vh medya tuzla port

Günümüzde spor kulüplerinin başarılı addedilmeleri için adeta tek kriter var, futbolda elde edilen sportif başarı. Toplumun farklı kesimlerinden bakıldığında beklentilere bağlı olarak  başarı tarifi değişmektedir. Sportif olarak başarılı sonuçlar elde etmek, maçlarını kazanmak başarının tek ölçütümüdür? 

Yoksa içinde centilmenlik, rakibe saygı, fair play, tevazu gibi  kavramların yer aldığıbaşarılı,  sağlam bir zemin inşa edilemez mi? Başarı söz konusu olduğunda bireylerin görüşleri çoğu zamansadece bir maçın skoru ile sınırlı olsa da  özellikle kulüp başkan ve yöneticilerinin başarı olgusunu tariflerken sportif başarının yanında az önce saydığımız değerleri de ele almaları gerekmektedir.

Son dönemde özellikle Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Fikret Orman’ın ‘’Efendi Beşiktaş’’ söylemlerini diline pelesenk yapmış olması ile başta kendi şahsında kulübün algısını pozitif bir yöne çekmiş fakat bizim görüşümüzce nezaket sınavında maalesef sınıfta kalmıştır. 

Beşiktaş camiasında ‘’Tevazu’’ kelimesi ne yazık ki rahmetli Süleyman Seba’dan sonra anlamını yitirdi. ‘Beşiktaş’ı üzmeyin’ diyerek tüm samimiyetini duygulara döken bir başkandan, ‘Beşiktaş’a ceza verilirse dünyayı ayağa kaldırırım’ diyen ve cümlelerinde samimiyeti cımbızla aradığımız bir başkan görüşü arasındaki fark gözler önüne serilmiştir.

Buradaki sorun, zihniyeti taban tabana zıt olmasına rağmen, Beşiktaş’ın efendilikteki sembolü olmuş Süleyman Seba’yı kendi amaçlarının, gündelik hesapların malzemesi haline dönüştürmeye çalışmış olmasıdır. Kendisinde eksik olan bu kavramı ancak onun arkasına sığınarak kamufle etmeyeçalışmaktadır.

Avrupa’daki başarılı giden bir grafikleri olmasına ve gündemde çok tutunamamış, şampiyon bir takım olmalarına rağmen, şampiyonlukları Fenerbahçe Basketbol Takımının Euroleague de kupa kaldırmasıyla gölgede kalmıştır. 

Süper Ligde istediği yerde olmasa da Şampiyonlar Liginde gruplarını lider tamamlayıp son 16 takımın arasına girilmesi elbette bir başarıdır. Fikret Orman’ın artık kendisine mazhar olmuş söylemiyle ‘’İnşallah Beşiktaş’ın başarısıyla ilerleyen yıllarda Fenerbahçe ve Galatasaray’da bu noktalara gelir’’ şeklindeki ifadesi de komedi dalında Oscar alacak bir performanstır. Rakiplerinin bu seviyelerde yıllar önce oynadığından bihaber olması da spordaki bilgisinin ne derece mütecahil olduğunu göstermektedir. Değil bir kulüp başkanının sıradan bir taraftarın dahi sahip olduğu bu bilgilerden habersizce davranarak yaptığı bu söylemler en hafif deyimiyle şımarıkçadır. Ve efendilik kavramıyla en ufak bir ilişkisi yoktur. Esasen bu yaklaşımlar ileride söyleyenebilecekler düşünüldüğünde başka tehlikeler oluşturabilecek kapasitededir.

Türkiye’de üç büyük takım bir arada oldukça ezeli rekabetin gücü, güzelliği ve heyecanı gözler önüne seriliyor. Sürekli kendilerini kıskanılacak bir kulüp olarak addedip  ‘efendilik’ sıfatıyla tarif ederek diğerleri adeta bundan yoksunmuşcasına davranışlarda bulunmak bu üç büyük kulübün aralarındaki rekabetin güzelliğini veitimadı sarsar ve nitekim de sarsıyor. Ve bir o kadar da itici bir duruma sokuyor.

Hiçbir spor kulübüne karşı asla kişisel bir husumetimiz olmadığı gibi bir diyet borcumuzda yoktur. Fakat şunun da bilinmesini isteriz ki gönül verdiğimiz takımın hakkının, hukukunun yenilmesine asla müsamaha göstermediğimiz gibi razı da gelemeyiz. Bu da her Fenerbahçelinin kulübüne karşı sorumluluğunungereğidir. 

Fenerbahçe’nin gücü karşılaştığı tüm saldırılara ve engellemelere rağmen, taraftarından aldığı maddi,manevi destekle kendi yolunda yürüyebilme iradesine ve olanaklarına sahip olmasından kaynaklanıyor.Bütün bu saldırı ve engellemeler karşısında bir dönem sportif başarıdan uzaklaşılsa da sahip olduğu değer ve inançlardan asla taviz vermemektir Fenerbahçe.

Dünyada henüz eşi görülmemiş bir başarıyla her branşta tüm kupaları aynı yılda toplamış olan bir spor kulübüdür Fenerbahçe. Olimpiyatlara sporcu gönderip ülkesinin bayrağını göndere çektirerekülkedeki bütün vatandaşlara gurur kaynağıdır  Fenerbahçe. Biz hem ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olmanın gereklerini yerine getirip, hem de kendi gelirlerimizle Türkiye’de stadını, salonunu ve onlarca tesisini öz sermayemizle yaparak ilk sırada yer alacak bir gayret ortaya koyarız. İşte biz böyle bir Fenerbahçe’yiz.

Ve son söz; Kulüpler kendi bünyelerinde oluşturdukları değerleri ve  sportif başarılarını harmanladıklarında gerçek başarı ortaya çıkıyor. Savunulan değerler ve  uygulamalar farklı olup, üst perdeden rakiplerinin başarılarını yok saymak ise ancak kişileri ve pozisyonlarını gülünç duruma sokar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

tuzla port