlarsınız.

Dedim ya; fena halde hayata benzer bir oyun olmuş bu agar.io kimileri için. Güçlü olanın güçsüz olanı yediği ve yok ettiği bu sistem biz sevsek de sevmesek de belli coğrafyalarda belli insanlar tarafından uygulanıyor.  Bizim topraklarımız adına acı olan ise kendi çıkarları için bu oyunu oynayanların, bir merhamet dini olan inançlarını buna alet etmeleri, kitleleri din ve inanç ile  kandırarak bunu yapmaları.  Temsil ettiklerini iddia ettikleri dinin güvenirliğini, haysiyetini ve namusunu gelecek adına da tehlikeye atarak, bu vebali bilinçsizce boyunlarına alarak yapmaları.

Hiçbir oyunun sonsuza dek sürmeyeceğini söylemiştik. Annemizin, çocukluğumuzun sokaklarında ve akşamlarında oynadığımız oyunun en güzel noktasında ‘Evladım. Baban geldi. Hadi bakalım eve’ dediği gibi bu oyun da bu dünya hayatı da ansızın bitecek. Ve herbirerlerimiz asıl yurdumuz olan ahiret alemine çağrılacağız. Bu çağrının annemizin çağırmasından farkı, ertesi gün o oyunu oynamak için başka bir şansımızın olmayacak olması.

Bu dünyada oynadığımız oyundan farkı ise  ‘Game Over’ yazdığında yeni bir jeton ile yeniden başlamak için artık imkan olmayacak olması. Sonrası mı; hadis-i şerif şöyle diyor; ‘Dünya hayatı, ahiretin mezrasıdır’. Yani burada ne ekiyorsak onu biçeceğiz; merhamet, iyilik, adalet, sevgi ya da büyük olma uğruna yapılan zulüm, haksızlık, hukuksuzluk, düşmanlık. Ne diyelim. Allah ötede herkesi sevdiğiyle etsin. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8