Samanyolu’nun tam merkezinde, bizden 26 bin ışık yılı ötede engin bir gaz ve yıldız bulutu içinde gizli, tüm galaksideki en ağır nesne bulunuyor. 4 milyon güneşin kütlesini içeren olağanüstü yoğunluğa sahip bir kara delik. Kendi yer çekiminden dolayı tek bir noktaya gelmiş. Kara deliğe ne kadar yaklaşırsanız çekimi o kadar güçlü olur. Oldukça yaklaşırsanız, ışık bile kurtulamaz. Çapı 25 milyon km. olan karanlık bir küre içine sarılmıştır. Böyle bir kara deliğin, zamanı galaksideki herhangi bir şeyden çok daha fazla yavaşlatarak zaman üzerinde dramatik bir etkisi vardır. Bu, onu doğal bir zaman makinesi yapar.

Günün birinde bir uzay gemisinin bu çarpıcı olağanüstü olaydan nasıl faydalanabileceğini hayal etmek istiyorum. Elbette öncelikle içeri çekilmekten kurtulması gerekecek. Sanırım hile, tam yan tarafına yönelmek; böylece ondan kurtulabilirler.

Tam olarak doğru hızda ve yörüngede olmaları gerekiyor yoksa asla kurtulamazlar. Doğru uygulanırsa, gemi yörüngeye çekilecek. 50 milyon km. çapında devasa bir daire. Burası güvenli olurdu. Hızı onu daha içeri çekilmekten kurtaracak yeterlilikte olurdu. Eğer bir uzay dairesi Dünya'dan ya da kara deliğin çok uzak bir yerinden görevi yönetiyor olsaydı her bir tam dönüşün 16 dakika sürdüğünü gözlemlerlerdi. Ancak gemideki cesur insanlar için bu yoğun kütleye yakın olmak, zamanı yavaşlatırdı. Ve buradaki etki, piramidin yanından ya da Dünya'dan aşırı derecede çok olurdu. Mürettebatın zamanı yarı yarıya yavaşlardı. Her 16 dakikalık yörünge için sadece 8 dakikalık bir zaman geçirirlerdi. Çevresindeki sürekli dönüşlerle, kara delikten çok uzak kimselere göre zamanı yarı yarıya hissederlerdi. Gemi ve mürettebatı zamanda yolculuk yapıyor olurdu. Hayatlarının beş yılı boyunca kara delik çevresinde daire çizdiklerini hayal edin. Başka yerde 10 yıl geçmiş olurdu. Eve geldiklerinde Dünya'daki herkesin kendilerinden 5 yıl daha yaşlandığını görürlerdi. Uzay gemisinin mürettebatı geleceğin dünyasına geri dönmüş olurdu. Mürettebat sadece uzayda değil, zamanda da yolculuk yapmış olurdu. Böylece, çok yoğun bir kara delik bir zaman makinesidir. Ama elbette, bu tam olarak uygulanabilir değil. Solucan deliğine göre avantajlı, çünkü paradoks yaratmıyor. Artı, kendini ani geri beslemelerle yok etmiyor. Ama oldukça tehlikeli. Daha önümüzde çok yol var. Üstelik bizi de, çok da geleceğe götürmüyor.

Şanslıyız ki, zamanda yolculuğun başka bir yolu daha var. Ve bu bizim gerçek bir zaman makinesi yapmak için son ve en iyi şansımız.

Dördüncü boyutta yolculuk etmek asla bir parktaki yürüyüş gibi olmaz, ancak bunu yapmak için şaşırtıcı derecede kestirme bir yol olduğu ortaya çıktı. Sadece çok hızlı, ama çok hızlı gitmelisiniz. Çok yoğun bir kara delikten uzak durabilmek için gereken yüksek hızdan bile çok daha büyük bir hız. Bu, evren hakkında başka bir ilginç gerçektir.

Kozmik bir hız limiti vardır. 300,000 km. Aynı zamanda ışık hızı olarak da bilinir. Hiçbir şey bu hızı aşamaz. Bunun kulağa tuhaf geldiğinin farkındayım ama bana güvenin; bu bilimde yer etmiş en iyi ilkelerden biridir. İster inanın ister inanmayın, ışık hızına yakın yolculuk yapmak sizi geleceğe taşır. Neden olduğunu açıklamak için, bir bilim kurgu ulaşım sistemini hayal edelim. Dünya'nın çevresini saran bir yol hayal edin. Çok hızlı bir tren için bir yol.Bu hayali treni ışık hızına mümkün olduğu kadar yaklaştırmak ve nasıl bir zaman makinesine dönüştüğünü görmek için kullanacağız. Trende, yolcularımızın geleceğe tek gidişlik bir biletleri var. Tren gitgide daha da hızlanıyor. Çok geçmeden, Yeryüzü'nü tekrar tekrar kat ediyor.Işık hızına ulaşmak, Yeryüzü'nü oldukça hızla kat etmek demektir. Saniyede yedi kez. Ama trenin ne kadar gücü olursa olsun, fizik kuralları buna imkan vermediğinden asla tam olarak ışık hızına ulaşamaz. Bunun yerine, son hıza çok yaklaştığını söyleyelim. Bu durumda, olağanüstü bir şey gerçekleşir. Zaman trende dünyanın geri kalanına nispeten daha yavaş akmaya başlar. Tam da kara deliğin yanındaki gibi, ama biraz daha çok. Trendeki her şey ağır çekimde. Bu hız limitini korumak için olur ve neden olduğunu görmek hiç de zor değil. Trende ileriye doğru koşan bir çocuk hayal edin. Onun hızı trenin hızına ilave edilir, bu yüzden kazara da olsa hız limitini geçmiş olmaz mı?

Cevap hayır.

Doğa kanunları, trende zamanı yavaşlatarak bu olasılığı engeller. Bu durumda hız limitini geçecek kadar hızlı koşamaz. Zaman hız limitini korumaya yetecek kadar her zaman yavaşlayacaktır. Ve bu gerçekten geleceğe, uzak mesafelere yolculuk ihtimalini ortaya çıkarıyor. Trenin 1 Ocak 2050'de istasyondan hareket ettiğini düşünün. Yüz yıl boyunca, tren Yeryüzü'nün etrafında defalarca dolanıp ve son olarak 2150'nin Yılbaşı'nda dursun. Yolcular sadece bir hafta yaşamış olurdu, çünkü zaman trenin içinde çok fazla yavaşlayacaktır. Dışarı çıktıklarında, bıraktıkları dünyadan çok daha farklı bir dünya bulurlardı. Bir haftada, 100 yıl geleceğe yolculuk yapmış olurlardı.

Elbette, böylesine bir hıza erişebilecek bir tren yapmak neredeyse imkânsızdır,ancak İsviçre'nin Cenova kentinde CERN'de dünyanın en büyük çekirdek hızlandırıcısıyla trene benzeyen bir şey inşa ettik. Yerin derinliklerinde, 100 km. uzunluğunda daire şeklinde bir tünel içinde trilyonlarca minik parçacık akışı, güç açıldığında, parçacıklar anlık saniyede saatte 0'dan 100 bin km’ye ulaşırlar. Güç arttırıldığında, parçacıklar tüneli saniyede 11 kez geçene kadar gitgide daha hızlanır, ki bu neredeyse ışık hızıdır. Ancak, aynen trende olduğu gibi, onlar da asla son hıza ulaşamazlar. Sınırım %99,99'luk kısmına ulaşabilirler sadece.

Bu olduğu zaman, onlar da zamanda yolculuğa başlarlar. Bazı son derece kısa ömürlü ”pi meson” adı verilen parçacıklardan dolayı bunu biliyoruz. Normal olarak, saniyenin tam 25 milyarda biri aralığında parçalanırlar. Ama ışık hızına yaklaştıklarında, 30 kat daha fazla dayanırlar. Bu parçacıklar gerçek zaman yolcularıdır. Gerçekten olay bu kadar basit. Geleceğe yolculuk etmek istiyorsak, tek yapmamız gereken hızlı gitmek. Oldukça hızlı. Sanırım muhtemelen bunu yapmanın tek yolu, uzaya çıkmak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner37