Geçmişten gelen ırksal, cinsel ve dinsel şovenizm, kuduz milliyetçi hırs artık işe yaramıyor.
Kim olduğum ve iyi mi kötü mü olduğum, başarılı olup olmadığım bunlar hep zaman içinde öğrenilmiş kavramlar. Bu bir yolculuktan ibaret, ve bunu istediğimiz zaman değiştirebiliriz. Sadece bir seçim. Çaba yok, çalışma yok, iş yok, tasarruf veya para yok. Oyunu yanlış anladığımı fark ettim. Oyunun amacı zaten olduğum şeyi bulmakmış.

İnsan zihninde radikal bir devrim yapmanın ne kadar önemli olduğunu göreceğiz. Yaşadığımız kriz bir bilinç krizidir.Bu kriz, artık eski normları, eski kalıpları ve eski gelenekleri kabul edemez. Ve dünyanın su anki halini göz önüne alırsak... Bütün sefaleti,çatışmaları, yıkıcı acımasızlığını saldırganlığını, ve diğer özelliklerini dikkate alırsak..İnsan hala eskiden olduğu gibidir.Hala acımasızdır, sert, saldırgan, açgözlü, rekabetçidir. Ve bu doğrultuda bir toplum oluşturmuştur.

Hastalıklı bir topluma ne kadar iyi uyum sağlayabildiği, Kişinin ne kadar sağlıklı olduğunun bir ölçütü olamaz.
Bugünkü toplum, bir dizi kurumdan oluşmuştur. Politik, yasal,dini kurumlardan sosyal sınıfa, benimsenen değerlere ve mesleki uzmanlaşmaya uzanan kurumlar. Bu gelenekselleşmiş yapıların kavrayışımızı ve bakış açılarımızı derinden etkilediği bellidir. Öte yandan içine doğduğumuz, boyun eğdiğimiz, altında şekillendiğimiz bütün bu sosyal kurumlar arasında hiç birisi para sistemi kadar kabul görmüş ve de yanlış anlaşılmış değildir. Para kurumu, neredeyse dini düzeye varan, sorgulanmayan bir inançla benimsenmiştir. Paranın nasıl oluşturulduğu, hangi politikalarla yönlendirildiği ve toplumu gerçekte nasıl etkilediği nüfusun büyük çoğunluğunun kayıtsız kaldığı konulardır.

Nüfusun %1'inin gezegendeki varlığın %40'ına sahip olduğu bir dünyada, her geçen gün 34.000 çocuğun yoksulluk ve önlenebilir hastalıklardan öldüğü bir dünyada ve nüfusun %50'sinin günde 2 dolardan az para ile yaşadığı bir dünyada açık olan bir şey var. Bir şeyler yanlış. Biz farkında olalım veya olmayalım, bütün kurumlarımızın varlığı ve buna bağlı olarak toplumun kendisinin varlığı paraya dayalıdır. Bu nedenle, para politikası kurumunun anlaşılması hayatlarımızın neden bu şekilde olduğunun anlaşılmasında kritik öneme sahiptir.

Ne yazık ki ekonomi genellikle kafa karıştırıcı ve sıkıcı bulunur. Art arda sıralanan finansal terimler, korkutucu matematikle birleştiğinde çabucak insanları anlamaya çalışmaktan uzaklaştırır. Ancak gerçek şu ki finansal sistemle ilişkilendirilmiş bu karmaşıklık, bir maskeden ibarettir. İnsanlığın karşı karşıya kaldığı, en yüksek sosyal felç etkisine sahip yapılardan birini gizlemek için tasarlanmıştır.

En umutsuzca köleleştirilmiş olanlar, gerçekte değilken kendisini özgür sananlardır.
                                                                                              "Johann Wolfgang von Goethe "
 
A.B.D. Merkez Bankası (FED) "Modern Para Mekaniği"

Bir kaç yıl önce A.B.D. Merkez Bankası, Federal Reserve, "Modern Para Mekaniği" adlı bir belge yayınlamıştır. Bu yayın, para yaratma işleminin kurumsallaştırılmış uygulamasını anlatmakta bunu Federal Reserve ve dünya ticari bankalar ağının desteklediği şekilde tanımlamaktadır.
Belgenin ilk sayfasında amacı şu şekilde tanımlanmıştır:


"Bu kitapçığın amacı, kısmi ihtiyat bankacılık sisteminde para yaratılması işleminin temel işleyişini tanımlamaktır."
Daha sonra kısmi ihtiyat sistemini çeşitli bankacılık terimleri ile anlatmaya başlar.

Tercümesi aşağı yukarı şu şekildedir:
A.B.D. hükümeti paraya ihtiyacı olduğuna karar verir. Federal Reserve'ü arayıp varsayalım, 10 milyar dolar ister. FED, "tabi ki, senden 10 milyar dolarlık hükümet bonosu alırız" şeklinde cevaplar. Sonuç olarak hükümet bir kaç parça kağıt alır. Üzerlerine resmi görünüşlü okkalı resimler çizer ve adını "Hazine Bonosu" koyar. Daha sonra üzerlerine 10 milyar dolar bedelleri olduğunu yazar ve FED'e gönderir. Şimdi resmi görünüşlü kağıtlar hazırlama sırası FED'de çalışanlardadır. Ancak onlar bu sefer kağıtların adını "Federal Reserve Note" (Banknot)  koyar. Tabi üstlerine 10 milyar dolar değeri olduğunu da yazarlar. FED daha sonra bu banknotları bonolarla takas eder. Bu değiş tokuş tamamlandıktan sonra hükümet 10 milyar dolarlık banknotu alır ve bir banka hesabına yatırır. Bu işlemin sonucunda bu banknotlar resmi olarak yasal alışveriş aracı olan para haline gelir. A.B.D. para arzına 10 milyar dolar eklenmiştir.
İşte bu kadar!. 10 milyar dolar yeni para yaratılmıştır. Tabi bu örnek genelleştirilmiş bir örnektir.

Aslında bu işlemler elektronik olarak gerçekleştirilir. Gerçekte A.B.D. para stokunun sadece %3'ü fiziksel olarak vardır. Geri kalan %97 esasında sadece bilgisayarda vardır. Şimdi, hükümet bonoları tasarımları itibariyle borç araçlarıdır. Ve FED bu bonoları satın aldığında hem de havadan yarattığı paralarla satın aldığında hükümetin gerçekte yaptığı iş bu parayı FED'e geri ödeyeceğine dair söz vermektir. Başka bir deyişle para borçtan yaratılmıştır. Beyni uyuşturan bu kısırdöngü, paranın borçtan veya yükümlülükten nasıl yaratıldığı, biraz daha egzersizle daha anlaşılır hale gelecektir.
Neyse, değiş tokuş yapıldı ve 10 milyar dolar şu anda ticari bir banka hesabında. İşler burada iyice ilginçleşiyor. Çünkü kısmi ihtiyat uygulamasına göre bankaya yatan o 10 milyar dolar anında bankanın rezervinin bir parçası haline geliyor. Tıpkı bankaya yatırılan bütün diğer paralar gibi. "Modern Para Mekaniği"nde belirtilen rezerv şartlarına göre: "Bir banka mevduatında bulunan paranın daha önceden belirlenen miktarı kadar yasal rezerv bulundurmak zorundadır."

Daha sonra bu oranı şu şekilde belirliyor:

"Güncel düzenlemeler ışığında, çoğu mevduat hesabına karşılık tutulması gereken rezerv %10'dur." Bunun anlamı, hesaba yatan 10 milyar doların, %10'u , yani 1 milyar dolar rezerv bulundurma zorunluluğu vardır. Geri kalan 9 milyar dolar rezerv fazlası kabul edildiğinden, yeni krediler için kullanılabilir. Şimdi, mantıksal olarak bu 9 milyar doların hesaba ilk yatan 10 milyar dolardan geldiği düşünülebilir. Ancak gerçekte olan bu değildir. Gerçekte bu 9 milyar dolar, 10 milyar doların üzerine ilave havadan yaratılmıştır. İşte para stoku bu şekilde artırılmaktadır.

Modern Para Mekaniği”nde belirtildiği gibi: Tabi ki onlar, yani bankalar, mevduatlarına aldıkları paralar ile kredi vermezler. Eğer böyle yapsalardı daha fazla para yaratılamazdı. Kredi verirken, yani parayı borç alanın hesabına geçirirken karşılığında senet alır, kredi sözleşmesi düzenlerler. Diğer bir deyişle bu 9 milyar dolar havadan yaratılabilir. Sırf böyle bir krediye talep olduğu için, ve rezerv şartlarını yerine getirmeye yetecek 10 milyar dolar bulunduğu için. Şimdi varsayalım bir kişi bu bankaya gidiyor ve yeni ortaya çıkmış olan bu 9 milyar doları borç olarak almak istiyor. Büyük olasılıkla bu parayı alıp kendi hesabına yatıracaktır. Ve işlem baştan başlar.

Hesaba yatan bu para bankanın rezervi haline geldiğinden %10'u rezerv olarak ayrılır ve geri kalan %90'ı yani 8,1 milyar doları artık daha fazla borç verilmek üzere yeni yaratılmış paradır.

Ve tabi ki bu 8,1 milyar dolar kredi olarak verildiğinde, kredi kullananın hesabına yatar ve ilave bir 7,2 milyar dolar yaratır.Bburadan 6,5 milyar... buradan 5,9 milyar... vesaire...

Teknik olarak bu borç vererek para yaratma döngüsü sonsuza kadar sürebilir. Ortalama matematiksel sonuç ise temel olan 10 milyar dolar karşılığında 90 milyar dolar yaratılabileceği şeklindedir. Diğer bir deyişle, Bankacılık sistemine yatırılan her tutar için, o tutarın 9 katı daha para havadan yaratılabilir. Para adamı ürpertir. İyiliksever Bank of America'dan derhal bir kavanoz teskin edici para ister. P-A-R-A. Kullanışlı, bireysel kredi şeklinde para. Böylece kısmi ihtiyat ayırmalı bankacılık sistemini anladığımıza göre mantıklı ama kaçamak bir soru aklımıza gelebilir:

Yeni yaratılan bu paraya değer kazandıran nedir?
Cevap: Zaten piyasada olan para. Yeni yaratılan para, tedavülde olan paradan değer çalar. Toplam para arzı, mal veya hizmetlere olan talepten bağımsız olarak arttığından ve arz ile talep birbirini dengelediğinden fiyatlar artar, ve her bir doların satın alma gücü düşer. Buna genel olarak enflasyon denir. Enflasyon temelde halk üzerinde gizli bir vergidir.

Genel olarak aldığınız tavsiye nedir?
"Paraya enflasyon uygulayın." derler. "Paranın değerini düşürün", veya "parayı devalüe edin" demezler.
"Güvendeki insanları dolandırın" demezler. "Faiz oranlarını düşürün" derler.
Asıl aldatmaca paranın değerini bozduğumuzda ortaya çıkar. Havadan para yarattığımızda, tasarruf diye bir şeyimiz olmaz. Yinede sözde "kapital" diye bir şey var. Sonuçta benim sorun gelip şuna dayanıyor: Nasıl olur da enflasyon problemini çözmeyi bekleyebiliriz?

Yani bunu para arzını artırıp daha fazla enflasyon getirerek nasıl yaparız? Tabi ki bu beklenemez.

Parasal büyümenin kısmi ihtiyat sistemi yapısal olarak enflasyonisttir. Para stokunu artırmak, ona karşılık gelecek mal ve hizmetlerin miktarını da ona orantılı olarak artırmadığınız takdirde, mutlaka paranın değerini düşürür. Aslında Amerikan dolarının tarihsel olarak değeri para stoku ile birlikte incelendiğinde bu konuyu kesin bir biçimde açıklar. Aralarındaki ters ilişki ortadadır. 1913'teki bir doların karşılığı 2007' 21,60 dolardır. Bu, Federal Rezerv ortaya çıktığından bu yana %96 devalüasyon, değer kaybı demektir. Şimdi, bu yapısal ve sürekli enflasyon size saçma ve ekonomik olarak kendi kendine zarar verir görünüyorsa bu düşüncenizi aklınızın bir köşesinde tutun. Göreceksiniz, finansal sistemimizin gerçek işleyiş şekli karşısında saçma kelimesi bile yetersiz kalmaktadır.

Finansal sistemimiz açısından para, borçtur. ve borç paradır. Buradaki grafik 1950 -2006 arası A.B.D. para arzını gösterir. Burada da aynı süre zarfı için A.B.D. ulusal borç stoku grafiği var. Trendlerin hemen hemen aynı olması çok ilginçtir. Daha fazla para demek, daha fazla borç demektir. Daha fazla borç demek, daha fazla para demektir. Başka şekilde ifade edersek; cebinizdeki her dolar birinin başka birilerine borcudur.
Hatırlayın: paranın ortaya çıkmasının tek yolu borçlanmaktır. Bu nedenle, eğer ülkedeki herkes, hükümet dahil borçlarını ödeyebilecek olsaydı, Tedavülde tek bir dolar bile olmazdı.

 "Eğer para sistemimizde borç olmasaydı, hiç para da olmazdı."
- Marriner Eccles -
 Federal Rezerv Başkanı
 30 Eylül 1941
Esasen, Amerika tarihinde ulusal borcun tamamen ödendiği en son zaman 1835'te Başkan Andrew Jackson Federal Rezervin öncüsü olan merkez bankasını kapattığı 1835'tir. Aslında Jackson'ın politik tabanı, merkez bankasını tamamen kapatmaya olan bağlılığı çerçevesinde şekillenmiştir. Bir noktada şöyle demiştir: "Bu bankanın hükümeti yönetmeye yönelik cesur girişimleri bu kurumun varlığını sürdürmesi halinde, veya benzeri başka bir kurumun kurulmasına kandıkları takdirde Amerikan halkının başına geleceklerin bir işaretçisidir" Ne yazık ki bu mesaj kısa ömürlü olmuştur. Uluslararası bankerler 1913'te yeni bir merkez bankasının, Federal Rezerv'in  kurulmasını sağlamışlardır. Ve bu kurum varolduğu sürece sürekli borç garantilenmiştir.

Şimdi, paranın krediler yolu ile ortaya çıkarılan borçtan türetildiğini konuştuk. Bu krediler bankaların rezervlerine dayalıdır. Ve rezervler de yatırılan mevduatlara dayalıdır. Ve kısmi ihtiyata dayalı rezerv sistemi ile yatırılan her tutar, orijinal değerinin 9 katı para yaratabilir. Sonuç olarak piyasadaki paranın değerini düşürerek toplumdaki fiyatları artırır. Ve tüm bu para borçtan türetildiği için, ve ticaret yolu ile piyasada serbest dolaştığı için, insanlar asıl borçlarından ayrı düşerler. Bunun sonucu olarak da insanların hayatlarını sürdürebilmek üzere gerekli parayı temin edebilmek amacıyla sürekli iş için rekabet etmek zorunda bırakıldığı sürekli bir dengesizlik hali ortaya çıkar. Her ne kadar işlemez ve ters gibi görünse de, bu denklemin dışında bıraktığımız bir şey daha var. Sistemin kendisinin hilekar yapısını ortaya koyan elemanı da budur.

Faiz uygulaması
Hükümet FED den borç aldığında, veya herhangi bir kişi bankadan borç aldığında, aşağı yukarı her zaman ham bir faizle geri ödemek durumundadır.Diğer bir deyişle, varolan her bir dolar eninde sonunda bankaya iade edilmek durumunda, ve üstüne de faiz ödenmek durumundadır.  Ama, Eğer bütün para Merkez Bankasından borç alınarak yaratılmış, ticari bankalar tarafından kredi olarak verilerek şişirilmiş ise, para sistemi içinde yaratılmış olan para aslında anapara olarak nitelendirebileceğimiz paradır.

Peki o zaman faiz olarak ödenecek olan para nerededir?
Hiçbir yerde. Öyle bir para yoktur. Bunun sonuçları ise inanılmazdır.
Bankalara geri ödenmesi gereken para her zaman piyasada olan paradan fazla olacaktır. İşte bu nedenle piyasada enflasyon ekonomide sabittir. Sistemdeki sürekli açığı kapatmaya yardımcı olmak için sürekli yeni paraya ihtiyaç vardır. Bunun sebebi de ödenmesi gereken faizlerdir. Bunun bir diğer anlamı temerrüt ve iflas matematiksel olarak sistemin bir parçasıdır.
Her zaman toplumda cebi delik olanlar ve şanssızlar olacaktır. Bu duru
m müzikli sandalye oyununa benzetilebilir. Müzik durduğunda, birisi mutlaka açıkta kalır. Amaç ta budur. Sistem istisnasız olarak bireylerin varlıklarını bankalara aktarmaktadır. Eğer mortgage kredinizi ödeyemezseniz, malınızı elinizden alırlar. Bu durum, kısmi ihtiyat sistemi yüzünden, ödeme zorluğunun kaçınılmaz olduğunu bildiğiniz zaman daha da çileden çıkarıcı olmaktadır. Hele bankanın size kredi olarak verdiği paranın yasal olarak aslında varolmadığı düşünülürse.

1969'dan bir dava
1969'da bir Minnesota mahkemesinde Jerome Daly bir adamın evinin kredi veren banka tarafından haczedilmesi ile ilgili bir dava görüldü. Adamın iddiası, mortgage sözleşmesinin her iki tarafının da, yani kendisi ve bankanın, aralarındaki alışverişe meşru bir varlık koymuş olması gerektiği idi. Hukuk dilinde buna "kıymet" (bir sözleşmenin temeli, bir tür kıymetin başka bir tür kıymet ile takasıdır) denir. Bay Daly savunmasında, paranın aslında bankanın malı olmadığını, ve sözleşme imzalandığı anda havadan yaratıldığını açıkladı. "Modern Para Mekaniği"nin kredilerle ilgili tabirini hatırlayın. Kredi verdiklerinde yaptıkları iş, kredi karşılığında senet kabul etmektir. Kredi alışverişi ile para rezervinde bir değişiklik olmaz. Ancak, yatırılan paralar, tüm bankacılık sistemine yeni giren para anlamına gelmektedir. Diğer bir ifade ile, para bankanın halihazırdaki varlıklarından gelmez. Banka bu parayı kağıt üzerindeki sorumlulukları hariç, kendinden hiç bir şey katmadan türetir.

Dava ilerlerken, bankanın başkanı kürsüye çıktı. Hakim kişisel notlarında, davacının, yani bankanın başkanının, federal rezerv ile işbirliği içinde bu parayı yarattıklarını, ve muhasebe kayıtları ve girişlerini kullanarak kredi kullandırdığını itiraf ettiğini belirtti. Para bu iki kurum onu yarattıkları anda ortaya çıktı. Bay Morgan ayrıca hiç bir A.B.D. yasasının ona bunu yapma yetkisi vermediğini de kabul etti.
Sözleşmede senede karşılık olacak yasal bir kıymet olması gerekir. Jüri böyle bir kıymet olmadığına karar verdi, ve ben de buna katılıyorum. Şairane bir biçimde şunu da ekledi: "Sadece tanrı yoktan var edebilir."

Bu durumun açığa çıkmasıyla, mahkeme bankanın haciz istemini reddetti. ve Daly evini elinde tuttu. Bu davanın sonuçları çok geniş kapsamlıdır. Her bankadan kredi alışınızda, adı mortgage olsun, kredi kartı olsun kredi olsun,size verilen para sadece sahte olmakla kalmaz, aynı zamanda kanuni olarak bir kıymet de taşımaz. Geri ödeme sözleşmenizi geçersiz kılar. Zira banka daha başta size vereceği paraya sahip değildi. Ne yazık ki, bunun gibi yasal farkına varma olayları örtbas edilir ve görmezden gelinir. Ve sürekli varlık transferi ve sürekli borç oyunu devam eder. Bu da bizi esas soruya getirir:

Neden?
Amerikan iç savaşı sırasında Başkan Lincoln Avrupa bankaları tarafından önerilen yüksek faizli kredileri geri çevirerek ülkenin kurucularının savunduğu şeyi yapmaya karar verdi. Bu, bağımsız ve yapısal olarak borçsuz bir para birimi yaratmaktı. Paranın adı "Greenback"ti. Bu eylem gerçekleştirildikten kısa bir süre sonra Britanya ve Amerika bankacılık çevreleri arasında şu içerikle bir iç belge dolaştı: "...kölelik iş gücünün sahibi olmaktır ve beraberinde işçilerin bakımını getirir. Avrupa planı ise... iş gücünün kontrol edilmesi, maaşlar yolu ile kapitalin denetiminde olmasının sağlanmasıdır. Bu da paranın kontrol edilmesi ile mümkündür.

Greenback'in varlığına izin verilmesi, üzerinde kontrolümüz olmadığından, yerinde olmayacaktır." Federal Rezerv tarafından uygulanan kısmi ihtiyat sistemi, dünya bankalarının önemli bir kısmı tarafından kullanılmakta olup, esasında modern bir kölelik sistemidir.
Düşünün, para borçtan yaratılıyor. İnsanlar borçlu olunca ne yapıyor? Borcu ödeyebilmek için çalışmayı kabul ediyor.
Ama eğer para ancak borç alarak yaratılıyorsa. Toplumun borçtan kurtulması nasıl mümkün olabilir?
Olamaz. Amaç ta budur zaten.

Varlıklarını kaybetme korkusu, sistemin yapısında olan sürekli borçluluk hali ve enflasyon, para stokunun yapısında olan, asla geri ödenmesi mümkün olmayan, faiz tarafından yaratılan, kaçınılması mümkün olmayan kıtlık hali, sadece piramidin en tepesindekilerin kaymağını yediği imparatorluğu, hamster tekerleğinde koşturarak, ayakta tutan milyonlarca maaş kölesini hizada tutar. Günün sonunda, gerçekte kimin için çalışmış oluyorsunuz? Bankalar!
Para bankada yaratılır, ve istisnasız olarak bankaya geri döner. Gerçek efendiler, destekledikleri şirketler ve hükümetlerle birlikte onlardır. Fiziksel olarak kölelik, insanlara aş ve barınak sağlamayı gerektirir. Ekonomik kölelik ise insanları bunu kendi başlarına yapmak zorunda bırakır. En büyük ustalıkla tertiplenmiş bir dolaptır. Ve temelinde,nüfusa karşı gizli bir savaştır. Borç, toplumları ele geçirmek ve köleleştirmek için bir silah, faiz de birincil cephanesidir. Çoğunluk bu gerçeğe duyarsız iken, bankalar, hükümetler ve şirketlerle birlikte ekonomik savaş taktiklerini mükemmelleştirmeye ve genişletmeye, Dünya Bankası ve Uluslararası Para fonu (IMF) gibi yeni üsler edinmeye, aynı zamanda yeni bir tip asker geliştirmeye devam ettiler.
Ekonomik tetikçilerin doğuşu. Bir milleti ele geçirip köleleştirmenin iki yolu vardır. Biri kılıçladır. Diğeri borçla. - John Adams -
 
Bir dahaki yazımızda A.B.D Ekonomik tetikçilerinin  ülkelere uyguladıkları  gizli operasyonlar hakkında çok çarpıcı detaylara yer vereceğiz.

Kaynak: Zeitgeist (2007http://www.imdb.com/title/tt1166827/
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halit 2017-01-21 07:22:43

Her kes okusun bunu. Uyanin !!!!

banner8

banner22

banner7

banner25